Sabahın ilk ders zili çalmak üzereydi. Koridorlar, dersliklerine acele eden ya da son dedikoduları yetiştirmeye çalışan öğrencilerle doluydu. Ancak kimse, koridorun köşesindeki o rutini bozmaya cesaret edemiyordu. Aras, sırtını metal bir dolaba yaslamış, otoritesinin keyfiyle gülümsüyordu. Grubunun lideriydi; okulun kuralları onun için sadece birer tavsiyeydi. Gözleri, önünde hareketsiz duran çocuğa, matematik dehası Ayaz’a sabitlenmişti. “O notları, fakir aklınla nasıl aldın merak ediyorum Ayaz,” dedi Aras, sesi buz gibiydi. Baran, her zamanki gibi Aras’a sadık bir gülümsemeyle Ayaz’ın elindeki defteri sinsice çekip aldı ve kapağını buruşturdu. Mert ise zorla Ayaz’ın sırt çantasını yere devirip, içindekileri dağıttı. Ayaz, cılız bedeniyle dört zorbanın ortasında bir heykel gibi duruyordu. Yüzü ifadesizdi. Gözlerinde ne bir öfke, ne bir korku, ne de bir acı emaresi vardı. Sadece donukluk. Ayaz’ın bu tepkisizliği, zorbaların sinirini daha da bozuyordu. Savaşmıyordu, çünkü bir kavgaya karışmanın bursunu ve geleceğini tehdit edeceğini biliyordu. Aras, keyifle bir adım öne çıktı. “Hadi ama, Profesör. Sadece bir hareket. Karşılık ver de, sana asıl dersi verelim. Yoksa bu donuk suratınla mezun mu olacaksın?” Atlas, grubun bir parçası olarak arkada duruyordu. Dışarıdan sert ve kayıtsız görünüyordu ama artık bu sahneler midesini bulandırmaya başlamıştı. Ayaz’ın o duygusuzluğunun ardındaki mantığı anlamıştı. Bu tepkisizlik, zayıflık değil, kendini feda etmeydi. Atlas, kendi içindeki huzursuzluğu bastırmak için öne çıktı. Yere devrilen defterin üstüne ayağıyla bastı ve hafifçe çevirdi. Defterin bir köşesi katlandı. “Şuna bak Aras,” dedi Atlas, sesi alaycıydı. “Profesörün geleceği buradaymış. Birkaç kâğıt parçası.” Ayaz’ın donuk bakışları, Atlas’ın ayağının altındaki deftere kilitlendiğinde ilk kez, kısa bir an için, gerildi. Gözlerinden çok çabuk sönen bir tedirginlik parıltısı geçti. Bu ufak tepki, Atlas’ın beklediğinden daha sert bir etki yarattı. Ayaz’ın hassas noktasına dokunmanın verdiği o anlık güç, Atlas’ı tatmin etmedi, aksine daha büyük bir vicdan azabına sürükledi. Aras, Atlas’ın bu hareketini takdirle karşıladı. "Aynen öyle Atlas. Neyse, zevki kalmadı. Topla şunları," diye emretti, ders zili çalarken. Grup dağılırken Atlas, Ayaz’a son bir kez baktı. Ayaz, kimsenin yardımını beklemeden, yavaşça yere eğilmiş, defterlerini ve kalemlerini topluyordu. Yüzü yine o boş, sessiz maskeyi takmıştı. Atlas, hızla grubun peşinden yürüdü. Baran, Mert ve Aras kahkahalarla bir sonraki planlarını konuşuyordu ama Atlas’ın kulağı sağırdı. Aklı, ayak altında ezilen o defterde ve Ayaz’ın gözündeki bir saniye süren o ince korku kırıntısındaydı.
Bölüm 1
Okul koridoru
