Güneş her sabah tekrardan doğar , yeni bir gün başlar . O gün ya aynı geçer ya da hayatınız değişir . Gözlerini açtığında bambaşka bir yerde uyanabilirsin ya da gözlerini hiç açamazsın . Sabahın ilk ışıkları aralık olan perdeden yüzüme vuruyordu , tek gözümü açıp etrafa baktığımda gördüğüm karşısında ne yapacağımı bilemedim . Pars Alkan yatağın diğer tarafında yüz üstü şekilde yatıyordu , çarşafı kendime doğru çektim . Aldığı derin nefes daha çok irkilmeme sebep oldu "Bi rahat dur Saye , uyutmadın kaç saattir" sesini duyunca yataktan kalkmaya çalıştığım fakat bileğimi tutarak beni kendine çekti "Sen kaçmaya baya meraklısın" dediğinde bir birimize çok yakındık "Bırak kolumu pislik" bu adam benim dediğim hiç birşeyi umursamıyordu . Gözleri sürekli dudaklarımdaydı , hızlı hızlı alıp verdiğim nefesler onun suratına çarpıyordu " Sadece bakarken heyecanlanıyorsan öpersem ölürsün demek ki" kolumu bırakıp yatağa geri yattı . Yataktan kalkıp banyoya doğru giderken arkamdan ıslık çalmaya başladı "Vay yakışmış pijama" hızlıca banyodan içeriye girdim ve kapıyı kilitledim . Banyo oldukça genişti , beyaz renkte döşenmişti . Ellerimi makyaj aynasının mermer tezgahına dayadım , aynada gördüğüm kişi ben olamazdım . Babam gerçekten beni o adama satmışmıydı? Ben bu adama neden cevap veremiyordum ?
"Tabi cevap veremezsin , adam Zeus gibi . Buna cevap verirsen çarpılırsın Saye"
yan tarafta aynanın kenarından beni izleyen Saye'ye dönüp baktım , benim aksime çok mutluydu "Sen hiç konuşma , dün sana o kadar ihtiyacım vardı ama ortalıkta yoktun şimdi de gelmiş yorum yapıyosun" Saye bana gülüyordu
"Bağırma beni sadece sen duyup görüyosun unutma , adam senin deli olduğunu anlayıp atmasın kapının önüne bizi ."
Bağlı olan saçlarımı çözdüm , mermer tezgahın altı çekmece doluydu . En üstteki çekmeceyi açtım , bulduğum kırmızı tarakla saçlarımı taramaya başladım. Saye hayla oradaydı gitmemişti , ben saçlarımı tararken beni izliyordu
"Yirmi üç yaşına geldin hayla benle konuşuyorsun, bir de beni gelmedim diye azarlıyorsun ."
Saçlarımı bileğime taktığım tokayla tekrar at kuyruğu yaptım . Son kez ona doğru baktım
"Bizim bir suçumuz yok , bütün suç o babamız olacak olan herifin."
O çok haklıydı her zaman olduğu gibi , banyonun kapısını açtım ve odaya girdim . Etrafta kimse yoktu , üzerimi rahatca değiştirebilecektim . Kıyafet dolabının kapağını açtığımda gördüklerim karşısında şaşırmamak imkansızdı , dolapta ki bütün kıyafetler etiketliydi . Hepsi teker teker özenle hazırlanmıştı , biraz kurcalayınca giyebileceğim gri bir eşofman ve mavi bir kazak bulmuştum . Dolabın içerisindeki en altta bulunan çekmeceyi açtığımda çok daha fazla şaşırmış ve rahatsız olmuştum , çekmecede paketleriyle iç çamaşırları vardı . Hepsi yeni alınmıştı, şu an tek isteğim bu dolaptaki hiç bir şeyi onun almamış olmasıydı . Merak edip bir tanesini paketinden çıkartıp havaya kaldırdım
"Vay damat bey baya zevkliymiş , kırmızı bi de kız"
yatağın üzerine oturmuş olan Saye'ye döndüm "Sussana sen" bi anda odanın kapısı açıldı , ne yapacağımı bilmediğim için elimdeki südyenle öylece kalakaldım. İçeriye giren Pars'dı , kapıyı kapatıp yanıma doğru yaklaştı "Beğendin mı?" Elimdekini dolabın içine fırlatıp kapaklarını hızlıca kapattım . Pars gülmeye başladı "Sen neden bi anda daldın içeriye , insan bi kapı çalar öküz . Ya çıplak olsaydım" ben ona bağırırken Pars hayla gülüyordu "Yanlız gelin hanım ben sana sürekli kocan olduğumu hatırlatmak zorunda mıyım?" Bir de yüzlü yüzlü soru soruyordu , kapıyı açtım ve çıkması için dışarıyı işaret ettim "Çık hadi , çık üzerimi değiştiricem" Pars yavaş yavaş kapıya doğru yaklaştı. Çıktığı sırada tam kapıyı kapatacaktım ki ayağını araya koyup bana doğru fısıldadı "Ha bu arada bence sen dene onu , yakışır sana" hayla sırıtıyordu pislik "Pars Alkan çık dışarı , pislik" gülerek ayağını aradan çekti , kapıyı kapattım ve kendimi kıyafetlerle birlikte banyoya kilitledim .
