Çıplak ayaklarını kül kaplı soğuk sert zeminin üzerine basarak ışığın daha da parlayan tarafına yürümeye başladın.
Buraya geldiğinden beri ne kadar zaman geçtiğini bilmiyordun. Buranın tam olarak neresi de olduğunu bilmemekteydin ama aklında bir takım tahminler vardı ve bu tahminler ... içini pek de rahatlatmıyordu.
Beyninin derinliklerinde Thor ve yaptıklarını hatırlıyordun. Bulanık olsa da unutabileceğin bir anı gibi değildi senin için. Dokuz diyarın en iyi avcısının sana hissettirdikleri saf korkuydu. Avın avcıya olan basit korkusu olsa da seni üşütmeye yetmişti. Yine de hala Loki'nin daha korkutucu olduğunu düşünüyordun... en azından istese nasıl korkutucu olabileceğinin farkındaydın.
Bir yandan yürüyor bir yandan da etrafına bakıyordun. Aklında tek bir kelime vardı. Hell.
İskandinav Mitolojisinin ölüler diyarı. Loki'nin çocuklarından birinin yönetim altında olan yer.
Az önce düşüncelerinde geçen iki kelime yüzünden donakalıyorsun. ' Loki'nin çocukları'
Mitolojiyi dedikodular gibi değiştirilip abartıldığını , gerçeğini bile yansıtmadığını düşünüyordun . Ama ... Loki binlerce yaşındaydı ve bu yaşına gelen birinin çocuk sahip olmaması ...
Kafanı iki yana hızla salladın ve rengi solmuş kurumuş dudaklarını araladın.
" Bu beni ilgilendirmez."
Fısıltın , kükürt kokulu pis mağarada yankılanırken iç çektin.
Sonra düşüncelerin geçmişe derinlere iniyor. Loki'yi bulduğun ve annesi Frigg'in geldiği zamana.
Frigg , sana Loki'nin iftira atıldığını ve haksızlığa uğradığını söylemişti. Ayrıca aldatıldığını. Eşi tarafından . Üstelik o kadını sevmeye çalışmıştı.
Hayır , Loki sevilmek istiyordu ve karşılık vermenin kendisini de sevileceğini itmişti.
Utançla kafanı eğdin ve yürümeyi kesitin. İki elinin avucunu yüzüne bastırdın.
Loki binlerce yıldır sen doğmadan uzun zaman öncesine kadar bu zamanda dahil haksızlığa uğramıştı.
Bir varis olarak görülmemişti . Değer verilecek bir canlı olarak da görülmemişti ve sırf muzipliği ve akıllı olduğu için Loki'ye zarar vermişlerdi. Ve sen , bunları önemsizmiş gibi görmezden gelip Loki'nin çocuğu olma olasılığından rahatsızlanmıştın.
" Olmalıydı . En azından çocukları onu severdi . Ve yalnız olmadığını anlardı. Kanından bir aile sonuçta ..."
Efsanelerde evlatlık olduğu veya bebekken yanına alındığı yazılmıyordu. Tersine Odin'in kan kardeşi olduğu ve meraktan Asgarda geldiğini anlatmışlardı insanlara.
Onu ne varis olarak göstermişler ne de açlık duyduğu sevgiyi hissetmek istediğini anlatmışlardı. Sadece kendi işine gelen ve görmek istediklerini anlatmışlar ve kalıplarını uydurmuşlardı.
Yüzünü yasladığın avuçlarından çektin ve nemlene gözlerini kırpıştırdın.
Şu anda , büyük ihtimalle Hell diyarında dolaşırken içinden Loki'yi özlediğini ve onu görmek istediğini geçirdin aklından bu yüzden uyanmalıydın.
Derin bir nefes alarak ışığa doğru yürümeye devam ettin.
-----------------------------------------------------------------------
Etrafın artık karanlık değildi. Hatta daha temiz bir yere çıktığın söylenebilirdi. Gözlerin ışığa alışana kadar bundan emin olamıyordun.
Işık gözlerini artık rahatsız etmemeye başladığında etrafa iyice inceleme fırsatı buldun.
