Güneş K. Toplu
'Her şeyi değiştirdin. Abim değil bir süredir," bir süredirin üstünü çizdim ve başka bir şey yazdım. 'Beş yıldır sevdiğim adamın ta kendisisin.' İlk elime geçen fotoğrafa bunu yazmıştım. O fotoğrafta Ata ve ben vardık. Salaklık edip yazmasamıydım acaba diye düşündüm ama yazdım ve değiştirmedim. İçimden gelmedi değiştirmek...
İkinci defa elime geçen fotoğrafta ise yine Ata ve ben vardım. Neden, ilk onunla olduğum fotoğraflara gidiyordu elim? Tahmin etmesi kendi içimde çok da zor değildi.
Bu fotoğrafa ise daha farklı bir şey yazdım. Biraz uzun oldu ama olsundu artık.
'Sevgilim demek daha kolay geliyor artık bana. Lütfen, benim sevgilim olur musun? Başkasının değil, benim ol. Ben sana bu şehri daha çok sevdiririm hem. Sarı saçlarıma da geri dönerim. Sabah güneş diye beni görürsün.
Seni seviyorum. (Lütfen sevgilim olmayı kabul et. Bu bir istek değil, dualarım, dileğim ve dileklerim sadece senin için...)'
Diğer fotoğrafa geçtim. Ona da bir şeyler yazıp, diğer fotoğrafa geçtim. Çok hızlıydım. Hayır değildim. Abim, ben ve Balca'nın olduğu fotoğrafa geldiğimde ne yazacağımı bilemedim. Bir süre bekleyip sakince etrafımdakilere baktım. Hepsi gömülmüş fotoğrafların arkalarına sırlarını yazıyorlardı.
O an aklıma Balca'nın abime aşık olduğu gibi abiminde ona aşık olduğu geldi. Tabi bana bunu hiçbir zaman söylemedi ama Balca onun telefonunda farklı bir şekilde kayıtlıydı. "Baltanem..." Beni bile öyle kaydetmemiş olan abim, Balca konu olduğunda ortalığın içine ediyordu.
'Balca ve abim... Birbirinize emanetsiniz. Tabi abim başkasına gitmeyeceği için seviniyor da olabilirim. Bilemedim şimdi. Neyse işte, aşıksınız birbirinize. Ne zaman ortaya çıkar bu emin değilim ama o günü heyecanla bekliyorum.'
Benim yazmakta olduğum fotoğraflar bir süre sonra bittiğinde hepsini kontrol ettim. Yazılar kaymamış hepsi düzgün ve mürekkebi çoktan kurumuştu. Bu çok daha iyiydi.
"Ben bitirdim."
"Ben de."
"Ben de!" Hepimiz ard arda birbirimize bitirdiğimizi söylerken, abim ise son noktasını koyup bitirmişti yazmasını.
"Tek bir fotoğraf bile kaçırmadınız dimi? Hepsine yazdınız."
"Evet abiciğim. Yazdık ve hiçbir fotoğrafı atlamadık." Abim gülümseyip elindeki fotoğraflara baktı. Daha sonra benim elimdeki fotoğraflara bakarak gözlerini kıstı. En üstte ben ve Ata'nın fotoğrafı vardı. Onda ise ben ve abim vardık. Buna mı şaşırmıştı? Sanırım önceliğimi Ata'ya vermeme kızmıştı.
"Şimdi bu fotoğrafları evin içinde bir yerlere saklayacağız, sırasıyla. Ayrıca herkes diğerinin sakladığı fotoğrafı bulunca herhangi bir sırrı ortaya çıkarmış olacak. Bulamadığı fotoğraf ise bizde kalacak ve o sırrı kimse öğrenmeyecek." Derin bir nefes aldı ve önündeki sudan içti. Nefes nefeseydi. Çünkü o kadar hızlı anlatıyordu ki, bir an nefessiz bile durabileceğini sandım.
Ayrıca sırrımızı açığa çıkarmak için bu oyunda neyin nesiydi böyle?
"İlk Balca, sakla gel. Sonra da sen saklarsın Güneş." Sıra bana gelene kadar bekledim. Balca gitti ve ben bekledim.
Yine önceliği ona vermişti.
Elimdeki fotoğrafları saklamayı kabul edeceğimi nereden çıkarıyordu abim? Sanırım gizli kutuma koyup hiçbirini saklamayacaktım. Ve sırlarıma özen gösterdiğimi en çok abim bilirken hele ki, bilerek böyle bir oyun kurmuş olması bile olasılıkların tavan noktasıydı.
