Gözlerim başka biriyle buluşunca,rahat bir nefes aldım ama tabi aniden saldırmaya başlaması haricinde.Henüz yeni kendimi toparlayacakken,üzerime siyah gölgeleri hareket ettirmeye başladı.
Kara büyü mü bu ne?
Bir figür gibi üzerime geliyorlar,saldırmaya çalışıyorlardı ama hamleleri çok sıradandı.Esmer yüzü alayla bana bakıyordu,bense karşımda ki aptal gölgeleri yok ediyordum.Sürekli canlanan gölgeler sonunda durdu ve dişlerimi sıkarak ona yaklaştım,
”Oyun bitti,şimdi gerçeklik zamanı.”dediğinde duraksadım, yüzüne birdenbire gelen ciddiyet beni sarstı Ya da ayaklarımı tutan siyah gölge biçimi eller...
Ve o elleri bıçakla kesen başka bir el...
Gözlerim o elin sahibine gittiğinde sevinçle yüzüm aydınlanmıştı,Austin...
Ben duygusala bağlamışken,o karşımda ki şaşkın kişiye alayla güldü.
“Sen büyüyü bırak , mermerciliğe filan başla.İnsan derisinden bile fazla yumuşaklar.”Karşımda ki yutkundu, yüzünde ki afallama ifadesi Austin’in ve benim zevkle bakmamı sağlamıştı.Bay Ceslay ve birkaç öğrencinin yüz ifadesi de çok farklı değildi.
Austin karşımdakini ittirdi ve karşımda durarak tebessüm etti,gözlerinde ki neşe kalbimi ısıttı.”Burada ne işin var?”Parmaklarını yüzüme yaklaştırdı ve dudaklarıma dudaklarını yaklaştırırken,az önce sorduğum soru artık umrumda dahi değildi.
Dudakları ile dudaklarım arasında neredeyse boşluk kalmayacakken, duyduğum sesle gözlerim açıldı.”Bu arada selam Winter..”Frank’ın sevimli ses tonunu duyduğum anda Austinden uzaklaşmak için ona doğru hızlı adımlar attım.
Saçları uzatmıştı,üzerinde bir zırh vardı ve bir elfe göre aşırı çekici duruyordu.Ona dostça sarıldığımda kıkırdadı.”Seni özledim Frank..”Kollarımı ondan çektiğimde yüzünde ki kocaman gülümsemeye sırıttım.Ardından yanında duran Moses’i farketmek çok uzun sürmedi,beyaz uzun saçlarını at kuyruğu yapmıştı,ela gözleri ile etrafa bakınmayı bıraktı ve bana sakince gülümsedi.
“Nasıl gidiyor, leydim?”Ona saydırma iç güdümü çoktan kaybetmiştim,ona aynı sakinlikte gülümsedim.
“Sizi görmek güzel..”
“Bende yeteneklerini gördüğüm için sevindim.”Egoist tavrına alayla gülümsediğimde dudaklarından kopan kıkırtının ardından kollarını bana uzattı,ona sarılmak için yaklaştığımda ensemden çekilmem çok sürmedi.
Şaşkınca arkama döndüğümde Austin’in sakin ama korkutucu bakışları Moses’e iletiliyordu.Moses onun aksine alayla gülümsedi.Bakışlarımı onlardan çektiğimde etraftakilerin gözlerinin bizim üzerimizde fark ettim.
Bay Ceslay,Moses’e ciddi bir tavırla bakıyordu,kaşları çatıktı.Bakışları bazen Austin’e giderken bazen duruyordu.Ondan bakışlarımı çektim ve Moses’e döndüm.
“Bu kadar süredir neden gelmediniz?”
“Gelişmeni görmek istedik.”Austin ona kindar bir bakış attı,”Gelişmesini görmek istedin ama biz onu görmek istedik.”O an gerçekten farklı hissettim,bana değer verilmesi..
“Kesin şunu,gelin odasında konuşalım.Burası ortalık yer.”
Austin alayla ayaklarıma ardından yüzüme baktı,”Kesinlikle haklısın maviş.”
Utancımı gizleyerek önlerinden hızla yürürken,Moses duraksadı.
“Benim bir işim var siz gidin,zaten Winter’ın odasını biliyorum.”İtiraz etmeden odama doğru ilerlerken,Frank koluma girdi ve kulağıma eğildi,”Sizi yalnız bırakacağım..”O an vücudum taş kesildi.Fısıldayarak konuştum,”Ne?!”O ise sinsice gülümsedi ve odamın kapısına geldiğimizde duraksadım ve kapıyı açtığımda Austin arkamdan yavaş adımlarla ilerledi ve kapı arkamızdan kapandı.
Austin kapıya alayla baktı ve ardından bana yaklaştı.”Şu yarım kalan işi bitirelim..”
Ben dudaklarımı açıp itiraz edemeden beni duvara doğru ittirdi ve ellerimi sıkıca tutarak duvara Dudaklarıma dudaklarını hızlıca bastırdığında kalbim ağzımda gezinmeye başlamıştı.Dudağıma dudaklarıyla baskı uygularken,dilini kullanmaya başladı.Diliyle dudaklarımı yalamaya başladığında inledim.Dudaklarını dudaklarımdan ayırdı ve baş parmağını dudaklarımın üzerine bastırdı.
“Winter,acı çekmeni seviyorum,dudaklarının kanamasını istiyorum ama bir o kadar korkuyorum..”O an titredim,bu korku değildi sadece heyecandı.
Baş parmağını dudaklarımın arasına soktu ve birden diliyle boynuma ıslak izler bırakmaya başladı.Ses çıkarmamak için çok çabalıyordum,dudaklarımın arasında ki parmak o kadar ıslanmıştı ki..
Sıcak nefesini boynumda hissettikçe kıpırdanıyordum o ise her hareketimde dilini hassas yerlerde gezdiriyordu.
Boynumu bıraktığında,birden elleri kalçamı sıktı.
Yutkundu,bakışları oldukça istekliydi ancak buna vakti yoktu.Dudaklarıma dudaklarını bastırdı, sıcaklığı soğuk dudaklarımı titretti ve bir süre dudaklarımdan çekmediğinde nefes alamıyordum.Onu hafifçe ittirmeye çalıştığımda birden dudağımı ısırdı ve geriye çekildiğinde dudağımda ki kan onun dudaklarına bulaşmıştı.
Nefesimi tutup ona bakarken,dudaklarımda ki kanı parmağıyla aldı,”İşte bu yüzden beni sevmemelisin,Winter.Senin canını yakmak benim pişmanlığım..”Ve kanı elbisemin üzerinden kalbime doğru sürdü..
Aniden kapı açıldığında o rahatça benden uzaklaştı bense hâla kırmızı tonundan ayrılamamıştım.Moses girdiğinde bize bir süre baktı ve ardından ciddiyetine geri döndü.Bana bakarak konuştu,”Bay Ceslay senden bir konuda şüpheli..”
“Hangi konuda?”
“Okulda ki ölümler hakkında..”

