Yeni gelen kız biraz garipti; kısa boylu, üzerinde kekoların giydiği cinsten Nike bir hırka vardı. Saçları her daim düzleştirilmiş, burnu ise biraz uzundu. İlk geldiğinde Sümeyye ve Damla ile birlikte onunla konuşmaya çalıştık ama o bizi bir kenara itip Neva ve grubuna yanaşmaya başladı.
O dönemlerde yavaş yavaş Sümeyye ve Damla’dan koparken Serpil ile yakınlaşmaya başladım. Serpil aslında çok tatlı ve şirin bir kızdı; çevresindeki herkese kötü davranmasına, tabiri caizse tam bir kaşar olmasına rağmen bana karşı hep çok iyiydi. Hiçbir kötülüğünü görmedim. Annesi okulumuzda hademeydi ve beni çok severdi. Kızının onca hatasına rağmen benim gibi "düzgün" bir arkadaşı olmasından dolayı içten içe mutlu oluyordu.
Ancak ortada büyük bir sorun vardı: Annesi, Serpil’i çok boş bırakıyordu. Serpil her gün (her hafta) kıyafet değiştirir gibi sevgili değiştiriyordu. Instagram üzerinden hiç tanımadığı, 20 yaş üstü yarı çıplak adamla görüntülü konuşuyordu. Bu durum bana zarar vermediği için başta pek karışmıyordum.
Sınıfta otura düzeni değiştiğinde Serpil yanıma geldi, Sümeyye de Damla’nın yanına geçti. İlk başta pek kaynaşamasak da zamanla çok sıkı kanka olduk. Dersleri felaket durumdaydı. Ona, "Gel kanka seni çalıştırayım," dediğimde, "Yok kanka, ben zaten okumayacağım, MESEM’e (Mesleki Eğitim Merkezi) geçip kuaför olacağım," diyordu. Kararına saygı duysam da yine de biraz çaba göstermesini isterdim.
Sonraki günlerde bir gün Serpil ile bahçeye çıktık. Okulun başından beri dikkatimi çeken biri vardı: Ensar. Aslında hoşlanıyor muydum bilmiyorum ama gözüm hep üzerindeydi. Arka bahçeye doğru ilerlerken bir de ne görelim...