İçeriğe geç

BU BİR SEÇİM DEĞİLDİ

Bölüm 8 · 2 dk okuma

BU BİR SEÇİM DEĞİLDİ

Bölüm 8

Tarih

Kuzey’in arkasından yürürken ayaklarım ağırlaştı. Sanki her adımda biraz daha içeri giriyordum. Eve değil. Onun dünyasına. Koridor yine sessizdi. Duvarlar yine koyu renkti. Ama bu sefer fark ettim. Bu ev sadece güvenli değildi. Bu ev kararların verildiği bir yerdi. Çalışma odasının kapısı açıktı. İçeri girdim. Oda… salondan bile ciddiydi. Büyük bir masa. Masanın arkasında koyu renk bir koltuk. Duvarlarda haritalar vardı. Sıradan haritalar değil. Üzerlerinde işaretler, notlar, küçük kırmızı noktalar. Bir köşede kilitli bir dolap. Camlı. Kuzey masanın arkasına geçti. Oturmadı. Ayakta kaldı. “Gel.” dedi. Masanın karşısındaki sandalyeye oturdum. Ellerimi dizlerimin üzerine koydum. Dik durmaya çalıştım. Ama içim titriyordu. “Konuşacağız demiştin.” dedim. “Evet.” dedi. “Kısa.” Masadan bir dosya aldı. Bana doğru itti. Dosyaya baktım. Açmadım. “Bu ne?” dedim. “Hayatının yeni takvimi.” dedi. Kaşlarım çatıldı. “Benim hayatımın takvimi zaten var.” dedim. “Okulum vardı. Arkadaşlarım vardı. Planlarım—” “Artık yok.” dedi. Bu cümle… Tokat gibi değildi. Daha çok bir kapının kapanma sesi gibiydi. “Bu kadar kolay mı?” dedim. “Bir dosya koyuyorsun ve benim hayatım değişiyor.” “Kolay değil.” dedi. “Ama gerekli.” Dosyayı açtım. Tarihler vardı. Notlar. İsimler. En üstte kırmızıyla işaretlenmiş bir gün. 15 gün sonra. Yutkundum. “Bu ne?” dedim bile bile. “Nikâh.” dedi. Sesim yükseldi. “On beş gün mü?” dedim. “Bu bir şaka olmalı.” “Şaka değil.” “Ben hazır değilim!” dedim. “Ben seni tanımıyorum. Bu ülkeyi tanımıyorum. Bu evi—” “Hazır olman gerekmiyor.” dedi. “Bu bir düğün değil.” “O zaman neden?” diye sordum. “Neden bu kadar acele?” Bakışları sertleşti. İlk kez. “Çünkü zaman benim aleyhime çalışıyor.” dedi. “Ve seni ortada bırakamam.” “Ben bir yük müyüm?” dedim. “Hayır.” dedi. “Bir teminatsın.” Bu kelime… İçimi üşüttü. Ayağa kalktım. “Ben buna hayır diyorum.” dedim. “İstemiyorum.” O an… O da ayağa kalktı. Aramızda masa vardı ama mesafe yoktu artık. Bakışları gözlerime kilitlendi. “Hayır deme lüksün yok.” dedi. “Kim veriyor bu lüksü?” diye bağırdım. “Sen mi? Babam mı? Bu ev mi?” “Ben.” dedi. “Seni bu işin içinde tutan benim.” Gözlerim doldu. “Ben insanım.” dedim. “Bir imza değilim.” Bir an sustu. Sonra ses tonu düştü. Ama sertliği gitmedi. “Biliyorum.” dedi. “Bu yüzden nikâh var. Sahipsiz değilsin.” “Bu sahiplenmek mi?” dedim acıyla. “Yoksa hapsetmek mi?” Masaya doğru bir adım attı. Ellerini masanın kenarına koydu. “Dinle.” dedi. “Bu evlilik seni korur.” “Kimden?” dedim. Bir anlık sessizlik oldu. “Benden değil.” dedi. “Benim düşmanlarımdan.” Kalbim hızlandı. “Yani ben hedef miyim?” dedim. “Olabilirsin.” dedi dürüstçe. “Ve buna izin vermem.” Sustum. “On beş gün.” dedi. “Bu süre senin.” “Sonra?” dedim. “Sonra…” dedi. “Benim soyadım.” Geri çekildim. “Ben buna alışamam.” dedim. “Alışmak zorunda değilsin.” dedi. “Uyum sağlaman yeterli.” Kapıya yöneldi. “Bu konu kapandı.” dedi. “Bugünlük.” Kapıyı açtı. Çıkmadan önce durdu. “Kaçmayı tekrar denersen…” dedi. Kalbim durdu. “…bu sefer kibar olmam.” dedi. Kapı kapandı. Odaya yalnız kaldım. Sandalyeye çöktüm. Ellerim titriyordu. On beş gün. Sadece on beş gün. Ve ilk kez şunu düşündüm: Belki de kaçmak yetmeyecekti. Belki de bu evliliğin içinde ayakta kalmayı öğrenmem gerekecekti. Ve bu düşünce… Kaçmaktan daha çok korkuttu.

*_*_*_*_*_*_*_*_*_*_*_*_*

Nasılsınız iyisinizdir umarım

Bölümü nasıl buldunuz yorumlara yazınnn

Neyseeeeee

Seviliyorsunuzzz milleetttttttt 💙 clap clap clapp

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.