İçeriğe geç

ÇAKAL - BxB

Bölüm 1 · 5 dk okuma

ÇAKAL - BxB

Bölüm 1

1.

Hoppalaaaaa, başladı gene bizim aylakgezen 🤣🤣

09.12.2023

Başlama tarihlerinizi alayım gençler 😉🙃

Navigasyonun gösterdiği yolu izleyerek sanayi sitesine giren genç dükkanların tabelalarına bakıp yanındaki arkadaşına döndü.

"Oki, sanırım yaklaştık."

Yanındaki genç ise başını yavaşça sallayıp navigasyonun gösterdiği noktaya bakarak "Doğru adresi bulduğuna emin misin? Burası biraz şeye benziyor.."

"Buldum. Bak işte orada. Dükkanın tabelasına bak." deyip onun sözünü kesen genç, tamirci dükkanlarının önünden geçerek sağa çekip park etti.

Sanayi esnafı gördükleri son model araba karşısında birbirlerine el kol hareketleriyle işaret etmeye koyulduğu sırada arabasından inen turuncu kıvırcık saçlı genç güneş gözlüğünü çıkarttı. Sağına dönüp kepenkleri kapalı dükkanı gördüğünde kaşlarını çatarak etrafına bakındı.

Arabadan inen arkadaşı da gözlüklerini çıkartıp yoğun makine ve kaynak makinesinin sesleri arasında "Tim, burası kapalı." derken yanlarına bir kaç genç yaklaştı.

"Hayırdır birader, birine mi bakmıştınız?"

Timuçin karşında dikilen ve üstü başı yağ içinde olan yirmili yaşlarındaki gence bakıp kibarca selam verdi.

"Merhaba, ben birine bakmıştım." derken kapalı dükkanı gösterdi.

"Burada Yakup diye biri çalışıyor mu?"

Kaşlarını çatarak düşünüyormuş gibi elini ensesine atan genç "Yakup derken?" diye sordu.

Elini onun omzuna atan diğer genç ise gözlerini kısarak karşısındaki ince beyaz gömlekli Timuçin'i şöyle bir süzüp arkasındaki arabaya baktı.

Ağzını yaya yaya "Varsa bi sıkıntı halledelim abi, tam yerine geldin." deyip dükkanı gösterdi.

"Asım Dayı bir aydır kapalı ama bizim dükkanda bakarız arabaya."

Timuçin hızla eli kaldırıp sallayarak "Hayır, hayır arabada bir sıkıntı yok. Sadece Yakup diye birini arıyorum." deyince diğeri "Haa anladım, alacaklıyım diyorsun yani" dedi.

Timuçin'in yanına gelen arkadaşı oflayarak "Hayır kardeşim alacaklı da değiliz, birini bulmak için geldik." dedi.

İki gencin etrafını iyice saran kalabalık motor sesleri arasında hâlâ ne aradıklarını anlamadıkları için tetikte bekliyorlardı. Sonunda konuşmaya sonradan katılan esmer yüzlü genç "Valla dediğin ismi çıkaramadık ama sorduralım gardaşım" deyip arkasını döndü. Sert bir ıslık çalıp bekledi.

Islık sesinin ardından bir kaç dükkan ilerideki kaynak makinesinin sesi kesildi.

"ÇAKAL."

Bir kaç saniye sonra dükkandan çıkan beden başındaki kaynak maskesini yukarı kaldırıp ne oldu der gibi göz kırptı.

"Bak hele bi buraya."

Siyah atletli, düşük bel mavi kot pantolonlu genç maskesini çıkarıp kalabalığın yanına doğru yürürken bir yandan da ortalarına aldıkları Timuçin'e gözlerini kısarak bakıp yukarıdan aşağıya doğru süzdü, Boynunu kütletirken gevşek hareketlerle elini kolunu sallayarak yanlarına gitti.

"Hayırdır gardaş."

Az önce seslenen esmer çocuk başıyla Timuçin'i

göstererek "Bu kardeş Yakup diye birini arıyormuş, Asım dayının dükkanına gelmiş" deyince Çakal lakaplı genç kaşlarını çatarak önce kepenkleri kapalı dükkana ardından meraklı gözlerle onu izleyen çocuğa döndü.

"Yakup'u napcanız gardaş, sıkıntı ne?" derken göz kırptı.

Sanayi esnafı isim sormuşturmaya gelenlere güvenmedikleri için söyledikleri isimleri ya bilmiyormuş gibi yapıyorlardı ya da niyetleri kötü değilse söylüyorlardı. Kimse kimseyi tam olarak tanımasa bile sanayiden birini almak pekte kolay değildi.

Timuçin'in arkadaşı gevşek tavırlarla konuşan çocuğa göz devirirken Timuçin elindeki telefondaki adresi göstermek için ileri adım attı.

"Abimi arıyorum, adı Yakup. Burada çalıştığını öğrendim ama dükkan kapalı galiba."

Etraflarındaki kalabalık işlerinin başına dönerken kumral yüzünde koyu kahve gözlerini karşındaki gence diken çakal dudaklarını büzerek elini ensesine attı.

"Valla gardaş aylar önce Asım dayının bi çırağı vardı ama adı Yakup muydu değil miydi hatırlamıyorum." deyip kendi kaynak dükkanını gösterdi.

