İçeriğe geç

Cadının İntikamı

Bölüm 1 · 6 dk okuma

Cadının İntikamı

Bölüm 1

Kaçış

Sıcak bir yaz gecesiydi.

Siyah bol bir hırkayı üstüme geçirip dışarı çıkmıştım.Hırkam pelerin gibi arkamda dalgalanırken adımlarım ,yağmur sonrası ıslak olan betonda su sesleri çıkartıyordu.

Yaklaşık 10 dakikalık bir yürüyüş sonrası mekâna vardım.

İçeriden gelen haraketli müzikte dans edenler ya da içmekten nefesi kokmuş bir takım insan benim içeri girdiğimi fark etmemişti.

Kukuletamı hafifçe indirdim.

"Her zamankinden."

Barın diğer tarafında olan iri yapılı ama nazik görünen adam bana başını salladı ve içecek yapmaya koyuldu.

Barın önündeki küçük sandalyelerden birine oturdum ve etrafı izlemeye koyuldum.

Duvarlarda sanki boya sıçramış gibi görünen,renkli dekorlara sahip yerde çılgınca dans eden insanlarla doluydu.

"Buyrun."dedi barmen ve bana bira uzattı.

Para vermek için ceplerimi yokladım.

Tek bir kuruş bile yoktu.

Bana bakmadığından emin olduğum an cebimdeki asayı sessizce salladım ve cebim sarı metal paralarla doldu.

Parayı masanın üstünden ona uzattım.

Barmen pek umursamadan paraları atıp dikkatsice kasaya attı.

Tekrar etrafı yokladım.

Her şey sıradan görünüyordu.

Sıradan bir bar.

Kalkmayı düşündüğüm sırada barmen bana seslendi.

"Tekrar merhaba"

Onun çizgili yüzünü inceledim.

"Merhaba."

Adam sakince devam etti.

"Sizi buralarda çok görüyorum da adınız neydi?"

Birkaç saniye gözlerimi onunkilerden ayırmadım.

Kafamda binlerce fikirler döndüğünü hissettim.

İsmimi ağızına alan kişi genellikle lanetlenirdi ya da bir şekilde ölüme mahkum edilirdi.

"Lily."dedim aklıma ilk gelen isim olduğundan.

Barmen başını hafifçe yana eğdi.

"İsminizi hatırlamanızın bu kadar sürdüğünü bilmiyordum."dedi tebessümle.

Ona karşılık verdim ve rahat davranmaya devam ettim.

Barmen başka bir müşteriyle ilgilenirken biramı hızlıca benden yalnızca birkaç santim uzakta olan uzun yapraklı bitkiye döktüm.

Çıkmadan önce kukuletamı tekrar başıma geçirdim ve kapıya yöneldim.

Elimi kapıya koyduğum an içimi, canımı acıtan bir duygu hissettim ve destek almak için elimi duvara yasladım., o sırada aniden arkamda bir ışık patlaması duyuldu.

Mor ışık bütün odayı kaplarken,insanlar çığlık çığlığa kapıya koşmaya başladı.

Altlarında ezilmemek için hızla kenara çekildim ve elimi boğazımın üstüne koydum.

Kusacak gibi hissediyordum.

20 yıl ya da belki daha fazla süredir bu duyguyu hiç hissetmemiştim.

Yere çömeldim ve kalbimin hızlı atışlarını bütün bedenimde hissederek ellerimi kulaklarıma dayadım.

Çığlıklar odayı kaplarken kendimi bir masanın altına saklamayı başardım.

Büyük ihtimalle sadece mafyalardır diye düşündüm içimden.

Ama yüreğimdeki o his gittikçe büyüyordu.

Aniden öksürük nöbetine tutuldum ve ağızımdan aşağı kan boşalmaya başladı.

Elimle hızla ağızımı kapattım ve diğer elimle cebimi yokladım.

Bu bir lanetti bundan emindim.

Cebimden gümüş rengindeki şifa iksirini çıkardığım gibi kafaya diktim.

İçtikten sonra neler olup bitttiğini görmek için altında olduğum masanın yere kadar uzanan örtüsünü hafifçe yukarı kaldırdım.

Benim dışımdaki herkes kan kusmaya devam ediyordu.

Çığlık atamıyorlardı sadece öksürüyorlardı.

Bazıları yerde sürünerek kapıdan çıkmaya çalışıyor ama başaramıyorlardı.

Daha iki dakika önce konuştuğum barmen ise ifadesizce kanlar içinde yerde yatıyordu.

Bu laneti sadece bir büyücü yapabilirdi.