Gözlerin artık ışık kaynağının ne olduğunu ayırt edebiliyordun. İki tane işlemeli ve yeşil belki de birkaçı kurumuş sarmaşıklarla çevrili tahtın yanındaki bir yarıktan geliyordu parlak ışık.
Sadece ışık vermekle kalmıyor serinletici ve ilk bahar diyebileceğin bir koku , esinti geliyor yüzünü yalıyor zaten zayıf olan bedenini rahatlatıyordu.
Bir ölüden farkı olmayan soluk elini tahtın üzerindeki oymaların üzerinde gezdiriyorsun. Bir yandan elin , kabarmaların üzerini okşarken kafan sağa dönmüş tahtın tam önündeki iki kocaman çukuru merakla incelemekteydi gözlerin.
Bu çukurların - içinden bazıları acıklı bazıları da hasta bir takım canlıya benzeyen sesler geliyordu- buraya gözlerini ilk açtığında ki çukurlarla benzer olduğunu fark ediyorsun.
Belki de her çukurun bambaşka hünerleri vardır. Meraklı olduğun için düşünmeden edemiyorsun ama zaten fiziksel bedenine sahip olmadığını düşünüyordun o çukurlardan birine girmek istemiyorsun.
Buranın Kraliçesinin ne kadar alaycı bir yandan da güçlü biri olduğunu okumuştun. Efsaneler yanılgıdan ibarettir yine de söylentileri kafanın köşesinde silmemek lazım felsefesine tutunuyorsun. Ne kadar ön yargılı olmasan da tetiği elden bırakacak değildin.
Arkanda hafif sanki bir kedinin yürüyüşü gibi yumuşak ayak sesleri duyarak kocaman olmuş göz bebeklerin ile arkanı dönüyorsun ve... nefesin kesiliyor.
Karşında bedenine siyah sanki tulum giymiş gibi bir kıyafet giymiş uzun siyah saçlı ve yeşil gözlü çok güzel bir kadın çıkıyor. Kafasındaki kaskı Thor 3 filminden görmüştün.
Kraliçe Hel , insanlar onu bir yüzü ceset bir yüzü de çok güzel bir kadın olarak tasvir etmişlerdi. Girdiği ortamda ki insanları uzaklaştırması gibi hikayeleri duymuştun.
Ama karşında Hel güçlü duruşlu . Bakışları sanki ' ÇEKİLİN SÜRTÜKLER BEN KRALİÇENİZİM ! EĞİLİN , DİZ ÇÖKÜN ÖNÜMDE !' diyor.
Yüzü hiç de anlatılanlar gibi değil. Belki otuzlu yaşların başında gibi gözüküyor ama o ... çok güzel . Güçlü . Tanımlayabileceğin onu tamamlayan tek kelime. O güçlü ve sen Thor'un çekicini eliyle parçalayacağı ihtimalinin kesin olduğunu yüzüne bir bakışta anlamıştın.
Onu gördüğünde tuttuğun nefesini düzene oturmaya çalışırcasına , nefes almayı hatırlamak istercesine , veriyor ve tekrardan alıyorsun.
Karşındaki Kraliçe ise seni ilk gördüğünde donakalan yüzü bir süre sonra memnun ve meraklı bir hale alıyor. Ayrıca senin üzerinde bıraktığı etkinin farkında belki daha önce kimse ona böyle davranmamış - Çünkü yer altında yaşıyor- çok memnun olmuş gibi duruyor. Kısa bir saniye ondan hoşlandığın gibi Hel'in de senden hoşlandığını hissediyorsun.
" Burada ne işin var canım. Kayboldun mu ?"
Sesi bir melodi gibi ve sen bir süre ne diyeceğini bilmiyorsun . Kekeleyip rezil olacağını bilsen de yüzüne bakıp duramazsın . Dudaklarını aralıyor ve yavaş yavaş konuşuyorsun.
" Öldüm... değil mi?"
Hel , saf meraklı sorduğun soru karşısında kıkırdıyor. Birkaç adım sonrasında tam önüne geliyor. Ve yüzünü süzüyor.
" Daha değil."
