hikaye
jk 'den
ayaklarım artık her zaman geldiği yeri bildiği için otomotik olarak oraya gidiyordu. sevdiğim kadının yanına ... onu özlemiştim... hemde çok ... keşke o gün onun yerinde ben olsaydım dedim hep ...
koridordan sağa dönüp "1254" nolu odanın karşısında durunca kalbime bir ağırlık çökmüştü. onun burda yatması . 6 aydan beri her zaman yanına gitmem . her gün onunla konuşmam . sanki o derin bir uykuda değilde benmişim gibi hissediyordum . titreyen elimi yavaşça kapı kulpuna uzatıp açtım ve ağır adımlarla içeri girdim . gözyaşlarım benden izinsiz akmaya başlamıştı bile . yanında ki boş koltuğa oturmuş ve o yumuşacık elini avucuma almıştım . buz gibi olmuştu. o güzel yüzü solmuş , dudakları mosmor olmuş , bembeyaz yüzü ile hala daha benim için dünyanın en güzel kızı idi . onunla ilk karşılaşmamız lisenin ilk yıllarında idi . lise bitmiş , üniversite bitmiş ama bizim aşkımız asla bitmemişti . 26 yaşındayız . hala ilk gün ki gibi seviyordum.
aklıma onunla ilk karşılaşmamızdan evlenmemize kadar olan anılarımız gelince istemeden gülmüştüm .
flasback
sırtımda çanta ile okuluma gelmiştim. ilk yılımdı. peki heyecanlımıydım. asla ...
okula doğru adımlarken elimde telefon ile ilgileniyordum. birden birinin bana çarpması ve ikimizin yere düşmesi bir olmuştu. tam sövecekken karşımdaki'nin bir kız olması ile susmuş ve ona bakmıştım.
sun : yavaş olsana ya !
düşüncelerimden sıyrılmış ve derince çattığım kaşlarım ile ona baktım . gıcık olmuştum . gıcık kız .
jk : benim ne suçum var sen önüne baksaydın !
sun : suç benim mi yani !
elini ağzına kapatmış ve şaşkın bir şekilde bana bakması kalbimde bir şey hissettirmişti . ama yinede gıcık olmuştum.
sun : neyse seninle uğraşırdım ama sınıfa gitmem gerekiyor
diyerek ordan uzaklaşmıştı . kalbim ve beynim kesinlikle bu kızla tekrar karşılaşacağımı söylüyordu . Zil çalınca ofladım ve hemen okula doğru adımladım . okula girip sınıfımı bulup içeri girdim ardından kendime bir yer bulmak için etrafı gözlerimle tarayınca onu gördüm.
gerçekten mi?!!
bu kız niye karşıma çıktı ki . yanında ki yer boştu sadece mecburen oraya doğru gittim ve çantamı koyup oturdum . bana tip tip bakınca onu umursamadan hocanın gelmesini bekledim .
...
kafeye gelmiş önümde ders notlarım ile çalışıyordum . o sırada kahve sipariş etmiştim . birden önümde ki notlara kahve dökülmesi ile hızla ayağa kalkmış ve özür dileyen garsona bakmıştım . ama gördüğüm tanıdık yüz ile kaşlarımı çatmış ve bu kadar da tesadüf olmamasını diledim .
jk : yine mi sen ? neden sürekli seni görüyorum merak ettim .
o da beni tanımış olacak ki biçimli güzel kaşlarını çatmış bana bakıyordu .
...
okuldan çıkmış ve eve doğru giderken yan taraf ki sokaktan çığlık sesi gelmesi ile hemen oraya doğru koşmuştum. çığlık sesi daha net gelmesi ile hemen adımları hızlandırmış ve gitmiştim. ama gördüğüm görüntü ile kan beynime sıçramıştı . Her zaman tesadüfen karşılaştığım kız bir adamın elinden kurtulmaya çalışıyordu. elimde ki çantayı yere atmış ve adama doğru yürümüştüm . yakasından tutup kendime çekmem ve yüzüne sert bir yumruk çakmam bir olmuştu. defalarca yüzüne vurmuştum . sonunda adamı bıraktığımda kafamı kaldırdım ve görüntüye içim giderek baktım .
zaten küçücük olan bedeniyle duvara yaslanmış ve mümkünmüş gibi daha da küçülmüştü . içli içli ağlıyordu . hemen yanına gidip göğsünden dışarı çıkacakmış gibi atan kalbimi umursamadan ensesinden tuttuğum gibi göğsüme yasladım ve ona sarıldım . titriyordu. onu koltuk altından tutup kaldırdım ve kucağıma aldım . Bebek gibi bana sokulmuştu . yüzünü ilk defa bu kadar yakından görmüştüm .
o...o çok güzeldi . ama bir sorun var kalbimin bu denli hızlı atmasının sebebi ne ...
