İçeriğe geç

Büyücü Hikayeleri Gerçekmiş | Tom Marvolo Riddle

Bölüm 1 · 8 dk okuma

Büyücü Hikayeleri Gerçekmiş | Tom Marvolo Riddle

Bölüm 1

Sıradan bir gün işte

Her zamanki gibi normal bir gündü ah tabi benim normal bir günüm olmaz. Olamaz sanki üzerimde büyü var ve her gün başka bir şey başıma geliyor. Bu arada ben Karina yetimhanede kalıyorum ailemi hiç tanımıyorum bana sadece yetimhane müdürü onların beni yetimhane kapısına bırakıp gittiklerini söyledi.Çok değişik insan nasıl çocuğunu bırakıp gider ki ben artık beni buraya bırakıp gittikleri için kızgın değilim. Çocuklarla aram biraz kötü biraz değil çok kötü onlardan herşeyde iyi olduğum için beni sevimiyorlar yaşıtlarım bu arada ben onbir yaşındayım.Yine bana gör normal ama diğer insanlara normal olmayan bir gündü. Gözlerimi açtığımda içimde hiç bilmediğim bir his oluşmaya başladı. Kalkıp pencereye doğru adım adım yaklaştım. Gözlerimi yetimhanenin bahçesine diktim çocuklar mutlu bir şekilde oynuyor,gülüyor ve eğleniyordu. Ben hariç içimde oluşan o hisle beraber sadece ayakkabılarımı giydim ve odamdan çıktım. Ben merdivenlere doğru yürümeye başladım ki arkamdan bir ses geldi. Bu sesi çok iyi tanıyorum benimle tek konuşan kişi yetimhanenin müdürü Rosa hanımdı. Arkamı döndüm bana bakıp gülümsedi ve şöyle "Karina canım günaydın ne için bu acele kızım."dedi.Ben ise her zamanki soğuk halinden hiç taviz vermeden "Bahçeye ineceğim. Biraz hava almak için" dedim.Bana hala gülümsemesi solmadan şöyle "Dikkat et kendine ve sakın ha sakın yine ormana gitme."dedi ve gitti.Doğru duydunuz ben bir kez yine içime bu his düştüğümde ormana gitmiştim. Bilmiyorum ama orası beni kendine çekiyor sanki geçmiş hayatımda orada çok kötü bir olay başıma gelmiş. Beni çok iyi tanıyor Rosa hanım baksanıza ben daha nereye gittiğimi bilmyorken o anladı.Evet ormana gideceğim ben kural dinlemem. Benim odam en son kataydı yetimhane beş katlıydı. Ben aşağı inene kadar nefes nefese kalmıştım. Koridordan bahçeye doğru gittim koridorda çok uzun, geniş ve boş bir koridordu. Bilmem ama bana çok güzel geliyordu öyle olması bazen uyuyamasam kalkıp kuralları dinlemeden koridorda gezerdim.Diğer çocukların tam tersine ben karanlığa aşıktım. Bahçeye çıktığımda hiç kimse beni sanki görüyormuş gibi hissettim aman boşver çok umrumdaydı zaten onların beni görüp görmemesi kafamı hiç böyle şeylerle meşgul edemem. Bahçeden ormana doğru nasıl girecektim Rosa hanım şimdi odasındadır. Kafanız karışmasın Rosa hanımın odası bahçeye baktığı için nasıl ormana gideceğim bilmiyorum. Ama bir yolu var yetimhanenin arka bahçesinden ormana doğru kimsenin bilmediği bir yol hemde Rosa hanımda görmez. Yetimhanenin on bahçesi ve arka bahçesi birbirine bağlıydı. Arka bahçeye gittiğimde kimsenin orada olmadığını gördüm. Bu çok iyiydi kimse benim ormana gittiğimi anlayamayacaktı. Arka bahçeye genellikle hocalar ve Rosa hanım giderdi ama hiç kimse yoktu. Hocaların oraya gittiği için duvar falan yoktu ve etrafı sadece sarmaşıklarla çevriliydi. Ben bahçenin sonuna doğru yürüdüm ve gizli bölmenin üstündeki sarmaşığı kaldırdım.Gizli bölmenin içine girdim ve sarmaşığı yine gizli bölmenin üstüne örtüm kimse görmesin diye gizli bölmeden çıktım. Karşımda ucu bucağı olmayan ormanı gördüm. Anlamıyorum ama burası beni çağırıyor sanki tam o anda ormanın derinliklerinden bir ses geldi. Merakıma yenilip oraya doğru gittim. Ben ilerlerken sanki biri beni izliyormuş gibi hissettim. Arkamdaki bir ağaca dönüp baktım bir gölge geçip gitti ışın hızında içimi bir korku sardı. Ama önüme döndüm ve yoluma devam etmeye çalıştım. Sese girdikçe yaklaşıyordum sesin geldiği yerdeydim sonunda ama ses çoktan kesilmişti.Sadece önümde bir kutu vardı işlemeli çok güzel ama sim-siyahtı elime aldım. Yüzüme yaklaştırdım elimi kapağına atıp