Carol of the bells-(Lindsey Stirling inspired)
Iki bacağım yana doğru hafif kırılmış bir pozisyonda ve ellerim yerdeydi. hiç yıkanmamış beyaz geceliği andıran elbisem ise sağ elimin yerde oluşturduğu kan göletinde rengini değiştiriyordu. Gördüğüm tek şey sarhoş adamın, yeni alınmış pahalı ayakkabıları, kafamın önüne gelmiş koyu kızıl saçlarım ve kandı. Başım dönüyordu. Kafamın arkasındaki ağrı düşünmemi engelliyordu. Hareket edemiyordum. Gözlerim arkaya doğru gidiyordu etrafım kararıyor, bilincim kapanıyordu.
"Hadi ama çok sert vurmadım nazlı kız. Şimdi kalk ve görevini yerine getir. Ahh tabii, siz kadınlar hep bizden beklersiniz ilk adımı. Aptal fahişeler" bu söz bardağı taşıran son damlaydı. "Annen" dedim. Konuşmak için ağzını açtığında kafamı kaldırıp, henüz yüzümden çekmediğim saçlarımın arasındaki tek gözle ona bakıp, sesiz ama çığlık atar gibi "Peki ya annen veya varsa kız kardeşin onlardamı fahişe. Yoksa senin türünün dişisimi yok." dişlerini sıktığı belliydi. Boynundaki damarlar ortaya çıkmıştı.
Ama o kadar kolay kurtulamayacaktı. Kadınlar özel noktamdı. Meşalelerle gözü kenetlenmişti. Burnundan soluyordu."Dişisi olamayan hayvan olduğunu hiç sanmıyorum. En azından hiç görmedim." Evet, şimdi ayvayı yedin İris hanım. Olsun be en azından onurlu bir kadın olarak dünyadan göçüp gidicem. Hem ne kadar zaman o kadar iyi.
Şimdi gülen bendim. O ise sinirden deliye dönüyordu. Bir anda gözü parlak kahverengi olunca bu artık ölümüm yaklaşmış demekti. Zaten şuana kadar nasıl dayandıysa. Hâlâ bana bakmaması beni sinir ediyordu. Bari gözüme bak be adam. Bir gariplik olduğunu fark etmiştim. Şuana kadar ölmüş olmalıydım. Yavaşça, parlayan kahverengi gözlerin baktığı yere bakınca, orda bir küre gördüm. Top olmuş bir kirpiye benziyordu. Saf taştan ve dikenleri vardı oluşuyordu. Ağzımı açtım ve ses tellerim kopana kadar çığlık atmaya başladım. Korku bedenimi ele geçiriyordu. Gözlerim bedenimi terk ediyordu sanki. Yanından uzaklaştığım adam bana bakarak kahkaha atıyordu. Zaman durmuştu. Çığlıklarım,deli adamın kahkahalarıyla harmanlanıyor, yeni başlayan yağmurun sesi ise buna eşlik ediyordu. Yapabileceğim tek şey karşımdaki binaya koşmaktı. Hızlıca koştum ve kapıya delice elimi vurmaya başladım. Kendimden iğrenircesine arkama doğru bağırdım"Özür dilerim, özür dilerim, özür dilerim! lütfen yapma. Söz, vallahi söz ne dersen yapıcam. Yapama ne olur yapma!!!" Son cümlemi: kapıya tutunarak, sesimi azaltarak ve yere doğru kayarken, Elimi bir top haline getirerek yere doğru bakıp çığlık atmadan söylemiştim. Çünkü artık zayıf olduğumu hissediyordum. Daha düne kadar kendine sonsuz güvenen ve zeki sanan kız, şuanda bir erkeğin önünde yere bakarak yalvarıyordu. Ne gülünç dimi.
Gökyüzü eminim ki sevinç göz yaşlarını döküyordu.
