Parkta gecenin o saatinde tek başımaydım. Her yer sesiz tüyler ürpertici bir şekilde ıssızdı. Yine annemlerle kavga etmiştim. Kendimi bildim bileli böyleydi. Nereye gitsem, ne yapsam, içimdeki boşluk hiç değişmiyordu. Sanki her nefes, biraz daha canımı yakıyordu. O anda biri yanımda belirdi. Başımı çevirdiğimde küçük bir çocuk gördüm. Buzdan yapılmış gibiydi gözleri donuktu, bedeni gerçek gibi ama değildi. Gözlerimi kırpıp tekrar baktığımda, gitmişti. Bu kez parkın en uzak köşesindeki ağacın yanında duruyordu. Sonra... yine bir anda yanı başımdaydı. ''Elena, bu yaptığım şey çok zevk vericek.'' İsmimi söylemesiyle içimde bir şeyler koptu. Geriye doğru çekildim, kalbim deli gibi atıyordu. ''Sen benim adımı nereden biliyorsun? Ve bana ne yapacaksın?'' diye soludum. Ama cevap vermedi. Sadece elini kalbime doğru uzattı. Ve o an... Kalbimin tam üstüne dokundu. Kalbimi sanki söküp almıştı. Ama fiziksel bir acı yoktu, kan yoktu. Fakat içimde bir şeyin yerinden koptuğunu hissetim. Derin, tarifsiz bir soğukluk yayıldı içime. Yokluk hissi öyle güçlüydü ki... düşünemiyor, hissedemiyordum. Çocuk gitmişti. Tek başıma kalmıştım ama artık o yalnızlık bile yabancıydı.
Ertesi gün her şey daha sessizdi. İnsanlar hala gülüyordu, konuşuyordu, ağlıyordu... Ama ben hiçbirine karşılık veremiyordum. Tepki veremeyen biri olmuştum. Ağlayamıyorum bile. Kalbim yoktu. Sadece buzdan bir boşluk taşıyordum göğsümde. Aynı gece tekrar parka gittim. Sanki orada bir şey beni çağrıyordu. Ve bu kez yalnız değildim. Banka oturan bir kız vardı. Benden bir kaç yaş büyük görünüyordu. Omuzları düşük, gözleri yorgundu. Ama asıl tanıdık gelen... göğsünü tutuşuydu. Aynı acı. Aynı boşluk. Yanına yaklaştım. Bir şey dememe gerek kalmadan başını kaldırdı. ''Sen de mi?'' diye sordu. Sadece başımı sallayabildim. ''Elena,'' dedim sonra. ''Ben Raylie,'' dedi. ''Üç ay oldu... kalbimi kaybedeli.'' Raylie konuşurken yüzü hiç değişmedi. Belki de artık hiçbir şey hissetmediği için. Birlikte sustuk. Garip bir şekilde anlaşılmış hissediyordum. Ve sonra... Yine geldi. O çocuk. Parkın girişinde belirdi,
yavaşça bize doğru yürüdü. Aynı donuk yüz, aynı yabancı bakışlar. Raylie usulca ayağa kalktı. ''Geliyor,'' dedi. ''Seninle işi bitmemiş.'' Çocuk bana bana yaklaştı. ''Elena,'' dedi tekrar, '' Artık yalnız değilsin'' Cebinden bir şey çıkardı. Avucunun içinde duran camk küre, sabah ışığında hafifçe parlıyordu. Ama içindeki kırmızı ışık... sanki canlı gibiydi. Kalbim gibi değil, kalbimin bir hayali gibiydi. Parlıyordu, ama sıcak değildi ''Bu senin kalbinin yansıması,'' dedi çocuk, sesi neredeyse bir fısıltı gibiydi. ''Ama hala bir seçimin var, Elena.'' Raylie kulağıma eğildi, sesi neredeyse bir fısıltıydı: '' Onunla gidersen bir daha dönüşün olmayabilir.'' ''Hazırsan seni Kalpsizler Topluluğu'na götürebilirim,'' dedi çocuk. ''Senin gibi olan başkaları var. Kimisi kalbini geri almaya çalışıyor. Kimisi... tamamen unuttuğunu söylüyor.'' hala elimde değildi ama içim titriyordu. Sanki gözlerimi kırpmamla birlikte çocuk beni bambaşka bir yere çekecekti. Raylie yere bakıyordu. '' Ben onunla gittim,'' dedi kısık bir sesle. ''Geri dönmek istediğim için değil... dönmek istemediğim için kaldım.'' Çocuğun gözleri hala bana bakıyordu. Yüz ifadesi değişmiyordu. Ne dosttu, ne düşman. Sanki sadece görevlendirilmişti. Ve şimdi, görev sırası bendeydi. ''Elena,'' dedi yine, sesi rüzgar gibi. '' Karar vermek için tam üç günün var. Seçim hakkı sana kalmış.'' dedi ve yanımızdan bir anda kayboldu.
