Yazarın anlatımıyla...
Manolya korku evini ürkekçe süzerken Berna kolunu omzuna attı. ''Prensesimiz hazırlar mı korkudan bayılmaya?'' Manolya'nın gözleri korkuyla irileşirken Berna'nın kolundan sıyrılıp birkaç adım geri gitti.
Genç kız onu korkutan her şeyden uzak kalmayı tercih ediyordu normalde. Bugünse sırf arkadaşı kafa dağıtsın diye buraya gelmeyi kabul etmişti ama küçük kalbi daha içeri girmeden korku içinde atarken bunun pek de sağlıklı bir fikir olmadığını düşünmeden edememişti.
''Ya ben gelmesem, sizi burada beklesem, olmaz mı?'' dedi korku evinin önündeki basamakları işaret ederken.
Zara, Berna'ya ters ters bakıp Manolya'nın yanına yaklaştı. Bir yandan da Berna'ya söylendi. Manolya'nın elini tutup ''Merak etme. Bu cadının anlattığı kadar korkunç değil.'' dedi kızı rahatlatmak istercesine.
Berna kollarını göğsünde birleştirdi. ''Yooo. Gayet de anlattığım kadar korkunç.'' Cümlesini yeni tamamlamıştı ki Zara ona çantasını fırlattı. Berna'nın yüzüne çarpan hafif çanta kısa bir süre içinde yeri boyladı.
Berna'nın ağzı kocaman açılırken ''Sen! Bittin kızım sen!'' diye haykırdı. Berna, Zara'ya doğru Manolya'ya korkunç gelen hızlı adımlarla yaklaşmaya başladığında ''Manolya!'' diye seslenen birinin sesini duydular.
Aynı anda dönüp gelen kişiye, daha doğrusu kişilere baktılar. Evren ve arkadaşları... Manolya'nın gözleri irileşirken ''Evren? Senin ne işin var burada?'' diye sordu heyecanla. Bir yandan da Zara'dan uzaklaşıp Evren'e doğru yaklaştı. Onu burada görmek az önce içinde olan tüm korkuyu alıp götürmüştü.
Bugün buluşamayacakları için fazlasıyla üzgün hissederken onu karşısında görmesi kalbinin mutlulukla çırpınmasını sağlamıştı.
Kaan, Uraz'a doğru yaklaşıp ''Biz görünmeziz galiba. Baksana sadece Evren'e sordu burada ne işi olduğunu.'' dedi kısık olduğunu düşündüğü ama herkesin duyabildiği kadar yüksek olan bir sesle. Uraz gözlerini devirirken Berna duyduğu cümleyle kıkırdadı.
Kaan gözlerini irileştirip Uraz'ın omzuna sert bir yumruk geçirdi. Uraz acıyla yüzünü buruştururken Kaan da yeni yaptığı tespiti dile getirdi. ''Ulan şimdi anladım! Bu çakal bizi buraya sırf yengemizi görmek için getirdi. Ben de ne kadar iyi arkadaş, sırf benim için sevdiği kızla buluşmayı erteledi diye sevinmiştim.''
Berna'nın kıkırtısı kahkahaya dönüşmüştü. İlk kez tam onun kafasından birine rastlamak ona her şeyi unutturmuştu. Bu çocukla daha fazla zaman geçirmek istediğine karar vermişti. Onun yanındayken bol bol güleceğinden neredeyse emindi. Bu zamanlarda en çok aradığı buydu zaten.
Uraz hiddetle Kaan'a dönüp az önce ona yaptığı gibi omzuna bir yumruk çaktı. Kaan elini omzuna götürüp kaşlarını çattı. ''Ah! Ne yapıyorsun lan pezevenk!? Omzum çıktı amına koyayım.'' Hiçbir şey yapmamış, masum ayağına yatmak onun uzmanlık alanıydı. Az önce Uraz'a kendisi vurmamış gibi davranması da zor olmamıştı haliyle.
Uraz bıkmış gibi Kaan'dan uzaklaşıp Zara'ya yaklaştı. ''Zara... Sen de gelmişsin.''
Zara gülümseyip ''Evet... Biraz kızlarla takılalım dedik. Sizinle karşılaşmayı beklemiyorduk açıkçası.'' dedi tek kaşını hafifçe kaldırarak.
Uraz, Evren ve Manolya'nın durduğu yere kısa bir bakış attı. ''İnan bana biz de beklemiyorduk.'' Zara'nın da bakışları onları bulunca kıkırdadı. Berna neşeli sesiyle hepsinin dikkatini üzerine çekti.
''Eee madem herkes toplanmış hadi hep beraber girelim şu korku evine. Küçük prensesimiz de korkarsa onu koruyacak prensi de yanında olduğuna göre bir sıkıntımız da kalmadı.''
Manolya'nın yanakları pembeleşirken Evren'e kaçamak bir bakış attı. Berna onu çok utandırmıştı. Ona göre Evren birçok prensten daha mükemmeldi tabii ama yine de böyle dile getirilmesi birazcık utanmasını sağlamıştı.
''Evet evet! Hemen girelim! Mumyalar beni bekler.'' Kaan neşeyle önden koşturmaya başladı. Diğerleri de peşinden giderken Manolya hâlâ çekiniyordu.
Evren, bu durumu fark etmişti. Korku evinden bile bu kadar ürken bu tatlı kızla ne yapacağını şaşırmıştı. Eski kız arkadaşlarıyla birçok durum deneyimlemiş olsa da bu tarz bir kızla ilk defa karşılaşması kendini acemi gibi hissettiriyordu.
Manolya'ya güven vermek istedi. Bu yüzden aklına ilk gelen şeyi yapmak için ondan izin istedi. ''Elini tutabilir miyim? Şey... Yani böylece korkmazsın diye düşünüyorum.'' Manolya'nın kalp atışları hızını arttırırken onu başıyla onayladı.
Evren de hemen dediğini yapıp kızın kendi eline kıyasla küçücük kalan elini kavradı. Manolya alt dudağını dişlediğinde Evren onun nasıl bu kadar tatlı olduğunu düşünüp ona öylece bakakaldı. Ta ki Kaan'ın sesi duyulana dek.
''Ya abi anladık, aşıksınız! Biz burada bekliyoruz ama! Az insaf! Flörtünüzü sonra edersiniz. Şimdi hemen buraya gelin! Yoksa sizi mumyalara yem olarak atarım!''
Her ne kadar blöf yapıyor olsa da tehdidi Manolya'yı korkuttuğu için Evren'i çekiştire çekiştire hızlı adımlarla içeri girmek için ilerlemeye başladı. Evren, onu sürükleyen kıza gülümseyerek bakıp bu durumdan hoşlandığı için ona ayak uydurdu. İçi gidiyordu bu kıza, içi.