açacakken arkam dan bir ses geldi. Dönüp sesini sahibine baktım benim yaşlarımda baya yakışıklı, esmer, kusursuz bir yüze sahip bir erkekti giyinişi değişikti. Üzerinde pelerin tarzı bir şey vardı o şeyin içi yeşildi ve üzerinde yılan simgesi vardı.O çocuğun sol elinde değnek tarzı ama daha küçük bir şey vardı.O çocuk bana yaklaştı ve bana doğru eğildi boyu baya uzunmuş tahmin ettiğim yaşa göre mavi gözlerini gözlerime dikti ve şöyle " O kutuyu bana ver küçük orman cini zorlama beni tamamı."sesi baya kalındı ama kulağa çok hoş geliyordu.Ben ise kendi soğuk halimden hiç taviz vermeden yeşil gözlerimle ona biraz daha yakınlaştım ve kutuyu arkama doğru tutum. Kendimden emin bir şekilde şöyle " Senden önce ben gördüm benim bu kutu hem zorlasam ne olacak hı ne yapabilirsin ki ve ben orman cini değilim."dedim.O ise daha yakınlaştı yüzü o yakınlaştıkca daha kusursuz gözüküyordu. Kendini hiç bozmadan şöyle " Bak şimdi önce sen görmedin o zaten benimdi ben oraya bırakmıştım ve beni hiç zorlamak istemesin küçük orman cini hı ama zorlarsan senin için kötü olur."dedi gıcık ya gıcık oldum.Ben daha da yaklaşarak mavi gözlerimi onun mavi gözlerine sokarmış gibi baktım ve şöyle " İstersen bir daha bana küçük orman cini deme yoksa kötü olacak birde ben nereden bileyim senin bunu buraya bıraktığını inanmıyorum zorlasam hiç bir şey yapamazsın birde"dedim.Bana bayağı yaklaştı öyle ki burunlarımız birbirine değiyordu hala aynı kararlılıkla konuşmaya devam etti ve şöyle"Seninle hiç uğraşamam küçük orman cini ver şunu hemen " dedi emir kipi mi kullandı? o gıcık az önce bana yoksa ben mi yanlış duydum?Elini tam arkama doğru uzatı kutuyu almak için ama ben kutuyu başka bir yöne doğru götürdüm elimle sinirlenmeye başlamıştı. Bana baktı ve şöyle" Ver şunu diyorum sana küçük orman cini ver."dedi bayağı sinirlenmişti.Ben ise ondan uzaklaşıp kutuyu önüme doğru getirip şöyle" Bu kutuyu neden istiyorsun? Hı ama boşuna heveslenme çünkü vermeyeceğim."dedim insanları sinir etmeyi seviyorum ne yapayım.O ise kendin sakinleştirmeye çalışırken şöyle "Bak bana o benim için önemli ver onu beni sinir etmekten hoşlandın bakıyorum küçük orman cini hı ver onu şimdi"dedi.Ama ben yetimhanenin olduğu yöne doğru biraz kaydım ve şöyle " Kusuruma bakmayın bey efendi ama benim gördüğüm şey benimdir yani adiyos."dedim ve arkamı dönerek yetimhane ye doğru koşmaya başladım.Arkamdan bağırarak şöyle "Küçük orman cini ver onu "diye diye koşuyordu. Ama yetişemedi.Biraz uzaklaştıktan sonra yanlış yöne doğru geldiğimi anladım. Şu an yetimhaneden uzakta ormanın derinliklerindeydim. Kaybolmuştum yani ama aniden ertrafımı adamlar doldurmaya başladı. Çok tipsizlerdi ve içlerinden biri ağaca yaslanarak şöyle"Herhaba küçük kız o elindeki şeyi hemen bize vereceksin yoksa kötü şeyler olacak."dedi. Bunlar beni tehdit etmeye doymadılar galiba tam o anda o gıcık çocuğun sesi geldi.Şöyle" Kusura bakmayın bey efendiler ama o kutu size verilmeyecek adiyos."dedi ama bu benim sözümü çaldı.Koşarak yanıma gelip elimden tutu beni de kendi ile çekiştirerek koşmaya çalıştı tam o anda dank eti kafama bizim kaçmamız gerekiyordu. Ona uyarak koşmaya başladım. Gıcık ya çok sert tutuyordu elimi ama haklı ben o adamların içinden kurtarmaya çalışıyor. Biraz koşarak uzaklaştık ama onlar arkamızda idi koşmaya devam etmek zorundaydık.Akşam olmuştu onlar bizi kaybetmişlerdi biz durup biraz dinlenelim dedik yani ben öyle demiştim içimden. Bileğimi onun elini arasında kurtardım dediğim an bana döndü ve bana kızgın bir bakış atı ve şöyle " Küçük orman cini sen eğer bana o kutuyu verip evine gitseydin böyle olmayacaktı."dedi.Ben ise koşmaktan nefes nefese kalmıştım ve sinirle şöyle " Eğer sende kutuyu benden almaya çalışımasydın böyle olmayacaktı. Hem sanane evime gidip