Sonunda! Evet sonunda diyorum çünkü bu akademi için çok çalıştım ve sonunda başarılı oldum.Müdüre Wendy beni bu okul için uygun görmüştü(kendisi çok da sevimli biri değildir).Her gencin hayali bu akademiye girmek ve eğitim görmektir.Benim hayalimde buydu tabi.Öncelikle size biraz bura hakkında bilgi vereyim.Burası ülkenin en büyük okulu ve arazisi resmen ilçenin yarısını kaplıyordu.Bu okul için insanlar yurt dışından,şehir dışından geliyor bir umut seçilenlerden olmak için şansını deniyordu.Okul tamamen olası tehlikelere karşı büyüyle korunuyor çok güvenli bir ortam sağlıyordu.Bu durum protsların çok canını sıkıyordu.Evet protslar bu kötülükten oluşan toplumun amacı diğer insanları zorla ekibine katmak ve kötülüğü yaymaktı.Katılmak istemeyenleri zorluyolardı eğer katılmazslarsa onları öldürüyorlardı.Bu okul siyah büyüler ile korunuyordu.Evet siyah büyü dedim çünkü bu büyülerin renkleri var zamanla gelişerek ve güçlenerek renkleri değişiyordu herkesin bu okula gelmek istemesinin sebebi buydu.Güç renkleri sırasıyla mavi,sarı,turuncu,yeşil,mavi,kırmızı,MOR,siyah.
Bir şeyi merak etmişsinizdir neden moru büyük yazdığım.Çünkü mor renk özel kişilerde bulunuyordu siyah renkle eşit güçte olsa da bazen gücü düşük bazen fazla olabiliyordu siyaha kıyasla bu durum kişiden kişiye göre değişiyordu.Mor özel kişilerde oluyor dedim çünkü mor renk büyüye sahip kişilerin büyü yeteneği ortaya çıktıktan sonra direkt mor renge sahip oluyorlardı ve bu çok büyük bir güçtü.Diğer insanlar mavi renk ile başlayıp kırmızı renge kadar yıllarca çalışıyordu(evet kırmızı dedim çünkü siyah çok ayrı seviye herkes geçemez ileride anlayacaksınız).Bu okula seçildiğim için bir kargo geldi evime heyecanla açtım kargomu içerisinden bir bilgilendirme kağıdı bir de okul kıyafetlerim çıkmıştı.Okul kıyafetim lacivert bir üst bordo bir pantalon şeklinde modaya tam anlamıyla ters ama üstündeki Büyü Akademisi amblemi ile tamamıyla ultra havalı bir takımdı.
Ailemde benim gibi aşırı heyecanlı ve mutluydu.Annem özellikle eller ayakları titriyordu çünkü bu okul benim hayatımı kurtaracaktı bu duruma da en çok annem sevinmişti hatta tek annem olabilir.Çünkü babam çok değişik biri kendi kuralları dışına çıkmayan sevgisini göstermeyen çok fazla konuşmayan biriydi.Bir de ablam vardı onuda seviyorum eh işte bilirsiniz klasik kardeş vakası.Okuluma gitmeme son 3 gün kalmıştı bu da demek oluyor ki hayatımın değişmesine son üç günüm bulunuyordu.Evimizin ilerisinde bir sahil vardı orada kayalıklarda oturup kulaklığımı takar müzik dinlerdim bu benim ruhumu dinlendirir beni düşüncelerimle yalnız bırakırdı.Tekrardan buraya gelmek istedim belki de bir daha burayı göremeyecektim ama burayı çok seviyordum bu okul bazı şeyleri fedakarlık etmeni gerektiriyordu bunlardan sadece biriydi bu biraz burda oturduktan sonra eve döndüm babamın yüzü sirke satıyordu çok zor bir okulu kazanmama rağmen hiç tebrik etmedi aksine çok sinirlendi ve benide üzmüştü zor ikna ettik onu o yüzden onunla hiç konuşmuyordum.Odama gidip hayal kurmaya başlarken uyuya kalmışım gecenin bir yarısı uyandım ve bir takım seslet duydum.Annemle babam kendi aralarında konuşuyorlardı ama seslerini net duyamıyordum daha net duymak için kapılarının önüne geldim babamın sesi anneminkinden yüksek çıkıyordu.Babamı bu hiç iyi olmadı ben ordan çıkalı uzun zaman oldu şimdi yine karşımıza şu lanet okul çıktı sözleriyle duydum çok büyük şok geçirmiştim nasıl yani babam bu okulu bitirmiş miydi nasıl yani ne yaşamıştı büyü yapabiliyor muydu seviyesi neydi neden istemiyordu çok meraklanmıştım odama gidip hemen geri uyumak istedim yarın uyanınca ilk iş babamla yüzleşecektim.