İçeriğe geç

Bu İlk ♥️ Mı?

Bölüm 1 · 4 dk okuma

Bu İlk ♥️ Mı?

Bölüm 1

Okulda Yeni Mi?

Sağanak yağmur, iri taneler halinde otobüsün camına çarparken Umay kafasını cama yaslamış kulağında Tchaikovsky, gözleri kapalı aksiyonun en yüksekte olduğu anda hayal dünyası, onu farklı evrenlere sürüklemişti.

Mısırın, kızgın çöllerinde sırtında altın ve değerli eşyaların olduğu bir heybe ile kaçmaktaydı Umay namı diğer "KaraBela". Peşinden ise Kırk Haramiler onu kovalamaktaydılar. Heybe o kadar ağırdıki kaçarken yarısını boşaltmıştı. Kaçarken yolun sonu bir uçuruma gelmişti ve KaraBela" İşte şimdi sı'tık." dedi ve haramilere dönüp kılıcını çekti ve ileriye doğrultup onların yaklaşmasını bekledi. Zaten çokta uzak değillerdi KaraBeladan. Haramiler de durup derin derin solukları ile ona bakarak "Sonunda elimize düştün. Sana yapacaklarımızdan kork KaraBela. Bize bulaşmamalıydın" diyip gibi pis pis gülmeye başlamışdılar. Arkadan göbekli, kelli felli, terden heryeri ıslanmış adam derin ve hırıltılı soluklarıyla adamlarını sağa sola iterek en öne gelip bir eli dizinde bir elinin işaret parmağını kıza doğrultarak " Sen... Seni... Huh!" şeklinde birşeyler söylemeye çalışırken geriye ileriye yalpalayıp yere yapıştı.

Kız ise adama anlamaz gözlerle bakıp " Galiba sıcak çarptı." dedi. Haramiler bayılan adamın başına"Reis! Reis!"diye üşüştüler. Hepsi aynı anda kafalarını kaldırıp kıza baktılar. KaraBela iki kaşınıda havaya kaldırıp, kılıcını tekrar ileriye doğrultup" Ben birşey yapmadım. Kendisi düştü bayıldı." diyerek kendini savunmaya geçti. Haramiler vahşi bakışları ile kendisine doğru yaklaşmaya başlayınca KaraBela korkuyla sırtındaki heybeyi çıkarıp uçuruma doğru tuttu ve "Gelmeyin yoksa hepsini atarım aşağıya." diye onları tehdit etti.

Haramiler bir an duraksadılar ama bu duraksama saniyelik sürdü.KaraBela üstüne gelmeye devam ettiklerini görmesiyle sağ ayağını hafif geriye atmasıyla dengesini kaybedip uçurumdan düşmesine neden oldu. KaraBela, düşerken Haramiler uçurumun tepesinden kılıçlarını havaya kaldırıp indirerek "Ölüm!" diyerek bağırıyorlardı.

Bu sırada otobüsün ani freni ile öne doğru düşerken Umay "Hayır! Bu şekilde ölemem." diye bağırıp önündeki koltuğa yapışması bir olmuştu. Kafasını kaldırıp hafif sızlayan alnını sıvazlarken gözleri kendisine bakan tuhaf bakışlarla karşılaştı. Anında utanıp gözlerini cama doğru kaçırdı.

Elini alnından çektiğinde yüzünün her bir karesine rezil olmuşluğun hissi işlenmişti. Otobüs tekrar hareket etmeye başladığında kız gözlerini şöyle bir dışarıda gezdirdi ve ineceği durakta olduğunu gördü. Hızla yerinden kalkıp bağırarak"Durun! İnecek var." diyerek çıkışa doğru itiş kakış ilerledi. Otobüs şoförü söylenerek durdu.

Kız kapşonun şapkasını örtüp hızla sağanak yağmur altıda koşarak karşıya geçti ve koşarak okul yolunun hafif yokuşunu çıktı. Demir kapıdan içeriye girip koşmaya devam ederken telefonunu çıkarıp saate baktı ve bu sırada birine çarptı. Kız yine alnının aynı yerini bu sefer çocuğun sırt kemiğine çarpmıştı. Bunun getirdiği acıyla alnını sıvazlarken çocuğa doğru kafasını kaldırdı ve "Afedersin." dedi.

Çocuk bu sırada yere düşen şemsiyesini alırken "Görülemeyecek kadar küçük olduğumu zannetmiyorum." dedikten sonra kafasını kıza çevirip baktığında otobüsteki bağıran kız olduğunu gördü. Boş gözlerle kıza bakarak"Kör müsün?" diye cevabını beklemediği bir soru sorup kıza arkasını dönüp büyük adımlarla okula girdi.

