İçeriğe geç

Büyünün varisi

Bölüm 9 · 3 dk okuma

Büyünün varisi

Bölüm 9

Gözlerime çarpan güneş ışığıyla, gözlerimi araladım ve kucağımda yatan,Frank'ı görünce tebessüm edişime engel olamadım.

Austin, uyanıktı.Onunla göz göze geldiğimde,kan çanağına dönmüş gözlerine dikkatle bakarak,

"Uyumadın mı?"

Başını iki tarafa salladı ve,

"Gece nöbeti tuttum,sen dert etme küçük.Hadi kaldır mavişi de yola koyulalım."

Hiçde dert edilmeyecek bir halde değildi oysa ki iç çektim ve Frank'ı dürttüm.Mavi gözleriyle karşılaşınca,yüzüme sıcak bir gülümseme kondu.

"Uyan bakalım,Frank."

Kucağımda bir süre durdu ve ardından doğruldu.Üzerime pelerini geçirdim ve arabadan inmek için hareketleneceğim sırada,Frank'ın üzerinde ki varla yok arasında ki giysi aklıma geldi.

"Austin,Frank'a giymesi için kalın bir şey verebilir misin?"

Austin ve Frank aynı anda şaşkınca bana baktılar.

Frank gözlerini kaçırarak,

"Ben böyle iyiyim!"

Austin'e bir şey demesi için kaş göz yaptığımda,göz devirdi ve koltuğun altından siyah uzun bir palto çıkarıp Frank'a uzattı.

"Al,bunu maviş."

Frank, utanarak paltoyu aldı ve üzerine geçirdi.Rahat hissettiği için yüzüne memnun sevimli bir sırıtış yerleşince her şeyin olması gerektiği gibi olduğunu anladım ve gülümseyerek arabadan indim.Arabadan indikten sonra,Austin cebinden çıkardığı bıçağı Frank'a uzattığında gergince ona baktım.

"Seni bulabilirler maviş,bu yüzden kendini herşeyden korumalısın."

Dudaklarımı açıp ona laf atacağım sırada,

"Küçük,itiraz etme.Kendinizi ben yokken savunmanız gerek ve pelerinin cebinde bir bıçak var,yani tek maviş için geçerli değil bu."

Pes ederek iki elimi havaya kaldırdım,dudaklarının kenarı kıvrıldı ve önümüzden yürümeye başladı.

Frank ,paltonun şapkasını kafasına geçirdi ve benle beraber yürümeye başladı.

(...)

Kasabada,ıssız yollarda dolanıyorduk.Yol boyu Frankla sohbet etmiştim,Austinle ne kadar zamandır beraberdim ama Austin hakkında tek bildiğim şey iyi bir katil olduğuydu.Frank ise çok farklıydı.

Doğduğundan beri köle pazarındaydı,ailesini bulma imkanı hiçbir zaman olmamıştı.Özgürlükten yıllardır uzaktı..

Kendi hesabıyla 20 yaşında olduğunu söyledi, yaklaşık olarak zaten öyle duruyordu.Köle pazarındaki diğer köleler,onun ailesi gibiymiş.

Ben çene yaparken,Austin bıkkınca bir nefes verdi.

"Sus artık ya küçük!Ne çene varmış sende!"

Gözlerimi devirdim,o sırada Frank gözlerini kapattı ve hızlı adımlarla yanından geçtiğimiz bir evin duvarına elini koydu.

"Burada..."

"Burada yoğun bir aura var."

Gözlerini açtı ve binaya dikkatle bakarken,

"Hadi neyi bekliyorsunuz?!"dedi,Austinle beraber evin kapısına yöneldik.

Frank,önümüze geçti.

"Büyü yapılıyor olabilir,sizi uyardığımda direk çıkın."

Başımı onaylarcasına salladım ve evin ahşap kapısını ittirdim,yavaş adımlarla eve girdim.

Yanımda ilerleyen Frank,sessiz bir tonla,

"Büyü yapılmıyor."dedi,salon gibi bir yere ilerledik.

Herşey normal duruyordu,belki de yanlış eve gelmiştik.

Austin,

"Maviş yanlış gelmiş olmayalım.Kimse yok."

Frank'ın gözleri salonda gezindi,elini duvara koydu ve tekrar gözlerini kapattı.

"Buradaydı?!"

O tekrardan hissetmeye çalışırken, etrafa bakındım.Şömineye yaklaşınca,taşların yerine oturduğunu anladım.

Sessiz bir şekilde,

"Frank, buraya bak."

Frank bana yaklaştı, ardından bir süre şömineyi inceledi ve alayla dudakları bir kenara kıvrıldı.

Elini şöminenin ateşine yaklaştırdı ve fısıldadı.

"Soğuk.."

Austin herşeyi anlayınca,

"Sahte ateş.."dedi ve başımı onaylarcasına salladım.

Frank çömeldi ve şöminenin içine girdi.İçeriden,

"Gelin."dedi

Peşinden,şömineye girdik.Oldukça dar olan bir geçiş yolu vardı.

Austin arkamdan gelirken,iç çekti.

"Şu halime bak!Fare gibi sürünmediğim kalmıştı bir!"Onun isyanını umursamadan, hızla Frank'ın peşinden sürünerek ilerledim.

En sonunda durunca,sessizce fısıldadı.

"Burada."dedi ve karşısında ki dar kapıyı farkettim.

Kapıyı ittirdi ve hafif ışık geldi,kapı açılınca Frank afallayarak bana döndü ve kapıyı geri kapattı.

"B-üyü.."

"Maviş anladık büyüyü,ne oldu?Ne var orada?"

Hızlı hızlı nefes alıp verirken,

"İ-çeride tek bir büyücü yok."dedi ve korkuyla,geriye gitmemizi işaret etti.Austin geriye gideceği sırada kapı kendi kendine açıldı.

Ve bir şey bizi içeri çekti,Frank bana tutunmaya çalışırken,hızla içeri fırladık.Kafam yere çarpınca acıyla bağırdım.

Kafamı yerinden kaldırdım ve karşılaştığım o kişiler karşısında nefesimi tuttum.

Beyaz elbiseleri,lanetten çok uzak duruyordu.Bir anlığına karşımdakileri melek bile zannetmiş olabilirdim.

Olağanüstü duruyordular...

Aralarından biri öne çıktı ve elini bana uzattı, hiçbir şekilde birşey yapmamama rağmen yerimden kalktım ve tam karşısında durdum.

Ben hareket edemiyordum!Beni hareket ettiren oydu!

Siyah gözleri dikkatle bana baktı ve fısıldarcasına sessiz bir tonla,

"Büyünün varisi..."

Bölüm sonu

4 yorum