Estriponya.3. Rüzgarın ülkesi hayvanların yaşaması için en uygun ortamı sağlayan bölge.Aynı zamanda 3 rüzgarın krallıklarından en iyi savaşçıları buradadır.Ben doğduğumda bu krallığın yıkılmasını amaçlayan bir birlikteydim annemin anlattığına göre babam en iyi liderleriymiş.Fakat ben doğmadan önce Estriponya’nın kraliçesi tarafından öldürülmüş.Annem ise babamın hedefini gerçekleştirmek için en iyi askerlerini eğitmiş.Tabi bu sırada bir oğlu olduğunu unutmuş durumdaydı.Ben beş yaşımdayken annem bana çoktan kılıç kullanmayı öğretmişti.Kuzenlerimde dövüşmeyi öğretiyorlardı.Altıncı yaşım, savaş geliyordu.Birlik çok fazla asker öldürmüştü eğer yakalanırlarsa idam kesindi.O günü hatırlıyorum yarın doğum günümde dokuz yaşıma girecektim birlik ejderhaları,okları, kılıçları hazırlıyordu.Annem saldırı planlarını anlatıyordu.Akşam vakti saldırılacaktı.Gün batımında herkes hazırdı planı bilmeyen yoktu.
En yüksek tepenin üstünde olmuştu savaş.Estriponya askerleri sayıca üstündü ve yenilmiştik ben kimse fark etmeden kaçmak istemiştim fakat annem arkadan”O çocukta bizden onu da yakalayın oda ölsün” diye bağırmıştı.Askerler benide alıp krallığa döndüler birlik ve annemi başka bir odaya götürdükten sonra beni hapse atmışlardı yanımda elli altmış yaşlarında adamlar vardı.Bir de komutan vardı. O en kötüleriydi bazen hapishanenin kovuğuna gelir ve bana yumruklar atıp giderdi.Sabahı bu şekilde zor etmiştim.Sabah komutan gelip beni kelepçeleyip bir alana götürdü orada Estriponya halkı,kraliçe,askerler,halatlar ve tabureler vardı.Her bir taburenin üstünde birliğin en seçkin üyeleri vardı.Yani ailem!Hepsi kanlar içindeydi ama gülümsüyorlardı bunu birliğe babam öğretmiş demiş ki”Asla hüznünüzü belli etmeyin.Sadece gülümseyin” ben bu düşüncelere dalmışken komutan bir anda ağzıma bir bez bağladı
bağırdım
duydular
baktılar
umursamadılar.
kraliçe bir şey
ler söylüyordu.Ben çırpıyordum derken yüzüme bir şey geldi
kan
ve yerde bir şey vardı
siyah saçları, korkmuş büyük gözleri bana bakıyordu, teni bembeyazdı ağzı korkuyla açılmıştı
Annem…
gözlerimi kapadım ama komutan sihrini konuşturup engel oluyordu yüzümü başka yöne çeviremedim sadece oraya bakabildim büyüden dolayı ağlayamadım ağzımdaki bezden dolayı haykıramadım ailemin her üyesinin yok oluşunu her detayı ile saatlerce izlemek zorunda kaldım.