Kız ise çocuğun kendisine dönen yüzünü görünce donup kalmıştı. Alnını sıvazlayan eli, kıpraşan göz kapağı hatta kalbi bile kısa bir süre donmuştu. Kız kısa bir süre oğlanın içeri girişini izledi sonra o da içeriye doğru yavaşça ilerledi.

İçeriye girdiğinde ıslanmış kapşonun kafasından indirdi ve gözlerini etrafında gezdirip çocuğu aradı ama göremedi. Telefonunu havaya kaldırıp kilidini açıp kulağındaki orkestrayı susturdu. Gözlerini karşıdaki bir boşluğa kaydırıp " O kimdi? Okulda yeni mi acaba?" diye düşündü. Daha önce görmemişti onu. Daha sonra dışarıda çocuk kendisine bakarken bir şey dediğini hatırlayarak. Bu sefer de " O, bana ne dedi" diye düşünmeye başladı. En sonunda düşünmelerine bir son vererek " Galiba , önemli değil, dedi" diyerek ve kafasını hafif aşağı yukarı sallayarak kendisini buna inandırdı. İnandırdı inandırmasına ama sınıfa doğru ilerlerken düşünmelerine hala son verememişti.

Sınıfa girene kadar " o kim, o bizim okulda yeni mi, adı ne, yaşı kaç..." gibi tonlarca düşünceyle sınıfa girdi, sırasına oturdu, kalemini-kitabını çıkardı, elini çenesine yasladı, gözlerini boşluğa dikip kitabını karalamaya başladı. Kulağının dibinde adının bağırılmasıyla korkup "Ah" diye yerinden sıçradı. Pelin, arkadaşının bu haline sesli bir şekilde gülmeye başlamıştı bile.

Umay eli kalbinde arkadaşına ters ters bakıp"Ne yapıyorsun ya? Ödüm koptu." dedikten sonra sağ baş parmağı ile damağını yukarı kaldırdı. Pelin, işaret parmağıyla akan göz yaşını silerken " Kapıdan girdiğinden beri senle konuşmaya çalışıyorum. Öyle kara kara ne düşünüyordun da beni duymadın ha söyle bakıyım" dedikten sonra kolunu sıraya yaslayıp arkadaşına doğru hafif kafasını eğdi ve gözlerini kırpıştırarak arkadaşına bakmaya devam ederken Umay'ın alnındaki hafif kızarıklık dikkatini çekti ve Umay'ın alnını inceleyerek" Alnın kızarmış." dedi ama bu aslında bir soruydu.

Umay derin bir nefes alıp verdi ve heyecanla arkadaşına, öğretmen gelene kadar herşeyi anlatmaya başladı. Tabi anlatmayı bitirememişti. Tabi Pelin, diğer ders aralarında bu merakını gidermişti. Umay, istese de derslere odaklanamıyor o çocuğu düşünüp duruyordu. İç dünyasında aşık olduğuna bile karar vermişti. Bunu " Sanırım aşık oldum." diye sesli bir şekilde söylemişti. Ayağının dürtülmesiyle kafasını arkadaşına çevirdi daha sonra kendisine seslenen Nezahat Öğretmene ondan da sonra iki dudağını birbirine bastırıp gözlerini söyle bir sınıfa kaydırıp bunu sesli söylediği kafasına dank edince kendisine içinden bütün hakaretleri etti ve gözlerini öğretmenine çevirip " Hocam yani o kadar güzel anlatıyorsunuz ki konuya aşık oldum." demesiyle sınıfta bir kahkaha tufanı koptu. Umay, utançtan yerin dibine girişken Nezahat hoca " Madem aşık oldun. Gel bakalım şu trigonometri sorusunu sen çöz" diyerek gözlüğünün üstünden bakarak Umayı çağırdı. Umay gülümsemeye çalışarak Nezahat öğretmene kekeleyerek "Tabi." derken içinden geçense " Acaba şuralara kendimi atıp bayılma numarası yapsam mı? Yok yok kesin çözüm camdan atlamak."

Merhaba arkadaşlar. Bu benim ilk kitabım. Klasik olsun istedim. Umarım beğenirsiniz.

Kızın dinlediği Tchaikovsky- Marche Slave

Düşünce ve önerileriniz benim için önemli bu yüzden yorumlarınızı eksik etmeyin lütfen.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.