Bazen ne için çabaladığımı sorguluyorum. Her şeyi bırakıp içime mi dönmeliyim? Bütün bunlara bir son mu vermeliyim? Ama peşimi bırakmıyor. Kimseye anlatamam. Eğer bir gün kusursuz bir şekilde ölürsem yazdığım bu defteri herkes okumalı ve sırrı öğrenmeli.
Sabah erkenden kalkıp nakliyeciyi arayıp eşyaların hazır olduğunu söyledim. Onlar gelene kadar hemen kendime çay demleyip tost hazırladım. Ve son kez salondaki küçük, beyaz tahta masama oturdum. Önceden tablolarımın asılı olduğu duvarlar hallerinden mutsuz, soğuk ve çırılçıplak karşımdaydı. Nereden bilebilirdim başıma bunların geleceğini?
Ama insan çabuk vazgeçiyor, alışıyor.
Nakliyeciye kolileri ve tuvalleri dikkatli götürmelerini söyledikten sonra yeni evime gitmek için metroya gittim. Bu evimden ilk ayrılışım. Eğer böyle bir işe bulaşmasaydım evimden ayrılmazdım, ayrılmak zorunda kalmazdım.
Metrodaki insanlara bakıyorum ayrı ayrı inceliyorum yüzlerini. Acaba içlerinde ne yaşıyorlar, nasıl bir hayatları var? İçlerinden birine anlatsam beni dinler mi?
-teşekkür ederim, borcum ne kadar?
-"1200 yeterli beyefendi."
-Hayırlı işler, kolay gelsin
Ve asansöre bindim daireme, yeni evime gitmek için. Gayet güzel ve ferahtı. Yine de insan biraz eksik hissediyor. Sonuçta onca yaşanmışlık geride kaldı. Şimdi duvarlar bembeyaz, doldurulmayı bekleyen sayfalar gibi duruyor önümde.
Kendime ait, tamamen kendime ait!
Bunun bozulmasını istemiyorum.
-"Evet sayın seyirciler, C. Geçit cinayetinden şüpheli olarak gözaltına alınan Sarp k. Yetersiz delil sebebiyle serbest bırakıldı.
Serbest bırakıl... Serbest bırakı... Serbest bırakıldı!! Serbest...
Ve bir an da kalbim durdu sanki. Hakimin tokmağıyla kürsüye vurduğunda çıkan ses beynimde yankılanıyordu. Dump!! Neden?
Kemandan çıkan dehşetli gerilim ritimleri gittikçe uzaklaştı.
Ve karanlığa gömüldü.