Bu iki kelime içini rahatlatıyor . Ölmemişsin , yaşıyorsun yine de buraya tıkılıp kaldın ve nereye gideceğini geriye dönebilecek misin bilemiyorsun.
Aslında kendini buraya geldiğin için kötü hissetmiyorsun çünkü karşında yer altı ölüler Kraliçesi Hel ile tanışma fırsatı buldun.
" O zaman ben ..." elini omzuna koyuyor ve sen heyecandan ne diyeceğini bilemiyorsun. Cümlenin devamını getiremiyorsun. Hel gülümseyerek demek istediğini anlamış olacak ki konuşmaya başlıyor.
" Ölmedin ama ölüme çok yakınsın. Bu yüzden orada değil de buradasın ." ince uzun parmağını tuhaf sesler gelen çukura ve kendi yanını gösteriyor.
" Ölmüş olsan şimdiden ruhun o çukurun içinde olurdu."
Konuşamıyorsun . Ne diyeceğini bilemiyorsun. Hel ise zeki gözlerle sana bakarak ne düşündüğünü anlıyor ve kolunu senin minik kolunun altına sokarak seni bilmediğin bir yere götürüyor.
---------------------------
Loki'den sonra en çok etkilendiğin kişinin Hel olduğunu düşünüyorsun.
Seni , görünüşte insanların kafa dinlemesi için zaman geçirilen geniş bir odaya götürüyor.
Hell sana efsanelerin gerçekte nasıl olduğunu anlatıyor. Bunu senin rahatlaman için anlattığını düşünüyordun ama dediklerinin dürüst olduğunu da hissediyordun.
Sana , anlatılanların aksine Loki'nin bir çocuğu olmadığını hatta bunun imkansız olduğunu söylüyor. Dediğine göre Loki doğmasından çok öncesinden zaten bu dünyaya gelmiş.
Babasının Odin olduğunu söylediğinde ufak bir şaşkınlık geçiriyorsun sonra sana mantıklı gelmeye başlıyor.
Frigg ile evlenmeden önce , ateş iblisi ile ilişkilerinin sonucu olduğunu söylüyor sana. Frigg ile evlendikten sonra daha fazla Asgarda tutmadıklarını da ekliyor.
Frigg'in kötü biri olduğundan değil hayır sana annesini ne kadar görmese de Frigg'in ona severek annelik yaptığını söylüyor.
Sana kardeşlerinden de bahsediyor. Thor ve Balder ile samimi olmadıklarını hatta aralarının pek de sıcak olmadığını söylüyor. Yani anlaşamıyorlar. Onların aksine sana Loki'nin gelişi itibaren sana üvey kardeşini anlatmaya başlıyor.
Aslında onu bulanın Odin olmadığını kendisinin savaş sırasında bulduğunu ve dayanamayıp Odin'in almasının uygun olacağını düşünüp Odin'e haber veriyor.
Her ne kadar orada da iyi bir hayatı olmasa da yalnız buzlar dünyasında ölmesinden daha iyi olacağını sana anlatıyor. Kısacası varislerden biri nasıl olduğunu sana açıklıyor.
Ve sen Hel'in anlattıkları arasında surat ifadesinden bir şey fark ediyorsun. Hel'in bir bakımdan Loki'yi küçük kardeşi olarak gördüğünü ... Çünkü anlatırken sanki bir ablanın kardeşi hakkında konuşurmuş gibi konuşuyor.
Sonra sana Loki ile nasıl tanıştığınızı soruyor. Bunu sorarken meraklı çünkü Loki Midgard'dan ve oranın içindekilerden de pek hoşlanmadıklarını bildiğini söylüyor . Sende her şeyi anlatıyorsun. Her şeyi derken elbette ayrıntıları anlatmıyorsun. Sadece yüzeysel bilmesi gerekenleri. Çünkü Hel de sana ayrıntıya inmeden yaşadıklarını ve Loki hakkında anlatıyor. Senden ne kadar hoşlansa da bir yabancısın.
Bu yabancılık Loki'yi mağarada kurtardığını söyleyene kadar sürdüğünü biliyorsun.
Sen Loki'yi mağaradan nasıl kurtardığını anlatırken Hell sana açık şaşkınlığı ve büyümüş gözlerle bakıyor.
