Birkaç gündür kasabada kaos hakimdi. 2 aydır tamı tamına 4 erkek ve 2 kız çocuğu kaybolmuştu. Haftalardır polisler, askerler gelip gidiyor fakat çocuklardan bir iz bile bulamıyorlardı. Aileler bitmesini istemedikleri o küçük umutlarıyla her gün en son göründükleri yerlerde geziniyorlardı. Belki bir kez de onlar bakarsa çocukları geri donebilecekmiş gibi. Yaşadıkları acı yüreklerini kor gibi yakıyordu. Çaresizlik yavaş yavaş tüketiyordu ruhlarını. Ve en son da Baran'ın en yakın arkadaşı Hakan kayıplara karışmıştı. En yakını, sırdaşı hatta daha da önemlisi Baran'ın akıl sağlığına iyi gelebilen tek insandı. Hakan'ın ailesi Baran'ı suçlasalar da elbette onun masum olduğunu biliyorlardı. Çünkü bu konuda en çok kahrolan kendisiydi. Her gün durmaksızın Hakan'ı aramaktan vazgeçmiyordu. Polislerin girmek istemediği ormanlığa giriyor ve saatlerce orda bir iz bulmaya çalışıyordu.
Bu kaybolma vakaları artış gösterirken mahallenin fantazi severleri bir efsane ortaya çıkardılar.
"Geceleri bazılarının kulağına herkesin duyamayacağı hafif bir zil sesi gelirmiş. Ve bu sesi duyduktan 3 saniye sonra ortadan kaybolurlarmış. Ve bu zilin sahibi sadece çocukları kaçırırmış."
Bu saçmalığa inanan küçük çocuklardan başkaları olmasa da Baran'a her türlü zarar vermişti. Çünkü bu saçma efsaneye inananlardan biri de masum ve saf kardeşi Doruk'tu.
"O bir cadı olmalı! Cadılar korkunçtur değil mi ağabey! Hakan abiyi, Lale ablayı ve hatta Sanem'i bile kaçırdı. Sanem eminim o cadıyı konuşmalarıyla boğuyordur. Fakat cadı onlar ile büyü yaparsa... Hansel ve Gratel'deki kötü ve çirkin cadı gibi! Ama o pis cadı akşam dışarı çıkıyormuş sadece! Ben akşam dışarıda oynamayı seviyorum ama o cadı beni kaçırırsa akşamlarını bir daha sevemem!"
"Doruk... O tür şeyleri çocuklar evlerine erken dönsünler diye çıkardılar. Bunca zamandır dışarıda oynuyordun seni kaçırmadı da şimdi mi kaçıracak? Sadece... Bu aralar mahallemiz biraz şanssızdı."
"Sen bilmiyorsun!! Gerçek hepsi işte! Meriç'in abisi Hakan geçen haftadan beri ortada yok! Meriç bana onun gece gizlice dışarıya çıktığını söylemişti! Sevgilisiyle bulunacakmış!"
Baran bir anda öksürük krizine girdi. Sevgili bahanesini kim ortaya attıysa iyi atmıştı çünkü sevgilisi ile değil kendisi ile buluşacaktı. İçki içmek için evden tüymüşlerdi. Çünkü Hakan'ın ailesi biraz fazla kuralcı ve disiplinliydi. Fakat Hakan da onların tam tersine fazla bağımsızdı. Keşke onu reddetseydi ve gece gizlice çıkmasına yardım etmeseydi. Ellerini kumral saçlarının arasına geçirdi ve sakinleşmek için nefes aldı. Hakan sarhoş olduğu için onu evine kadar bıraktığına emin olmuştu ama ertesi gün onun kayıp haberleri kapısına kadar gelmişti işte. Dünden kalma için ilk başta idrak edememişti fakat sonra Hakan'ın kapısına kadar gelip en yakın arkadaşının annesi tarafından sert bir tokatla kendine gelince gerçekler de ona sert bir şekilde çarpmıştı. Baran ilk başta Hakan'ı saklandığını düşünse de tüm gizli sığınaklara bakıp ondan iz bulamayınca delirme noktasına gelmiştir. Baran'ın annesi Selin, oğluna destek olmak için çok çabalasa da çocuğunun anlattıkları bir ipucu dahi sağlamıyordu. Hakan hayatından memnundu, kaçamak için bir sebebi yoktu. Yani diğer çocuklar gibi o da... Bir anda kayıplara karışmıştı işte. Suçluluk duygusundan kahrolan, hatta çoktan kendini kaybetmiş olan Baran şimdide efsaneler ile korkmuş kardeşine bakmak zorunda kalmıştı. Annesi Selin mahalledeki çocuklarını kaybeden ailelere uğrayacaktı. Şimdi de Doruk'un gereksiz korkusu ile yüzleşmek zorundaydı.