Güçlü bir büyücü.

Mor ışığın kaynağını bulmak için örtüyü kısarak sağıma çevirdim.

5 asalı kişinin en önünde,yüzünde yara izleri olan adam asasını döndürüyor ve sırıtarak insanların can çekişmesini izliyordu.

Hemen yanında olan uzun boylu ve sırtına kadar uzanan siyah saçlarını geriye atarak gülüyordu.

Etraflarındaki mor ve siyah şeritler olan maskeli büyücüler ise etraftaki sisi büyütmeye çalışıyor ve kaçmaya çalışanlara asalarını doğrultup öldürüyorlardı.

İçlerinden bir tanesi ortadaki adama seslendi.

"Efendim cadı burada olmalı."

Adam dudağını büktü.

"Saklanıyor demek ki."

Aniden asasını kaldırdı ve bütün masaları ve sandalyeleri havaya uçurmaya başladı.

Bütün masaları havaya kaldırıp arkaya doğru fırlatıyordu.

Sıra bana yaklaştıkça kafamın daha hızlı çalıştığını hissettim.

Kollarımı ve bacaklarımı arkama denk gelicek şekilde masanın ortasındaki ayağa sardım.

Asamı kolayca alabilceğim ön cebime koydum.

Nefes alışım masalar yaklaştıkça hızlanıyordu ama kendimden emindim.

Başka çarem yoktu.

O sırada benim olduğum masa hızla havaya yükseldiği an doladığım bacaklarımla masanın ayağına bir tekme savurdum kapının önüne atladım.

"EFENDİM ORADA KAÇIYOR!"diye bağıramadan kapıyı savurdum ve son hız koşmaya başladım.

Süpürgemi yanıma alsam şuan kesinlikle kurtulmuştum diye içimden geçirdim.

Koşarken hırkam artık yerde dalgalanıyordu ,kukuletamdan aşağı sarkan beyaz tutamlarım rüzgarda alnıma yapışıyordu.

Ben koşarken yanımdan ışık hızında bir lanet geçti.

"YAKALAYIN O CADIYI!"

Edwick'in sesi her zamankinden daha çok midemi bulandırdı.

Koşarken izimi kaybetmeleri için sağ ve sol yola dönüyordum.

En sonunda birkaç saniye kazandım ve çöp tenekesinin arkasına çömelerek saklandım.

Nerede olduklarına bakmak için arkamı döndüm ve birden sağımda bir nefes sesi duydum.

Hızla ayağa fırladım ve asamı çektim.

"Naber?"

Edwick'in oğlu karşımda duruyordu.

"Uzak dur yoksa seni lanetlerim!"diye kükredim.

"Pekala."dedi ve teslim olmuş gibi ellerini havaya kaldırdı.

"Ama yardıma ihtiyacın var gibi görünüyor."

Asamı doğrultmaya devam ettim.

O ise bana sinsice gülümsedi.

"Eğer yakalanıp öldürülmek istiyorsan sen bilirsin."

Arkasını döner gibi yaptı.

"Dur."dedim sakince.

"Nasıl yardım edeceksin?"

Genç adamın sırıtmasını daha da yüzüne yayıldı.

"Sonuçta bir büyücünün oğluyum ha? Boş değilim yani."

Cebinden bir kavanoz çıkardı ve içinde sime benzer bir şey vardı.

Kapağı dikkatlice açmasıyla etrafa bir toz tabakası yayıldı.

Ellerimi havada sallayarak tozdan kurtulmaya çalıştım.

Adam eliyle kavanozun içinden siyah simli katı şeyi çıkardı ve parmağındakini yola silkeledi.

"Sen ne yapıyo-"

Yerdeki sim birden siyah ve mavi renklerinde,etrafında siyah kanatları olan bir motora dönüştü.Motorun önünde ise bir at kafası vardı.

"Hadi gel."dedi ve kolumdan çekerek beni motorun yanına getirdi."

Bir an tereddüt etsemde Edwick'in sesinin daha yakına geldiğini duyunca hızla motora atladım.

O da benim önüme oturdu.

"Sıkı tutun cadı."

Motorun kenarındaki çıkıntılara tutununca bana bir bakış attı.

"Her neyse hadi oğlum!"

Motor ,evleri küçük pirinç tanesi kadar görene dek havalandı.

"Beni evime bırak."dedim rüzgardan dolayı sesimi yükselterek.

Adam küçük bir kahkaha kopardı.

"Zaten seni de evin sayesinde buldular cadıcığım."

Yüzümün kızardığını hissettim.