Sonra Loki'nin başına gelen iftirayı anlatıyorsun. Bundan sonra Hell sözü eline alıyor. Yüzü şaşkınlıktan öfke ve hüzne dönüyor.
" Ona karşı tüm Asgard halkı büyük bir ön yargı içindeydi. Savaşta onca kan döken buz devlerinin bir çocuğu ... yetim , aç Asgard arasına geliyor. Hah! Odin onu alsa da içinde Asgard'lı bir aileye verme planı vardı ama Frigg Lok,'yi kucağına alır almaz kimseye vermek istemedi. Büyük ihtimalle diğer ailenin ona neler yapabileceklerinden korktu. En azından bir kralın varisi olmak az çok ona kurtuluş için fırsatlar verecekti. Böyle düşünüyordu sanırsam . Yine de başına gelenleri önleyemedi..."
Gözlerini hüzün kaplayarak bakışlarını yere çevirdi.
" Loki ... insanlar hep yaptıklarının lanetli olduğunu söylediler ama kimse aslında bu laneti getirenin söyleyenler olduğunu anlayamadı." diye fısıldadı.
" Ben Asgarda pek ziyaret edemem . Zaten Frigg ve Loki dışında da bir nedenim yoktu. Zamanımı hep onlarla geçirirdim. Bir gün... ormanda gezerken ona bir kurt hediye ettim. Ona Fenrir ismini verdi."
Gözlerini tepkini incelemek için yüzünü çevirdi. Savunmacı ifadesi senin yüzünde gördüğü ifade karşısında yumuşamıştı.
Sen ise Hel'in hareketlerinin farkında değildin. Aklın Fenrir'in başına gelenlerdi.. ve Hel'in dediklerine bakılacak olursa devamını da tahmin etmek zor değildi.. Bu efsanenin hiç gerçek olmamasını dilemiştin.
" Loki hayvanları çok sever . Kurtlara karşı da ayrı bir sevgisi olduğunun farkındaydım. Seveceğini düşündüm. Ama kurt normal bir kurt değildi. Zamanla büyüyordu. Loki , ben ve Frigg yavru Fenrir'e güveniyor ve dediklerini anlıyorduk. Ama işte ... ortaya atılan alev saman yığınına atılırsa söndürmeye çalışırsan daha fazla yayılır."
Hell gözlerini o ana dönmüş gibi uzaklara bakarken sende ona biraz mahremiyet vermek adına kafanı hala ışık gelen yarığa bakıyordun.
Gözlerin bir şeylerin ters gittiğini görebiliyor kalbin hissedebiliyordu. Yarıktan gelen ışığın daha da parlaması ve içinden bir sürü insanın homurdanmasına benzer seslerin de gelmesi büyük bir kanıtıydı.
Hel , girdiği düşüncelerden sıyrılarak bakışlarını baktığın yere çevirdi.
" Ahh ." diye mırıldandı Hel.
Merakla bakışlarını çevirdin.
" Bir şey mi oldu?"
Hel bakışlarını sana çeviriyor ve muzipçe sana bakıyor.
" Yarık bana gidemeyeceğim yerlerdeki yaşanan büyük olayların haberlerini veriyor. Yada gösteriyor mu demeliyim?Her neyse . Bu sayede gitmeden neler yaşandığını bilebiliyorum . Bugün büyük bir olay olmuş olacak ki yarıktan gelen hareketlilik fazla. Baksana! İçinde konuşanların sesleri bile geliyor!"
Kıkırdıyor sen ise düşüncelere dalıyorsun.
' yaşanan büyük olayların haberlerini veriyor.. Yada gösteriyor mu demeliyim?.'
Gözlerin kocaman açılıyor ve aklına hızla gördüğün rüya geliyor. Frigg'in yeminini. Odin'in karşısına geçip Loki ve senin için ettiği tehditler...
Thor teknik olarak annesine karşı gelmiş ve seni arafta bırakmıştı. Ne yaşıyordun ne de ölüydün. Komada olmalıydın.
En son Loki ile kavga ettiğini de hatırlıyordun. Eğer Loki Thor'un ne yaptığını öğrenebildiyse annesi Frigg'in de öğrenmesi o kadar zor değildi.
