İçeriğe geç

buz tutmuş kelebek || texting

Bölüm 45 · 2 dk okuma

buz tutmuş kelebek || texting

Bölüm 45

45

Bazen anılarımı yokluyordum. Düne geldiğimde ise dudaklarımı istemsiz bir gülümseme esir alıyordu. Nerede olduğumu unutmuş değildim ama öylece dalıp gidiyordum iki saattir. Annem de sürekli beni uyarmaktan bir hal olmuştu.

Abimi çağıracağını söylüyor, arada beni böyle böyle tehdit de ediyordu. Gerçi bir ara sevgilim olup olmadığını da sormuştu. Yok demiştim. Dünden sonra bu tür sorulara yok demeyi ise garipsemeye başlamıştım. Herkes öğrenene kadar alışmam gerekecekti.

Telefonumun bildirim sesi kulağıma ulaştığında yine istemsizce gülümsedim. Ata mesaj atmış olsa gerekti.

"Kız yine niye gülümsüyorsun sen!? Bak cidden yetti artık, canıma tak etti. Sevgilin mi var diyorum, yok diyorsun. En iyi abin anlar bu halinden." Annem elindeki işi bırakıp abime sesleneceği an avucumu annemin dudaklarının üzerine kapattım.

"Ya anne, bizim kızlar komik komik şeyler atıyorlar ona gülüyorum!" Annem kaşlarını çatıp ağzının üzerine örttüğüm elimin üzerine vurdu. Acımıştı ya.

"Kız daha telefona bakmadan gülümsüyorsun, komik videolarmış. Delirtme anneni." Siktir. Bunu yaptığımı biliyordum ama annemi kandırırım sanmıştım. Kafayı mı yemiştim ben?

Kesinlikle!

Anneme gülümseyip, yanaklarını sıktırdım. Bir yandan da güzel sözcükler, iltifatlar ediyordum ona. Bu yaptıklarıma sinirlenmiş olacak ki o da benim yanaklarımı sıkmaya başlamıştı. Annemin yanaklarından ellerimi çektiğim an, annemin yanaklarımı sıktırmasından kaçabileceğimi düşünmüştüm.

Bunu yapamadım.

"Alp," annem içeri doğru abime seslenince gözlerimi büyütüp, ondan kaçmak için ayrı çaba harcadım. "Alp koş gel, çabuk!"

Ben hala annemin ellerinden kurtulmak için çabalarken içeriye üstü çıplak altında kot pantolonu ve elinde sallanan tişörtüyle beraber abim girdi. Yüzü telaş içindeydi.

"Anne ne diye öyle bağırıyorsun? Bir şey oldu sandım!"

"Ne olmadı ki oğlum!? Ne olmadı ki!" Annemin tikine dokunup ondan kaçtım. Abim hala anlamaz gözlerle bize bakıyordu.

"Ne oldu anne?" Diye sordu aniden abim. Ben ise telefonumu elime alıp oradan kaçma çabasındaydım.

"Kardeşin aşık olmuş."

"Siktir!" Abimin yanından geçip gidecekken annemin sözleriyle abim kolumdan tutup beni önüne çekmişti. Gözleri şaşkınlıktan -sinirden de olabilir gerçi- kocamandı. "Kim o!?" Yüzüme hafif bir tebessüm kondurup, abime yalakalık yapmaya başladım.

Tabi annem bizimle ilgilenmeseydi her şey çok daha güzel olabilirdi.

"Sanırım sevgili de olmuşlar. Deminden beri gülüp gülüp duruyor kendi kendine. Kim bilir sevgilisiyle neler yaptı da aklına neler neler geliyor." Anneme omzumun üstünden bakıp dudaklarımı büzdüm. Abim beni mahfedecekti.

"Güneş!" Abim var gücüyle bağırdığında, ona döndüm. Çok sinirliydi, elinden gelse beni odama kilitleyip oradan hiç çıkarmazdı. "Hangi it o!? Kardeşimi yine aşka küstürecek, ağlatacak hangi şerefsiz o!?" Abi, arkadaşına öyle demesen olmaz mı..?

Dudaklarıma hafif bir gülümseme koymaya çalıştım. Becerdiğim pek söylenemezdi ama en azından denemiştim.

"Bu sefer farklı, çok farklı abi." Abimin kaşları değişmedi, siniri de dinmedi.

"Buzunu kırdı ama bu sefer şehri buz tutar, terk edersin buraları!" Dudaklarımı birbirine bastırdım. "Unuttun mu Güneş, sen soğuğu sevmezsin. Adın gibi yanmak, parlamak istersin."

✨️

Bölümü birinize dün atacağımı söylemiştim ama vaktim olmadı. O yüzden şimdi atıyorum🫶

Bölüm sonu

4 yorum