"Birincisi evimi nasıl buldular? İkincisi bir daha bana öyle seslenme yoksa diline yazık olur."asamı çenesine dayadım.

"Tamam tamam!" Adam boynunu yana yatırdı.

"Babamın yardımcıları şehre tarama büyüsü göndermişler ve senin evinde bir kazan olduğuna dair bir talimat gelmiş,tabi bu herhangi bir cadının olabilirdi ama yine de o kişiyi bulmak istemişler ve onlar senin evindeyken birkaç metre öteden bir büyü yapıldığını duymuşlar sonra da barı basmışlar işte."

"Anlıyorum." Sesimin biraz titremesine olabildiğince engel olmaya çalıştım.

Adam konuyu değiştirmek ister gibi devam etti.

"Adın?"dedi soru sorar gibi.

"Evet lanetli."dedim sertçe.

Adam mahçup bir şekilde devam etti.

"Biliyorum ,sarayın koridorlarına lanetlenmiş kelimeler yazan bir kağıt asmışlardı ve aralarında senin adın vardı."

"Adımı biliyorsun yani?"

"Evet ama söylesem en fazla ne olur ki?"dedi küçümseyici bir tavırla.

"Luci-"

"KES SESİNİ!" diye gürledim ve bir yandan asamı sallayarak dudak yapıştırma büyüsü gönderdim.

Adam omzunun üstünde bana duygusalca baktı.

"Belki bu sana ders verir."

Adam gözleri dolmuş gibi kızarınca yüksek sesle iç çektim.

Asamı tekrar dudağına doğrulttum.

"Üzgünüm cadıcık. Söylemeyecektim zaten."

Ona inanmamış bakışlarımı gönderdim.Ve bana taktığı adı görmezden geldim.

"Ama senin bir takma adın olmalı en azından değil mi?"

"Aslında var."dedim pek emin olamayarak.

"Lily."

Adam uzunca düşündü.

"Hmm pek çağrışım vermiyor."

Ona kaşlarımı çatarak baktım ama arkasını dönük olduğu için tepki vermedi.

"Ah sana çağrışım vermemesi beni çok üzdü."

Gözlerimi devirmem ses tonumdan anlaşılıyordu.

"Sadece fikrim bu şekilde."dedi gücenmiş bir edayla.

Bir süre ikimizde konuşmadık.Rahatsız edici sessizliği bozmaya karar verdim.

"Ee senin adın ne?"dedim ona sakince.

Bana tekrar omzunun üstünden kaçamak bir bakış attı.

"Chris."dedi havalı havalı.

"Pekala Chris şimdi nereye gidiyoruz?"

"Sığınağıma gidiyoruz Cadı Milena."dedi sırıtarak.

"Milena ha?"dedim gülümsememeye çalışarak.

Bölüm sonu

1 yorum

  • https :// discord.gg / SJtpHRWMFF Sizi 7/24 aktif, 4000+ üyeli sohbet, oyun,dil sohbet (Native Ingilizlerle), kitap, vote, AI resim/chat botları temelli "Yazarlar Ansiklopedisi" isimli sunucumuza davet ediyorum. Sunucumuz gelişen yazar ve okurlardan oluşuyor. Haftanın 4 günü "eleştiri ve destek" turlarında sırayla yazarların kitapları okunup yorumlanır. Eleştiri turunda yazarın eksik ve iyi yanlarını söylüyoruz. Destek turu ise sınav vs. için az vakti olan üyeler için ve okuma zorunlu değil, zaman almıyor. Serverde farklı yarışlar vardır. 🏆Ayın Yazarı🏆 yarışında kazanana yorum, vote vs. ödülleri verilir. Serverde her yaş aralığında (çoğu 13-45) üyeler bulunuyor. Sizlere kitap, sohbet, oyun (LoL, Valorant, Gartic, Among Us, Mafya, Köstebek, Role play, Cinayet Cözme,), AI resim & chat botlar ve dil sohbeti (native İngilizlerle) gibi etkinliklerle dolu bir ortam sunuyoruz. Eğlence için owo, satranç, kelime türet, düello, adam asmaca gibi oyunlar da var. Ünlü __Dizi TV__ projemizde senarist olabilirsiniz. Her gece üyeler seslide toplanarak müzik dinliyor, sesli sohbet ediyoruz. Sunucumuza girmek için üstteki linktedi boşlukları bırakmadan oluşturup kopyalayın. Sonra tarayıcıda ya insta, Discord'da atıp üzerine tıklayın. Anlamazsanız sorun. Linkin süresi hiç geçmiyor, hep tıklayabilirsiniz. Linke panomda da var.