gitmememden."dedim.Bana daha sinir olmuş olmalı ki şöyle " Tanrım neden benim başıma böyle şeyler geliyor ki tanrım yoksa sen bu kulunu sevmiyor musun?"diye isyan etti.Ben ise kendime bir ağacın dibine oturdum ama daha bir dakika olmadan gıcık şöyle " Kalk burada kalamayız bizi bulurlar sen kendi evininin yolunu biliyor musun? Seni evine bırakıp bende gideyim."dedi.Ben ise normal bir ses tonuyla şöyle " Benim evim yok ki ben yetimhanede kalıyorum."dedim.O ise şöyle " Peki yetimhanenin yolunu biliyor musun?"dedi.Ben hala aynı normal sesle şöyle " Yok bilmiyorum ne yapacağım da bilmiyorum. Kayboldum yani " dedim. O ise biraz olsun normal bir sesle şöyle " Tamam o zaman kalk benimle gel."dedi. Bana sağ elini uzattı.Şöyle"Hadi kalk küçük orman cini kalk bunlar bizi bulmadan gidelim."dedi.Ben onun uzattığı elini tutarak kalktım. Hızlı adımlarla yürümeye başladı peşinden gittim. Gece çökmüştü biz hala ormanın içinde yürüyorduk. Orman baya sisli ve karanlıktı ayağım bir ağacın köküne takıldı. Tam düşe çektim ki hemen önümde olan gıcık hızlı bir şekilde arkasını dönüp beni tutu ve çığlık atmamam için sağ eli ile ağzımı kapattı.Sonra sesini kısarak şöyle" Dikkat et ve bağırma bizi bulurlar."dedi. Çok ciddi idi.Elini ağzımdan çekerek doğrulamamı sağladı. Biraz daha ilerledik ve karşımızda küçük ama çok güzel bir kulübe çıktı.Bana dönerek şöyle"Artık bizi bulamazlar gel bu kulübede kalacağız bu gece yarı buluruz bir çare."dedi. Kulübeye doğru gitti ve kapıyı açtı şöyle " Gelsene dışarda mı kalacaksın? Hadi."dedi.Ben ise şöyle " Biz ikimiz orada mı kalacaz? olmaz."dedim.O ise şöyle " Yoksa dışarda kalmayı yeğler misin? Küçük orman cini hı."dedi. Ben onun bu söz üzerine kulübenin kapısının yanına gittim. Şöyle " Çok gıcıksın gerçekten."dedim.O ise şöyle "Hadi hadi gir içeri."dedi.İçeri girdik içerisi bayağı güzeldi burası benim olmalı çok güzel tek sorun bir tane yatak olmasıydı. Ne yapacaktık aynı yatakta yatacak halimiz yok herhalde tam o esnada o çocuk yatağın üzerindeki örtüler den bir tanesini alıp yere serdi sonra yatağın üzerindeki iki yastıktan bir tanesini üzerine bıraktı.Bana dönerek şöyle " Hadi uyu."dedi.Ben ise şöyle " Yerde mi? uyuyacağım ben asla uyumam yerde benim belim tutulur hem."dedim.O ise bu sözlerimin üzerine biraz olsun gülümsemişti. Şöyle "Hayır yatakta uzan sen zaten ben kendim için serdim yere onları sen uyu ben uyumayacağım."dedi.Ben ise şöyle "A anladım tamam."dedim.Ben yatağın üzerine uzandım ve ardan bayağı zaman geçti benim canımda sıkılmaya başladı. Uyuyamıyorumdum da ne yapacağımı bilmiyorumdum. Sonra yerde uzanan o çocuğa döndüm ve gözlerimi dikerek ona bakmaya başladım. Aradan iki veya üç dakika geçti oda bana doğru döndü.Sonra şöyle " Ne merak ediyorsun?" dedi.Bu benim zihnimi mi okuyor. Ben ise şöyle " Senin ismin ne,neden o değnek gibi şeyi yanında yaşıyorsun ve o kutu senin için neden bu kadar önemli?"dedim.O ise sanki bu soruları soracağımı biliyormuş gibi şöyle" Benim ismin Tom yani Tom Marvolo Riddle büyücülük dünyasının en tanınılan kişilerin denim ve o değnek dediğin şey bir asa o kutu benim ailemden yadigâr bir asaya değnek demenden anlaşılıyor muggel olduğun."dedi.Ben şok olmuştum büyücüler sadece hikâyelerde olur sanıyordum ama karşımda kendisinin büyücü olduğunu iddia eden birisi vardı.Ben dalga geçer bir şekilde şöyle " Büyücü hı sen galiba fazla hikâye okumuşsun."dedim.O ise şöyle " İnanmıyorsun öyle mi?"dedi.Ben ise şöyle" Evet büyücüler sadece çocuk hikayelerinde vardır. Ve galiba sen çok okumuşsun."dedim.O yanına bıraktığı asa dediği şeyi eline aldı ve ağzında bir şeyler geveledi. Birden bire kap karanlık olan kulübenin içi aydınlandı. Ben şok olmuştum ne yapacağımı bilmiyordum.Bu gerçek olamaz,olamaz.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.