Yangın dumanından nefes alamıyordum, etrafı sis sarmıştı,sadece alevler ve yanan cesetler vardı..
Yangın bütün ailemi yutmuştu,çığlıklarım dışında hiç ses yoktu.
İçimde korku vardı,yalnızlık korkusu..
Sanırım ben de bir ceset parçası olacağım..
Zorla yerde sürünerek annemin yanan bedenine yaklaştım,
"Anne affet beni,ben yaşayamayacağım.."
Sessizlik
"Anne seni seviyorum.."
"Anne çok korkuyorum,yalnız kalmak istemiyorum!"
Sessizlik
Yangının zehirli dumanı arasında zorla nefes aldım ve ayağa kalkmaya çalıştım.
Annem benim ayakta durmamı isterdi,yangını kendi ateşimle yakmamı..
Evin her tarafı alevlerle kaplanmıştı,tek kaçış yolum pencereydi.
Gözlerimden akan damlalar yüzümü yakıyordu alevden çok...
Artık benim bir ailem yoktu,hepsi yerde yanmıştı,annem babam,kız kardeşlerim..
Ben artık küllerin kızıydım,bu evden ve hatıralardan ne geriye kalırsa ben onla yaşayacaktım..
Derin nefesler alarak,cama yaklaştım, öksürükler ciğerimi acıtıyordu.
İçimden dua ettim,
*Tanrım bana yardım et..
Evimiz 2.katlıydı ve ikinci kattan atlamak çok riskli olmazdı diye düşünüyordum ve alevler beni yutmadan kendimi camdan aşağı bıraktım.
Yüzüstü zemine düştüm ve acıyla bağırdım,bir kemiğimi kırdığımdan emindim ama en azından yaşıyordum.
Kafamı yerden kaldırdım ve küle dönmüş eve baktım..
Ben küllerin kızıyım..
Artık masum bir kız yoktu benim bedenimde,yangın hayatımı,ailemi ve evimi çalmıştı,gözyaşlarımın bir faydası yoktu dik duramadıktan sonra...
Bu gece her şey bitti, artık bir ailem yok benim..
Winter sen küllerin kızısın...
Ben bu gece alevlerin arasında tekrar doğdum,korkumla beraber..
Ben küllerin kızıyım..
Gözlerimde ki ıslaklığı silerek yerden kalkmak için doğruldum,ayak bileğimi kırmıştım sanırım.Yapabilecek bir şey yoktu,acımı bastırarak kalktım.
Kızıl saçlarımın kahkülleri karmakarışıktı,görünüşümü boşverip zorlukla yürümeye başladım,kendi savaşım için..
(...)
Sabahtan beri ormanın derinliklerinde dolanıyordum, ayağımın acısı arttığı için bir ırmağın önünde oturdum ve ağaca yaslandım.
Ağacın geniş gövdesinin altında oturmak beni biraz da olsa rahatlatmıştı,yerimden kalktım ve ırmağın kenarında duran geniş taşa oturup ayağımı ılık suya soktum.
Ayağımdan akan kanlar suyun içinde kayboluyordu.Ayağımın acısını ılık su almıştı,üstümde ki uzun kollu gömleği çıkardım ve ayağıma sardım ve sıkıca bağladım,üstümde sadece siyah sporcu atletim kaldı.
Yerimden doğrulmak için kalkmıştım ki saçımı sıkıca tutan bir el yüzünden irkildim.
"Sen de kimsin?"
Bir erkeğin sesiydi bu,genç bir sese aitti.Sesi korkmama neden olmuştu ama korktuğumu belli etmemeliydim.
"Asıl sen kimsin de bana hesap soruyorsun?"
Saçlarım hâla o adamın elindeydi ve sırtım ona dönükken ettiğim laflar fazla riskli olsa da bir süre sustu ve alaylı ses tonuyla,
"Küçük kız buralarda dolanma."
"Ben küçük bir kız değilim ve keyfimden gelmedim."
"Ben de merhametli bir adam değilim."
Ve saçımı bırakmadan beni kendine çevirdi.Sıcak nefesini yüzümde hissettiğimde ürktüm.Koyu renk gözleri öfkeyle bakıyordu,siyah saçlarından birkaç tutam yüzüne yayılmıştı.
