(06:00) Anne bırakma beni... Kabuslarıma hüküm edemiyorum kim edebilir diki kimse... kâbuslarımız ,uyurken konuşmamız bizim yapmak isteyip de yapamadıklarımızdır belki de duvarında asılı duran o küçük kız masumluğunun ruhuyla küçük tebessümünle bakistin sakinleştikten sonra ayık kafayla düşünüyordum ama umurumda bile değildi sadece büyük yaraların izlerinle yüzleşiyordum ben Aile duygusunu hiç tatmadım nasıl histi güzel miydi ben ailemi dedim hayatımda en son isteyeceğim ailedir çünkü ben Duru Altayım hayata rağmen savaşan ve özgürlüğüne düşkün bir duruyum... ismim neden duru fikrim yok ama benim söyleyişimle lotus çiçeğiyim bataklıklara rağmen açan bir saf güzellik keşke geçmişimde ismim kadar güzel olsaydı soyadıma gelirsek yetimhanede koymuşlar asıl hikayem evim dediğim tek yer burası her şeyiyle bizim yetimhanemiz... ~04.04.2008~ müdüre hanım da yanıma geldi yıllar sonra bana anlattılar umursamadım ben kendi özgürlüğüme düşkün bir duruyum yetimhanede büyümüştüm bundan asla utanmadığım gibi güzel anılarımda olmuştu kan bağımız olmasada ablam benim her şeyimdi bana kendi annemden daha güzel annelik yapan tek kişiyle doğamla her zamanki yerimize girişindeki papatyalı yolu beni ne kadarda büyülüyordu her geldiğimde etkisinde kalıyordum bizimim yetimhanenin üst mahallesindeki parka gitmiştik oynarken bir acı hissetmiştim tam dibime kocaman bir köpek belirdi evet kopek her gördüğümde yerlerde olma sebebimdi kendimi kaybetmiştim gözlerim ağrı ağır kapanıyor... çiçeği görüyor musun? Ne kadar etkileyiciydi elmas misali pırıl pırıldı, sadeliyle dünya güzeli ama oda ne çiçeğin hayatını karartmaya gelen çamur yığını... bir güzelin, çirkin hikayesi olur... (İçses bu ablam doğaydı) (Gözlerimi açtığımda bankta uzanıyordum) Kendime gelince salıncakta sallanmaya başladım uçuyordum güzel histi uçmak kuşlar gibi özgürce uçuyordum kanadımdaki yarayla göz göze geldim yerdeyim o kadar uzgundumki kanadım kirildigi için bile üzülemedim uçamamıştım zar zor gördüğüm bir çocuk elini uzatmıştı her zamanki inadımla ters bir bakış attığım gibi hop kucaktaydım rüzgar hafif hafif esiyordu uçmasaydın olmuyor muydu demişti Gözleri gözümdeydi ablam o da korku içinde bize doğru koşuyordu biraz muhabbetten sonra tam arkamı döndüm o çocuk önümdeydi elime birsey uzattı sadeliyle beni benden alan papatyaydı resmen büyülenmiştim papatyanın güzelliğinden çıkıp teşekkür edebilmiştim çocuğun “ne demek rapunzel bir dahakine gözlerin açık uç” demişti cevabına şaşırmıştım sadece gülümsemiştim o da bana gülmüştü... (Takside çalan şarkıyı dinliyordum) (~Sezen aksu küçüğüm ~) Küçüğüm daha çok küçüğüm Bu yüzden bütün hatalarım Övünmem bu yüzden Bu yüzden Kendimi özel önemli zannetmem... Hemşire abla koluma pansuman yapıyordu ama canım açmıştı (1 saat sonra)
Yatağımdaydım daha iyisi evimdeyim evet dünyanın en güzel şeyiydi evde olmak şuan hâlâ o andayım o çocuk benim uçtuğumu nasıl anlayabilir ki zihnimi mi okudu ne yaptı bilmiyorum ama bir gün kanatlarımla özgürlüğe doğru uçacağım evet uçacağım kanatlarımla olmasada bir şekilde uçacağım... Kapı açılmıştı yorgun bir şekilde bakmıştım ablam uyuyamadığımı hissetmiş ve gelmişti ona koskocaman sarılmışım sıcacıktı. Prensesim hangi masalı dinlemek istersiniz? Heyecanlı tavrımla kü kedisi dedim ablamın güneş gülüşünü görüşümle cimcime başlıyoruz dedi Çok eski zamanlarda güzelimi güzel bir kız yaşarmış, kızın babası ona iki tane kardeş getirmiş ama kardeşleri ondan daha güzel olmadıkları için hiç sevmiyormuş hatta yırtık kıyafetler giydirip evdeki tüm işleri ona yaptırıyorlarmış aksamları ateşte ısınmasına izin vermiyorlarmış oda küle ısınırmış bir gün çok bilinen tüm kızların sevdiği prensin balosu varmış ve tabikide kül kedisini üvey kardesleride süslenip gitmişlerdi kül kedisinin yanında peri belirdi baloya gitmek istediğini söyledi saat 12 den önce burada olmalısın yoksa her şey eskisine döner diye uyarmıştı... baloda herkesi büyüleyip prensin yanından zor ayrılmıştı Saat 12 oluyordu arkasını dönüp giderken ayakkabısını düşürmüş. Prens herkesi etkileyip giden kızı aramaya başlamıştı kül kedisinin evinde ona o ayakkabıyı denedi ve oydu sonsuza dek mutlu yaşadılar... kül kedisi küllerinden yeniden doğmuştu.