"Ne yapalım biliyor musun? Ben gece dışarıya çıkayım ve sen de beni pencereden izle. Bak bakalım cadı beni kaçırıyor mu?"
"Ne?! Olmaz!"
Kardeşinin gözleri bir an için dolsa da ani bir karar değişikliği ile gülümsedi.
"Peki fakat çok uzaklaşma! Cadı gelirse senin o harika dövüşünü ona da yap!"
Baran uzun zamandır dövüş eğitimleri alıyordu. Çünkü babası eski bir spor koçuydu ve elette babasına hayarandı. Bu konuda yetenekli olduğu için de etraftakiler hep ona imreniyordu.
"Tamam. Fakat eğer gerçek değilse bana 150 TL vereceksin."
Kardeşi hayal kırıklığına uğrasa da kaşlarını iyice çatıp dilini çıkarttı.
"150 TL vermem ama çamurdan heykelini mahallenin ortasındaki çeşmeye koyarım. Oraya bakan herkes senin cesur biri olduğunu anlayabilir."
Kardeşinin kucağına alıp koltuğa yavaşça fırlattı ve ona biraz gıdıklama seansı yaptı. Yorgunluktan uyuya kalan kardeşiyle salonda gecenin çökmesini beklediler. Baran, Doruk'un hayal kırıklığına uğrayacağına emindi. Ağlayıp mahalleyi inletecek ve cadının hala gerçek olduğunu bas bas bağıracaktı. O şımarık çocuğa biraz ders verilmeliydi ama ailesi ile külahları değişmeyi göze almazdı. Fakat şu anda son düşünmesi gereken şey şu cadı olayıydı. Gece çökünce Hakan'ın evinin etrafına iyice bir kere daha bakacaktı. Belki de sarhoş olduğundan ne yaptıklarını pek hatırlayamıştı. Bir kere daha giderse belki bu sefer hatırlayabilirdi...
Yavaş yavaş gece çökerken Baran evden ayrıldı. Arkasında camdan dışarıya heyecanla bakan bir erkek kardeş bırakarak. Doruk bu saflıkla ilerde çok kandırılırdı. Hakan'ın evinin önüne geldiğinde hiçbirşey olmadı. Hatta daha çok bile emin oldu Hakan'ı kapısına kadar getirdiğine. Öfkeyle dişini sıktı ve ayağıyla yerdeki taşa vurup uzağa fırlattı. Sarhoş sarhoş ormana mı dalmıştı yoksa? Keşke odasına kadar soksaydı onu. Fakat yakalnırlar diye bilerek anlaşmışlardı kapıda ayrılırız diye.
Düşüncelerine boğulmak üzereyken bir anda yükselen baykuş sesiyle irkildi. Derin bir nefes alıp gözlerini yumdu ve eve gitmek için karmaşık olan duygularını topladı. Şu anki siniriyle kardeşine bağırıp suçlu durumuna düşmek istemiyordu bu yüzden olabildiğince normal davranması gerekiyordu. Eve doğru yöneldiği sırada ılık ve hoş bir rüzgar bedenini sarmaladı. Gece normalde biraz daha soğuk olur ve sert rüzgarlar eserdi burada fakat bu seferki rüzgar öyle değildi. İçi ısıtıyordu. Hatta bir anlığına Baran sakinleştiğini bile hissetti. Aniden belli belirsiz bir zil sesi çınladı kulağında. Bu zil sesini hatırlıyordu.
"Kuruntu yapma Baran. Kardeşin zihnini ele geçirmiş."
Kendi kendine gülümserken gözlerinin kırmak için kapattı.
3...2...1....
İçinden istemsizce sayarken gözleri açıldı. Ve kendini hiç tahmin edemeyeceği bir yerde buldu. Kocaman bir koridor...