Gül Evans , Lily Evansin uzun süre kayibolurak bilinen kardeşi. Gül onların en küçükleriydi. Ailesi onu büyücülük okulundan uzak tutup, bir köy yerinde okutmustular. Sanıyordular ki, büyücülük dünyasına baş vurursa, onunda sonu ablası Lily gibi olucak. Gül bunlardan habersiz büyümüştü. Bundan sonra olacaklardan haberi yoktu.
Gül Evans - uzun siyah saçlı, 160 boylarinda, 23 yaşında, hırçın , akıllı, ama pek büyü bilmeyen biri. Gözleri kahverengi. Diyiceksiniz ki , Lily böyle degildi. Çünkü Gül her iki kız kardeşlerinden farklı ve güzeldi.
Gül yine sabah kalktı ve bu kez babası aşağı katta bir şeyler araşdırıyordu. Bunu fark eden Gül babasına doğru gitti.
-Ne oluyor baba?
- Babası ardından gelen sesle korkarak, elindeki mektupları düşürdü. Gül mektuplardan birini alıp , açtı.
Sayın, Gül Evans. Sizin başarılı bir doktor olduğunuzu biliyoruz. Howgarst Büyücülük Okulunda hem staj yapıp , hem büyü öğrenmeyinizi isteriz. Ablanız Lily Evans gibi büyücü olmanızı ve yolunu devam etmeyinizi dört gözle bekliyoruz.
Saygılarla,
Howgarst Büyücülük Okulu
Gül okuduklarına şaşırmıştı.
-BABA?
-Efendim, Gül
-Bu nedir, baba? Neden bana söylemedin?
-Biliyorsun ki, sonunun Lily gibi olmasını istemiyorum.
- Ama bunu saklamakla ne degisti, Baba ? Bak, ögrendim.
-Bilemedim, kızım. Bir kızım öldü, diğeri babasının var olduğunu unutmuş, bir diğeri yani sen yaşarken ölmene nasıl göz yumarım.
-Baba bence abartıyorsun. Ben ora gidersem bile, kimse benim Evans olduğumu bilmeyecek. Başka bir soyad kullanirim olur biter. Biliyorsun ki, büyüye merakım var ama öğretmenim yok.
-Ama kızım..
-Baba, merak etme sana da bakarım . Ama biliyorsun ki, şimdi işimin başına dönmeliyim. Baba şu mektuplar kaç gündür geliyor?
-Bir aydan fazla ...
-Ne?
-Evet kızım saklamaya çalıştım.
-Sorun değil, Baba .
Babasına sarılır. Ve yukari çıkar. Odasinda dün akşam yaptigi, kombini giyer . Siyah bluz, siyah etek ve topuklu. Siyah YSL çantasını götürür ve ayakkabısıyla kombin yapar. Işine gitmeli, hastane beklemez. Odadan aşağı iner.
-Baba ben gidiyorum kendine iyi bak.
-Sende, kızım.
Gül evden ayrılır. Hastene yoluna doğru koyulur. 20 dakika yürüdükten sonra varmıştı. Hocası Alex onun geldigini gorunce, ona doğru addımlar.
-Nerede kaldın? Geç, hasta ile ilgilen seni soruyor.
-Benimi? Neden ?
-Bilmem , bir bak bakalım.
Kapıya doğru yürüdüm. Açtıgimda karşımda bir yaşlı adam duruyordu. Diğer tarafında bir kadın ve bir siyah saçlı erkek vardı. Yaşlı dedeye yaklastim.
-Ee, dede nasilsin?
-Dedemi?- diye yandakı kadın sırıttı.
-Hanimefendi, pardon? Adam benden, babamdan büyük simdi ben bu adama ne diyeyim?
Dumbledore
-Kızım, sen ona aldırma .
-Evet, dede . Sorununuz ne? Nereniz ağrıyor?
-Kızım, sanırım ağrım geçti.
-Nasıl yani?
-Sen gelir- gelmez geçti. Hadi , biz gidelim - diğerlerine baktı.
Dedenin kalkmasına yardımcı oldum.
-Güle-güle, dede