Hel bakışlarındaki ifadeden eğlenmiş gülüyordu.
Ayağa kalktı ve elini uzattı.
" Hadi neler yaşanmış bir bakalım."
------------------------------------------
Hel ile birlikte yarıktan geçiyorsunuz . Bu his seni tuhaf hissettiriyor. Bunu , Harry Potter da düşünseline girmeye benzetiyorsun ama elbette bilemezsin.
Rüyanda gördüğün altın kaplamalı ve işemeli salonun aynısına çıkıyorsunuz. Ama renkler parlak değil ve her şey siyah beyaz televizyonlardaki gibi gözüküyor.
Etrafta neredeyse iki şehir dolusu insanlar var ve aralarında konuşuyorlar . Onların önünde ise büyük iki tahtın üzerinde ise Frigg ve Odin var.
Odin , tek gözü ile biraz gergin ve üzgün gözüküyor. Frigg ise kararlı ve öfkeli . Gülümsemeden edemiyorsun. Çünkü bu manzarayı daha önce ifadeleri değişmiş şekilde görmüştün. Şimdi rollerin değişmesi senin içini muziplikle kaplıyor.
Toplanmış kalabalık kapının gürültülü açılması ile ayrılıyor . Frigg'in sağ tarafında Sif ve Balder var . Odin'in ise savaş üçlüsü . Thor ve Loki yok.
Orada olmasan bile olmaya en yakın bir andasın ve içinde büyük bir heyecan var. Kalbin göğüs kafesini parçalıyor.
İki gruba ayırılan ve yol veren grubun arasından yüzü kızarmış saçları dağılmış kocaman zincirlenmiş Thor çıkıyor.
Gözlerini kocaman açıyorsun. Frigg'in ettiği yeminleri biliyordun ama bunu yapabileceğini düşünmemiştin. Özellikle öz oğluna ve Odin'in favorisine karşı.
Thor anne ve babasının önünde diz çöktürülüyor . Bakışları yerden bir sn ayrılmıyor.
Uğultulu kalabalık sessizleşiyor. İlk konuşan Odin. Elbette.
"Odin oğlu Thor . İşlediğin suçlar ve annenin koyduğu kurallara karşı geldin. Verilen cezaya karşı geliyor musun? Veya Söyleyeceğin veya itiraz edeceğin bir şey var mı ?"
Thor baştan beri eğdiği kafasını kaldırıyor .
" Ben sadece halkımızın başına gelen felaketlerden korumak istedim...Loki'nin açtığı.."
Thor'un belki de ilk defa zayıf çıkan sesi Frigg kesiyor.
" Sizin Loki'ye yakıştırdığı ve açtığını düşündüğünüz felaketler. Yani olmayan felaketlerden bahsediyoruz." dedi Frigg katı şekilde.
Thor bakışlarını annesine çevirdi.
" Anne.."
Frigg sözünü kesti.
" Şu anda sadece senin kraliçenim ."
Thor'un kızarmış yüzü daha da kızardı ve mor haline aldı. Gözleri sulanmış gibi gözüküyordu.
" Kehanetlerin gelecekte neler getireceğini önümüze sundu... Neler olacağını ... Bunu engellemenin nesi yanlış ? "
Frigg derin bir nefes aldı.
" Kehanetleri sunan her büyücü ve Seidr ustası gördükleri kader ağlarının birini söyler.. Bu demek oluyor ki dediklerinin gerçekleşeceğini söyleyemeyiz..."
" Gerçekleşemeyeceğini de söyleyemeyiz..." dedi Thor.
" Evet. Öyle. Ama sevgili oğlum , gücün kaslarla ilgileneceği vaktini düşünmek ile geçirseydin korkunun ve yanlış kararın kehanete daha da yaklaştırdığını bilseydin böyle olmazdı."
Thor kafasını eğdi.
" Ve sen bu kehanetin istisnası olan ve değişimi sağlayacağı kızı öldürmeye çalıştın. Benim kurallarıma karşı gelerek hem de ."
