İçeriğe geç

Büyük Gezi

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Büyük Gezi

Bölüm 1

1.Bölüm

Her şeyini arkanda bırakıp yeni bir maceraya mı atılmak isterdin yoksa hayatına olduğu gibi devammı etmek isterdin. Hayatına devam etmek isteyenler büyük ihtimalle mükemmel bir hayat sürüyorlardır.

Babam bildim bileli hep bilgili çalışak biriydi. Yaptığı işe çok saygı duyar ve azimle bütün odağını verip çalışırdı, yaptığı işi yarıda bırakmazdı, gece yarılarına kadar sürse bile. Bana söyledi çok güzel bir söz vardı " Devler gibi eserler bırakmak için, karıncalar gibi çalışmak gerekir " Necip Fazıl Kısayürek. Gerçi bana ve erkek kardeşim Umuta fırsat buldukça nasihat verirdi. Derslerimizde sürekli yardım edip iyi bir geleceğimiz olsun diye uğraşırdı. Zaten istediğim bölümü ve üniversiteyi kazanmamın, en çok yardımı dokunanıydı. Ama artık işinin yoğunluğundan ve yaşınında verdiği yorgunluktan dolayı dersimizi çok fazla kontrol etmemeye başladı. Zaten en iyisine buydu çünkü ben üniversiteye gidiyordum Umut ise Lise. Arada bir babamın çalışma odasına girip yeni işlerini dinler yada çalışmasını izlerdim, bazen benimde fikrimi sorardı eskiden bize yardım ettiği gibi şimdi ben ona yarım ediyordum. Kardeşimede dersleri için, fikir verirdim nasıl daha verimli çalışabilir yada daha pratik çalışabilir. Babamın bana uyguladığı 'kafanı dersden kaldırma' adlı sıkı programı onada öğretmiştim. Kimsyle konuşma, dikkatini dağıtacak teknoloji aletlerini kapat ve molalarda sadeve beyin egzersizi yap. Bazen odasına girince molalarına denk geliyorum masasında oturmuş gözlerini kapatıp 100 den geriye doğru saydığını görüyorum, ne yaptığını soruncada "beynimi dinlendiriyorum" diyor. Bende kendisini fazla kasmamasını söylüyorum, evet zamanında bende çok çalışırdım ama karşılığınıda aldım. Lisemi Kore'nin Seoul şehrinde okudum o zamanlarda en yakın arkadaşım hee-ji' idi onu babası türk olduğu bana bir çok konuda yardım ediyordu. Babamın eski 'mega hafıza' kitabı İngilizcesi geliştirmem için çok katkı sağlamıştı.

Şimdi bende onu depodan tozlu kitapların arasında çıkarıp kardeşimin masasına bıraktım. Arkamdan Utku elinde çakmak ile içeri girdi. Çakmağı elinde çevirip, zar zor babama aldırdıpı kulaklık ile müzik dinliyordu. Beni gönce kulaklığı çıkardı. Bir süre bakıştık ama ben elindeki çakmağa odaklandığını anlamışki "sadece zevkine aldım abla, sıgara falan içmiyorum merak etme." dedi.

Babam bağımlılık yapan şeylerden hoşlanmaz başta sıgara olmak ile ardından oyun bağımlılığındanda nefret eder. Ama ben Utku'yu kısıtlamak istemem çünkü ne deler bilirsiniz 'çok fazla kısıtlarsan merak arzusu artar ve yapmak isterler.' Hafif vücudumu masaya döndürüp elim ile masadaki, depodan getirdiğim kitapları gösterdim, "bunlar babamın gençliğinde ingilizce için aldığı kitaplar, imglizceni geliştirme yardımcı olur"dedim. Utku kitaplara göz gezdirirken "okula gitmeyecek misin?" dedi. İlk önce ne dediğini anlamadım kaşlarımı çatıp düşünmeye başladım bugün günlerden, bugün, bugün günlerden pazartesiydi ve ilk ders Korece idi ve yeni hoca gelecekti "olamaz olamaz geç kaldım, bu ders çok önemliydi yeni bir proje duyurusu yapılacaktı, cümlemin yarısında odadan çıkıp çantamı aramaya başladım. Olamaz çünkü akşam çantamı babamın odasında unutmuştum. Kapıyı tıklayıp açtım, ilk kafamı içeri sokup babamın olduğunu görünce sessizce içeri girdim.

ARA

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.