Sabah uyandığımda bugününda diğer günlerden farklı olmayacağını düşünüyordum, belki yanıldım belkide kendimi kandırdım. Evin içi sessizdi, anneme seslendim. Cevap alamamak bile beni germeye yetmişti. Telefonumun yerinde olmadığını farkettim, en sonundada kalkma kararı aldım. Bi terslik olduğu çok bağrizdi, evde dolaşmaya başladım . Tek katlı küçük bir müstakil evdeye yaşıyorduk ama tüm odalara bakmama rağmen kimse yoktu, normalde 2 televizyon 3 telefon olan bir evdi evimiz. Hiç biri yerinde yoktu, buz dolabındaki tüm yiyecekler küf ler tarafından sarılmış haldeydi. Musluktan tek damala su akmıyordu, eskimiş ispanyol paça kotumun üstüne uyan mavi kapşonlumu gibip dışarıya çıktım. Dışardaki ağaçların tüm yaprakları dökülmüş haldeydi, ama ağaçlar çok canlı ve sağlam duruyorlardı. Ormanın içinde yaşamaya alışmıştık, o yüzden müstakil tenha bir ev seçmiştik belkide.
Şehre vardığımda herşeyin ters olduğunu anladım. Tüm binalar yıkılmıştı. Biraz ilerledikten sonra binalar düzelmeye başlasada sessizlik kendini koruyordu. Tenha bir sokağa saptığımda birini gördüm, adam bana doğru kafasını çevirdiğinde... Yarını yokmuş gibi koşmaya başladı. Yol sonundan sola dönerek gözden kayboldu. Neydi tüm bunlar? Rüya mı? Yoksa şizofrenmi olmaya başlıyorum? Geri dönüp eve gitmeye karar verdim, ama.. tüm binaların ve yolların yeri değişmişti. Dönüş yolu diye birşey kalmamış, sokaklar kirli birer labirente dönmüştü. Başım dönmeye, midem bulanmaya ve vicudum çökmeye başlamıştı. Bi süre sonda olduğum yerde dururken yere yığıldığımı hatırlıyorum. Uyandığımda karanlık bir yerdeydim, tüm vicudum uyuşmuştu. Bi süre sonra etraf aydınlandı gözlerimi kamaştıran o sarı ışık bir sönüp bir açılıyordu gözlerim ışığa alışmaya başlasada başım aşırı şekilde ağrıyordu.......
Devam edecek.
Berrak Er.
#Özel hikayelerden