♡
Aşağıya indiğimde Pars mutfaktaydı, ana kapıya doğru sessizce ilerledim . Dışarıda koruma falan yoktu , kapıyı açmak için kapı kulbunu aşağıya indirdim fakat kapı yine ve yine kilitliydi . İçeriden gülme sesi gelmeye başlamıştı "Saye , sesime gel güzelim . Dışarıda değilim mutfaktayım" sinirden delirmek üzereydim ben nasıl kaçamıyordum bu evden , hızlı adımlarla yanına gittim. Mutfağa girdiğimde elinde bir tava ile ocağın başındaydı. Kaşlarım çatık şekilde onu izlemeye başladım , üzerinde bir önlük eksikti . Bu adam kafayı mı yemişti? "Yok yok henüz kafayı yemedin , bu adam on numara beş yıldız . Daha ne istiyorsun kız , elin sıcak sudan soğuk suya değmez işte" Saye arkamdan yaklaşmış ve yine saçmalıyordu . Pars buz dolabına doğru ilerledi , dolabın kapağından iki yumurta aldı . Ocağın üst kısmında bulunan dolaptan bir adet kase çıkarıp yumurtalari çerisine kırdı , elindeki çatalla yumurtayı çırptı . Hazırladığı yumurtayı tavaya döktü , işini oldukça dikkatli yapıyordu . Ben bu adama çekiliyor gibiydim galiba , "Şimdi de sapıklığa mı başladın bücür?" Sesi irkilmeme sebep oldu , ona doğru yaklaştım "Sen kimsin ya , ne istiyorsun benden?" Tavada bulunan yumurtayı havaya atıp ters çevirdi , derin bir nefes aldı "Bişeyler yiyelim oturup anlatacağım küçük hanım" yanan ocağı kapattı ve tavayı mutfak adasının üzerine koydu . Tavanın içerisinde sucuklu yumurta vardı , burnuma gelen kokuyla kusmamak için geriye çekildim . Pars şaşkın gözlerle bana bakmaya başladı , "Bi sorun mu var?" Diye sordu kaşaları çatıktı "Veganım ben , kokusu midemi bulandırıyor" koku oldukça yoğunlaşmaya başlayınca kendimi mutfaktan dışarıya attığımda yukarıya çıkan merdivenlere oturdum . Pars hızla yanıma geldi , elimden tutup beni kaldırdı ve yukarıda bulunan banyoya götürdü . Banyoya girdiğimizde kapıyı kapattı , arkamda durarak suyu açtı ve tek eliyle aldığı suyla yüzümü yıkadı . Suyu kapatıp beni kendine çevirdi , iki eli lavabonun iki kenarındaydı . Onun kollarının arasındaydım , çok yakın duruyordu . Verdiği her nefes yüzüme çarpıyordu , önüme gelen bir tutam saçı parmağına dolayarak kulağımın arkasına attı "Kusura bakama bilmiyordum , daha iyi misin şu an?" Gözleri çok ilgili ve şevkatli bakıyordu. Yutkunduğumda gözleri dudaklarıma kaydı , dudaklarımı yalayarak ıslattığımda adem elması hareket etti . Tam olarak gözlerinin içine bakıyordum "Bakma öyle , yanarsın" dediğinde tekrar yutkundum , bir süre öylece birbirimize baktık "Hadi inelim mutfağa , dolapta yeşillik falan vardı" dediğinde kafamı salladım . Kollarının arasından çıkmaya çalıştığımda derin bir nefes aldı "Ah Saye , ah ne yapacağım ben seninle" beni serbest bıraktığında direkt banyodan dışarıya çıktım . Merdivenlerden inerken arkamdaydı , birlikte mutfağa girdiğimizde ben buz dolabına yöneldim o da mutfağın bahçeye açılan çift taraflı ahşap kapılarını açtı . Dolapta bulduğum yulaflı ve badem sütünü çıkarttım , Pars dikkatlice beni izliyordu . Elimdekileri tezgahın üzerine bıraktım ve az önce Pars'ın kase çıkarttığı yerden başka bir kase daha aldım , ben yulaflı hazırlarken Pars dikkatlice beni izliyordu . Yulaflı ve sütü dolaba geri koyduğumda bakışları beni rahatsız ediyordu , kaseyi alarak mutfak adasına koydum . Sandalyeyi çekip mutfak adasına yaklaştım, Pars arkasına dönüp bir çekmeceyi açtı ve bana bir kaşık verdi . Yemeğimi yerken sorgulayıcı gözlerle bana baktı "Bir sorun mu var?" Diye sorduğumda kaşlarını çatarak tabağımı gösterdi "Sen onunla doyacağına emin misin , bi de bu veganlık kalıtsal falan değil dimi çocuklarımıza da geçmişini istemem doğrusu" son dediğiyle öksürmeye başladım "Çocuklarımız derken?" Sorduğumda bana gayet normal bir şeyden bahsediyormuş gibi bir bakış attı , "Evet , evliyiz ya hani biz unutmasan mı ? Yakında bizden çocuk falan beklicekler , gözleri sana benzeyen" bu adam gerçekten delirmişti . Ona doğru yaklaşıp fısıldamaya başladım "Çok beklerler. Ayrıca benim neden burada olduğumu konuşmadan önce dişlerini fırçalasan iyi olur , leş gibi sucuk kokuyorsun" o da bana doğru yaklaştı "Sen kurban ol benim kokuma , senin o yeni yetme arkadaşlarına benzemem ben" leş gibi kokuyordu gerçekten , yüzümü buruşturarark ondan uzaklaştım ve oturduğum yerden kalkarak mutfaktan çıktım . Ev oldukça genişti "Salon ileride solda , şömine yanıyor" diye seslendi , salona gidip şöminenin karşısındaki üçlü koltuğa oturup onu beklemeye başladım.