" Loki'yi onca dediklerimize rağmen o mağaradan kurtardı. Hem de sanki hiç ölümcül yara almamış gibi iyileştirdi. Bizim iyileştirme alanında bilgisi veya malzemesi olsa bile yapamayacağına rağmen."
Tanrılar arasında konuşmalar ve fısıldaşmalar başladı.
" Bu da onu bir istisna yapar. Kader ağındaki okunmamış bir bağın bir parçası ... Ve ben onu öylece koparmayacağım Thor. Çünkü bunu istemiyorum. Yeterince zarar verildi. Artık gerçek suçluların cezalarının almasının ve iftira atılanların dinlenmesinin zamanı geldi."
Odin elini karısının elinin üzerine koydu.
" Aklından geçen ne hayatım ?"
Frigg gülümseyerek kafasını sola çevirdi.
" Diyorum ki burada ceza alması gereken sadece Thor değil."
Bir süre etrafa baktığında huzursuzca kıpırdayan birkaç kişi görebiliyordun.
" Ben kararımca hala Thor'un verdiğimiz cezanın silinmemesi kararındayım. Ama yalnız gitmeyecek peşlerinde arkadaş yollamak istiyorum. Bu süre zarfında Thor zindanda kalmaya devam emeli."
Etraf bulanıklaşıyor ve Hel ile birlikte yarıktan dışarı çıkıyorsunuz.
Hel'in yüzünde büyük bir memnuniyet var . Kahkahasını tutamıyor.
" Koca Thor sonunda yaptıklarının cezasını çekecek ha! Bu çekicinin başına geleceklerden daha kötü bir durum!"
Hel eğlenmiş ve mutlu olmuş şekilde gülmeye devam ediyor. Sen her ne kadar sevincini dışarı vurmasan da yüzünde kocaman bir gülümseme var. Loki'nin başına gelen felaketleri getirenler cezasını çekecekler.
-------------------------------------------------------
Hel ile bir süre sonra vakit geçirdikten sonra sana artık burada sürenin azaldığını söylüyor . Sana sarılıyor ve görüşün bulanıklaşıyor.
Sert zemin uçup gidiyor. Üzerinde hissettiğin pis his kayboluyor. Altında pamuktan bile yumuşak bir his veren kumaşın üzerinde yatıyorsun. Bir süre sonra bunun yatak olduğunu anlıyorsun.
Üzerinde büyük bir yorgunluk var ve bu senin gözlerinin açmasını engelliyor.
Sıcacık hissediyorsun.
Ayrıca karamel , lavanta gibi tanımlayamadığın güzel kokulu ılık bir nefes sağ tarafından yanağına vuruyor ve değdiği yeri ısıtıyor. Nefesin kokusu tanıdık ve bu seni heyecanlandırıyor .
Zaman geçtiğinde üzerindeki ağırlığın aslında yaraların yüzünden olmadığını bir kolun seni sarmaladığı için olduğunu fark ediyorsun.
Yatakta kıpırdanıyor bedeninin daha da fazla enerjik olduğunu hissediyorsun. Yanında o tanıdık nefesler yok bu yüzden uyanmak için cesaretin yerinde gözlerini açıyorsun.
----------------------------------------------------------------------------------------
Hehehe tamam dövmeyin lütfen uzun süre bölüm atamadım özür dilerim. Sonunda kitaplarımı aldım ve biraz okudum. Ve bana çok güzel fikirler verdi. Kaynaklarım az olsa da bir süre sonra uydurmasyonun daha iyi olacağını karışık olmasının kitap için daha iyi olacağını karar verdim.
Özledim sizi... Yorumlarınızı ve yazmayı . Vizeler yaklaşırken yazmak ne kadar mantıklı olsa da dayanamadım. En azından akşamları vakitlerim var. Allah sonumuzu hayır eylesin.
Ayrıca öncekilere göre uzun oldu hehehe . Bölüm sonuna geldikçe artacağını söylemiştim. Çünkü neden olmasın.
Fikirlerinizi almayı çok isterim . Şarkıda güzel bu arada benden söylemesi.
Beni affetmeniz dileğiyle. Geç gelen bölüm için ve Thor'un sizin amel defterinizi kapattığı için..