Ama gözlerim elinde ki bıçağa kayınca sohbetin çok sürdüğünü farkettim ve bacak arasına dizimi yapıştırıp bir kaç adım geri gittim.
Adam dişlerini sıktı ve,
"Bak küçük kız, seni öldürmemek için bir sebebim yok."
Korkuyordum ama güçlü durmalıydım.
Alayla gülümsedim ve,
"Seni öldüremeyeceğim kadar kendinden emin duruyorsun diyemiyorsun da."
Adam küçük bir kahkaha attı ve sırıtarak,
"Emin misin?"
Etrafa hızla bakındım,kendimi savunacak,bir dal ya da taş aradı gözlerim.Ayağımın dibinde duran sivri taşı görünce rahatladım ve,
"Evet."
Dudaklarımdan bu söz döküldüğü an adam elinde ki bıçağı sallayarak bana hızla yaklaştı.
Çıplak ayaklarımın parmaklarının arasına sıkıştırdığım sivri taşı yaklaştığı an bacağına vurdum.
Bir eli bacağına gitti ve öfkeyle homurdandı.
Ardından o acıya rağmen,
"Kaçmak için 5 saniyen var küçük kız."
Kaçmamalısın,savaşmalısın Winter..
"Kaçmak?O kelimeyi bilmiyorum."
"Ben sana öğretirim."
Hızla bana birkaç adım attı bıçağı hızla göğsüme yaklaştırdı kendimi yere attım ve ayaklarımla onu ittirdim.
O ise geri gitmedi bacaklarımdan beni sıkıca tuttu ve birden üstüme çıktı.Artık kaçış yoktu..
"Oha çok ağırsın!"
Ölümün eşiğinde bile çenemi kapayamıyordum.
Adam bir süre bana baktı ve bıçağı iyice yaklaştırdı,bıçağı boynumun kenarına yasladı ve,
"Ölüm oyun değildir."
"Biliyorum."
"Neden kaçmadın?"
"Savaşmalıydım."
Tebessüm etti ve gözleri kızıl saçlarıma kaydı,bir süre saçlarıma baktı ve derin bir nefes alarak üstümden kalktı.
"Seni öldürmek istemiyorum benden uzaklaş."
Şaşkınca ona baktım,
"Bak eminsin değil mi?"
Beni duymazdan geldi ve derin derin bana baktı ve fısıldarcasına,
"Ona çok benziyorsun.."
"Kime?"
Sustu ve arkasına dönüp yürümeye başladı,ayağa kalktım ve peşinden bağırdım,
"Kime?!"
Beni duymazdan gelerek yürümeye devam etti.
Ben karanlıktan kaçan değil karanlığa koşanım..
Peşinden yavaş yavaş yürümeye başladım.
Kararsız adımlar atıyordu,korkuyla yürüyordu,az önce beni deşmek üzere olan adam neden bu kadar kararsızlık çukuruna yaklaşmıştı ki?
Bir süre yürümeye devam etti ve birden durdu ve iç çekerek,
"Beni takip etmeyi bırak küçük."
"Takip ettiğimi biliyorsan neden başında demiyorsun?"
Arkasına döndü ve dudakları aralandı ama o daha konuşamadan,
"Ayrıca ben küçük değilim."
Koyu gözleri alayla baktı,
"Ama hareketlerin çocuk gibi."
Ona içimde ki çocuğu o yangının yuttuğunu söylemeyecektim..
"Sadece meraklıyım,kime benziyorum?"
"Hâla orada mı aklın?"
"Evet."
İç çekti ve uzaklara bakarak,
"En büyük pişmanlığıma benziyorsun.Daha fazlasını bekleme benden."
"Beni deşmek üzere olan adam yoksa duygulandı mı?"
"Seni hâla deşebilirim küçük."
Kendini kandırıyor gibi duruyordu,beni deşemezdi çünkü insan pişmanlıklarını tekrar yaşamak istemezdi.
Adam bir süre beni süzdü ve kaşlarını çattı,
"İsmin ne küçük kız?"
"Winter ya senin?"
"Auistin."
"Tanıştığıma memnun oldum Auistin.."
"Ben pek memnun olmadım."
"Olma zaten."
"Olmam, nereye gidiyorsun ormanın içinde gezerek?"
"İçimi körükleyen derin savaşımın peşine.."
"Hoşgeldin,burası tam orası.."
"Hoşbuldum..."




