Aylin, holding binasındaki odasında, elinde kahve bardağıyla camdan dışarı bakıyordu. Dünkü kazanın öfkesi hâlâ geçmemişti. Masasının üzerinde Kaan’ın çalıştığı kurye firmasının ve tamirhanenin bilgileri duruyordu. Telefonu çaldığında asistanının sesini duydu:
"Aylin Hanım, aşağıda sizinle görüşmek isteyen Kaan Yılmaz adında bir beyefendi var. Randevusu yok ama oldukça ısrarcı."
Aylin’in dudaklarında zafer kazanmış bir kadının tebessümü belirdi. "Yukarı alın," dedi soğuk bir sesle.
Birkaç dakika sonra kapı açıldı. Kaan içeri girdiğinde, Aylin onun üzerindeki eski deri ceketi ve kot pantolonuyla bu lüks odaya ne kadar aykırı durduğunu fark etti. Ancak Kaan’ın bakışlarında en ufak bir eziklik yoktu; aksine, gözleri meydan okuyan bir alevle parlıyordu.
"Demek ayaklarıma kadar geldin, Kaan," dedi Aylin, koltuğuna gururla yaslanarak. "Borcu ödemeye mi karar verdin?"
Kaan masaya doğru yürüdü, ellerini ceplerine soktu ve doğrudan Aylin’in gözlerinin içine baktı. "Annemin ilaç masrafları olmasaydı, o kırdığın aynayı senin o lüks arabana fırlatırdım, Karahan. Ama dürüst olacağım; o parayı nakit ödemem imkansız."
Aylin kaşlarını kaldırdı. "Öyleyse hapishane fikrine alışsan iyi edersiniz."
"Sana bir teklifim var," dedi Kaan, sesini kalınlaştırıp Aylin’e doğru hafifçe eğilerek. Aramızdaki mesafe azaldığında Aylin’in kalbi garip bir ritim kaçırdı. "Geceleri tamirhanede çalışıyorum ama gündüzlerim boş. Borcum bitene kadar senin özel şoförün olacağım. Seni o beğenmediğin sokaklardan, o parayla satın aldığın dünyandan ben koruyacağım."
Aylin şaşırmıştı. Babasının ısrarla peşine takmak istediği korumalardan nefret ediyordu. Ama karşısındaki bu dik başlı, yakışıklı adamı burnunu sürtmek için emri altına almak... Bu fikir hoşuna gitmişti.
"Güzel," dedi Aylin, ayağa kalkıp Kaan’ın tam karşısında durarak. "Ama kuralları ben koyarım. Ne zaman çağırırsam geleceksin. Ve bana 'küçük hanım' demeyi bırakacaksın."
Kaan hafifçe gülümsedi, bu gülüş Aylin’in içini eritti ama belli etmedi. "Tamam, patron," dedi Kaan, kelimenin üzerine basarak.
İlk İş Günü – Gece Yarısı
Aylin, babasının zorlamasıyla gittiği sosyetik bir gece kulübünün çıkışında, alkolü fazla kaçırmış olan eski flörtü Hakan tarafından kolundan tutulmuştu.
"Bırak beni Hakan, seninle gelmiyorum!" diye tersledi Aylin, kolunu kurtarmaya çalışarak.
"Naz yapma Aylin, bu gece benimle geleceksin," diyerek Hakan onu daha sert çekti. Aylin tam çığlık atacakken, gecenin karanlığından siyah spor arabanın kapısı açıldı.
Kaan, hızlı adımlarla aralarından geçti. Hakan’ın kolunu öyle bir kavradı ki, Hakan acıyla inledi. Kaan, Hakan’ı tek hamlede geriye doğru itti ve Aylin’in önüne adeta bir duvar gibi siper oldu. Omuzları geniş, bakışları öldürücüydü.
"Dokunma kadına," dedi Kaan, sesi gecenin ayazı gibi gürledi. "Seni o takım elbisenin içinde harcarım."
Hakan korkuyla geri adım atıp arabasına doğru kaçarken, Aylin şok içinde Kaan’a bakıyordu. Kaan arkasını döndü, Aylin’in titreyen omuzlarına baktı. O an ilk kez gözlerinde o sert tamirci değil, korumacı bir adam vardı.
Kaan, arabasının arka kapısını açtı ve hafifçe eğilerek Aylin’e baktı: "Gidelim mi, küçük hanım? Cam sarayına dönme vaktin geldi."
Aylin arabaya binerken kalbinin sesini Kaan’ın duymasından korkuyordu. Aralarındaki o nefret, yavaş yavaş tehlikeli bir çekime dönüşüyordu.