"Gelin hele bi şu dükkana, mahalleye sorduralım bakalım çırağın adı neymiş."

Aralarından ayrılmak için fırsat kollayan esmer çocuk "Senin kulağın kesiktir koçum, işini görelim misafirlerimizin" dedi, hadi eyvallah der gibi başını sallayarak uzaklaştı.

Çakal'ın onları oyalayıp başından savacağına emindi. Çoğu gelen Çakal'a denk gelip Ali Cengiz oyunuyla eli boş dönüyordu.

Timuçin ve arkadaşı, onları beklemeyip elini kolunu sallaya sallaya dükkanına doğru yürüyen genci takip etti.

Dükkana girdiğinde eski bir dolabın içindeki telefonunu çıkaran Çakal, beline taktığı bez parçasını alarak boynundaki teri sildi. Dükkana giren ikiliye boş iskemleleri işaret ederken telefonu kulağına götürdü.

"Selamünaleyküm Eşref, Asım dayının yanında çalışan şu çırağın adı neydi, söyle hele bi."

O, hmlayarak dükkanın içinde volta atarken Timuçin onu izlemeye koyulmuştu. Altındaki pantolon neredeyse belinden düşmek üzere olan gencin belinde ucunu gördüğü dövmeyi inceledi. Bakışlarını geniş omuzlarından yukarı doğru çıkartırken kaşlarını çatarak ona bakan gençle hızla gözlerini çekip yanında huzursuzca oturan arkadaşına baktı.

Onun da volta atan genci izlediğini fark ettiğinde ikisinin gözleri karşılaştı. Arkadaşı Oktay'ın bakışları daha çok küçükseyiciydi. Yüzünü ekşiterek göz devirdi.

Telefonu "Eyvallah ciğerim" diyerek kapatan Çakal huzursuzca oturan ikilinin yanına gidip kirli sakallarını sıvazladı.

"Valla gardaş senin aradığın adam firari" deyince Timuçin kaşlarını çatarak anlamaz gözlerle baktı.

"Firari derken?"

Çakal dudaklarını büzüp ellerini iki yana açtı.

"Yani anlayacağın işi bırakmış bir kaç ay önce, ortalıkta yok."

Timuçin oflayarak oturduğu iskemleden kalktı.

"Nereye gittiğini bilen kimse yok mu? Bi adres falan

bırakmış mı?"

Oktay da ayağa kalkıp Timuçin'in kolunu tutarken "Gidelim artık Tim, burada değilmiş işte, yeniden araştırırız" dedi.

Bir an önce dükkandan çıkmak istiyordu, hatta beynini zorlayan demir seslerinden kilometrelerce uzaklaşmak.

Timuçin eli boş dükkandan çıkarken "Yine de teşekkür ederim zahmet verdik" diyerek başını salladı.

Çakal telefonla konuşurken bıraktığı maskeyi alırken "Ne demek gardaşım, umarım aradığını bulursun." diyerek onların ardından dükkandan çıktı.

İkili arabanın yanına dönerken Timuçin'in suratı asık, neredeyse ağlayacak gibi mutsuzdu. Bir kaç ay önce öğrendiği abisini bulacağına emindi, umutluydu. Ama ne yazık ki İstanbul'a eli boş dönecekti.

Onların gidişini izleyen Çakal, kıpkırmızı Ferrari SF90'a uzun uzun bakıp sırıttı. Arkalarından ıslık çalınca Timuçin yürümeyi bırakıp arkasını döndü.

"Bir şey mi diyecektiniz?"

Çakal elini kolunu sallayarak yanlarına gidip başını yavaşça salladı.

"Sana Yakup'u bulurum ama bi tur vereceksin."

Timuçin'in kaşları hızla yukarı kalkarken ağzını aralandı.

"Neyi?"

Dilini üst dişlerinde gezdiren genç Timuçin'in arkasındaki arabayı işaret etti. Timuçin ise arabayı gösterdiğini anlayınca tuttuğu nefesi yavaşça bırakıp arkasını döndü.

Beyaz teni pancara dönerken tekrar Çakal'a bakıp hızla başını salladı.

"Tamam kabul."

Çakal sırıtarak elini uzattı.

"Sözünden dönen top olsun mu?"

Timuçin bu kez şokla gözlerini açıp "Hı" deyince Çakal kahkaha attı.

Derin bir nefes veren kıvırcık saçlı, mavi gözlü çocuk istemsizce gülümseyip karşısındaki gence elini uzattı ve yavaşça sıktı.

"Olsun."

Kahveler mavilerle buluştuğunda ikisinin de dudakları keyifle kıvrıldı.

Yumuşak tenine elini iyice saran Çakal dilini yanağının içinde dolandırıp tek kaşını kaldırdı.

"Öyleyse tanışalım gardaşım. Ben Alaz, namı değer Çakal."

Onun eli arasında küçücük kalan elini çekmesi gerektiğini bile fark edemeyen genç ise dudaklarını ıslatırken yavaşça başını salladı.

"Memnun oldum Çakal Bey..." dedi ama ardından hızla başını iki yana sallayıp "Pardon, Alaz Bey. Ben de Timuçin" diye düzeltti.

Çakal, lakabını bey diye söylemesine gülerken Timuçin yeniden kızarmaya başladı.

Bi Angara Serüvenine Hoşgeldiniz😎🤪🤣

Bölüm sonu

5 yorum