Bana doğru yürüyen adamın bakışları hüngür hüngür ağlamaya itiyordu beni. Saatine bakıp bana doğru" 15 saniye sonra şarkılar içinde dahada haz vericek emin ol."dedi. Ve yanıma gelince beni kolumdan sıkıca tutup kaldırdı ve çenemi tutup. Halkla saymaya başladı. "on, dokuz, sekiz, yedi..." Yarım saattir çığlıklarımı duymayan halkın sevinçli sesi şimdi bana geliyordu. Ve son sayı sıfır... Gözlerimi kapattım. Korkuyordum. Karşımdaki caninin eli bacaklarımda dolanmaya başlayınca, gözlerimi açtım; eteğimi kaldırmaya başlayınca elini tuttum, ona yalvarır gibi bakıyordum. Ama onun gözleri ise bir taştan bile kalpsiz, bir ölüden bile ruhsuzdu. Bana daha da sinirle baktı. Elini kaldırdı. Ve yüzüme bir tokat yapıştırdı. Yere düştüm. Kolumdan tutup yeniden ayağa kaldırınca, ona karşı duyduğum korkunun yerini saf nefret almıştı. Yumruğumu sıktım. Suratına bakınca yeniden parlayan gözleri gördüm. Gözlerimden yaşlar akmaya başladı. Kafamı arkamdaki kapıya yasladım ve kaderime teslim oldum.
Sadece yüzüme düşen yağmurların geldiği yere baktım. Iğrenç eller bedenimde dolaşırken artık korkmuyordum. Sadece sinirliydim. Elimden hiç birşey gelemediği için sinirliydim. Tek başıma kaldığım için sinirliydim. Bir erkeğe boyun eydiğim için sinirliydim ve en önemlisi kendi krallığımın varisi, aileme iyi bir evlat olamadığım için Karşımdaki adama değil kendime sinirliydim.
Yarım dakikadır sarhoş adamın, bedenime yemek gibi bakan gözleri ve bunu yapan iğrenç elleri bedenimde dolaşıyordu. Eteğimi hafifçe havaya kaldırınca sinirden kafama silah dayıyabilirdim. Hayatım boyunca hiç bu kadar sinirlenmemiştim. Cani herif, sinirden kıpkırmızı olmuş ve havaya dönük yüzüme bakınca yere doğru sendeledi. Bütün vücudumu nefret ve kin ele geçirmişti. Yerde bana hortlak görmüş gibi bakan adam"N-ne, nasıl oldu bu?" Dedi. Bunu dediği gibi yerden yavaşça yükselmeye başladı. Yere düşen yağmur tanecikleri ve festivaldeki mutlu insanların sesine birde onun korku dolu çığlıkları adeta renk katıyordu.
Bu bana haz veriyordu. Onu evlerin duvarlarına yapışırken görmek bana haz veriyordu ve intikamımı alıyordum. Dakikalar önce Oda şuan benim hissettiğim gibi hissettiğini biliyordum. Çemberdeki meşaleler sönmüştü. Ama tek odak noktam beni taciz eden adamdı. Az önceki gibi yine çığlık sesi vardı. Şu dört yol, dört ev arasındaki çember bugün hayatında hiç duymadığı kadar çığlık sesi duymuştu. Ama ben çığlık atarken tek ben bağırıyodum. Şimdi ise sevinç çığlıklarının arasına, ölümünün yaklaştığını anlayan bir adamın çığlığı.
Milyonlarca kadının intikamını alıyor gibi hissediyordum. Gözüm bir saniye bile karşımdaki adamdan ayırmayacağıma yemin etmiş gibi ona odaklanmıştım. Onun acı çekmesi beni mutlu ediyordu. Az önce aynı tepkiyi bana karşı veriyordu fakat ben onun namusuna el sürmemiştim, ona hayvan demiş olabilirim belki ama yeterli bir sebep hiç değildi . Hem o bana saldırdıktan sonra söylemiştim bunu.
Gerçiii hayvanlara hakaret etmiş olamak istememiştim. Bundan dolayı tüm hayvanlardan özür diliyorum.
Niye şuan vicdanımı rahatlatmaya çalışıyorsam. DAHA FAZLASINI HAK EDIYORDU.
Hi guys, bölümlerin kısalığıdan dolayı üzgünüm ama uzun bölümler sevmiyorum ve günlük olarak yazdığım için uzun yazmak çok zamanımı alıyor. Bu bölüm bile iki buçuk saatimi aldı. Yazım yanlışları vaktimi alıyor ve klavyede kelimer değişiyor biliyorsun geri dönüp yirmi kere kontrol gerektiriyor buda. Her neyse yeni bölümlerde görüşmek uzere
baybay gençlik
Yorum bırakmayı unutmayın 😉🙃😘