...
aradan geçen iki ayda sürekli onunla karşılaşmıştım ama sanki hayatımın merkezinde idi . sadece karşılaşmakla kalmıyor konuşuyor geziyor sürekli beraber takılıyorduk .
artık emindim ... ben onu seviyordum ...
...
bugün ona itiraf edecektim . sevdiğimi ... şimdi de denize bakan bir bankın önünde oturmuş gelmesini bekliyordum. denize baktığım zaman o deniz gibi masmavi gözleri , siyah saçları ve en önemlisi o güzel ve merhametli kalbi ile beni adeta kendine mühürlemişti.
gözlerim bir anda güzeller güzelimi görmesi ile dudaklarım kıvrılmış ve gelişini izlemiştim. yanıma gelmiş ve oturmuş bana muazzam gülümsemesini vermişti.
jk : hoşgeldin, nasılsın
sun : merhaba , iyiyim ya sen
jk : seni gördüm daha iyi oldum adeta dışarıdaki bütün kelebekler karnıma girmişte uçuyor gibiler .
kırmızı yanakları ile kafasını eğince ona bakmış ve tebessüm etmiştim. artık söyleyecektim ... içimde daha fazla tutamayacaktım. çenesinden tutup yavaşça kaldırmış ve derince yutkunmuştum .
jk : seni seviyorum kelebeğim
ben onun gözlerine bakıp cevabımı beklerken bana tebessüm etmesi ile bende gülümsemiş ve ona öylece bakakalmıştım.
...
lise bitmiş ...
üniversite bitmiş...
ve iş sahibi olmuştuk ...
ve biz şimdi de evleniyorduk .
...
flachback end
aklıma gelen anılarla gülümsemiş ve tuttuğum eli daha da sıkıp kokulu bir öpücük bıraktım . onu özlemiştim hemde çok bana bakan mavi gözlerini özlemiştim. neden önüme bakmamıştım ki keşke bize doğru gelen tırı vaktinde görseydim çarpmadan kurtulurduk.
evlilik yıl dönümünden dönüyorduk. mutluyduk . hemde çok . yüzümüzden gülümseme eksik değildi . ama hayat bize yine ters köşe yapmıştı.
eve döndüğümüzde bebek hayalimiz vardı . ama şimdi belki de hiç gercekleşmeyecekti.
odanın kapısı açılması ile kafamı oraya döndürmüş ve bakmıştım. elinde ki dosyayı yatağın ucundaki masaya koymuş , elinde ki iğneyi seruma enjekte etmişti.
jk : hala bir değişiklik yok mu ?
hemşire ( h )
h : ne yazık ki .
başımı eğmiş ve kafa sallamıştım. gözlerim dolmuştu .
...
hava artık kararıyordu . artık eve gitmem gerekti . birazdan arkadası gelecekti . sabahtan akşama kadar ben sonradan sabaha kadar o bakıyordu .
jk : seni seviyorum güzelim. hemde çok . uyanacagına eminim. hani demiştin ya 'birşey olmayacak bana elini bırakmayacağım' diye bırakma lütfen yalvarırım bırakma . şimdi gidiyorum ama sabah gelicem merak etme seni seviyorum bebeğim .
elini son kez öptüm ve burnumu boynuna sokup derince kokusunu çektim. ardından odadan çıktım ve arkaya odaya baka baka gittim . kalbim de bir sızı vardı . gitmek istemiyordum ama mecburdum . lütfen bırakma beni sun .
eve gelene kadar kalbimde ki sızı geçmemişti . duşa girmiş üstümü değiştirmiş ve yatağa geçmiştim . dualar ede ede uyuya kalmıştım.
gece saat kaç bilmiyordum ama başımda sürekli inatla çalan telefonu elime almıştım . ama gördüğüm isimle kalbime bir korku düşmüştü . arkadaşı arıyordu. korkuyordum . fazla bekletmeden açmış ve kulağıma götürdüm .
jk : alo
ağlayan, ve hıçkırıklarla dolu sesi ile gözlerimi kapatmam ve gözümde ki yaşların dökülmesi bir olmuştu. cevabımı almıştım . kalbimde ki acı sızının cevabı belli olmuştu .
jessi : k-kaybettik
gerisi artık ağlayan sesi idi . telefonu yüzüne kapatmış ve çocuk gibi ağlamaya başlamıştım. dayanamamıştı. neden... neden ...
jk : neden dayanamadın ki . hani söz vermiştin bana . hani bu elimi bırakmayacaktın. evlendiğimizde söz vermiştin. ama sen beni bu dünya da yalnız bıraktın şimdi ben ne yapacağım
ağlamış ve gözlerim kan çanağına dönmüştü . yataktan kalkmış pencereye dönmüştüm gece karanlığına dönmüş ve sessizce fısıldadım
.
jk : seni seviyorum kelebeğim...
son