İçeriğe geç

Boyutlar Arası

Bölüm 1 · 6 dk okuma

Boyutlar Arası

Bölüm 1

Güzden sonrası cehennem

~insanlar ölürken değil doğarken acı çeker~

Kolonların arkasında etrafı kolaçan ederken uzaktan bir karartının etrafa görünmeden olduğum yere gelmeye çalıştığını fark ettim, çok beklemeden elimdeki beyaz mendili koridorun ortasına fırlattım.

Koridorun ortasında eğilip Pelerinin içinden çıkan narin beyaz elleri ile mendili yerden alıp cebine sıkıştırdı. Üzerindeki benim vermiş olduğum kraliyet pelerini ve peçesi ile dikkat çekmeden yanıma gelebilmişti. Saraydaki herkes üst rütbede olmadığı sürece, pelerin ve yüzlerinde peçe olmadan gezmeleri yasaktı; bende kolaylıkla pelerini verdiğim kardeşimi saraya gizlice sokabiliyordum "yu-rin, buradayım" elimi fazla kaldırmadan havada sallayıp yu-rin'in dikkatini çekebilmiştim "hızlı ol bir gören olmadan odama gir" kaşlarımla kastettiğim yeri göstererek önden ilerlemeye başladım "her seferinde bu kadar aksiyon şart mı, o sikik kocana söyle bilsinki bende aileden biriyim" başımı eğip karnımı okşarken yu-rin'in şikayet dolu kelimeleri bebeğiminde hoşuna gitmişe benziyordu "o sikik adam kelleni uçurabilir biliyorsun değil mi" ona takılmamdan hoşlanmamış gibi kararsız kelimeler söylesede net duyabiliyordum.

Yu-rin öz olmasada aynı annenin farklı adamların kızlarıydık ama, benzerliğimiz tartışılmazdı. Onun kül rengi saçları dalgalı mavi gözleri ile etrafını büyülesede bende aynı sonuç beklenmesi olan dışıydı beyaz saçlarımın aksine simsiyah gözlerim hep savaşçı bir süliet dışa yansıtıyordu.

Odama geçtiğimizde bana yansıtmak istemesede bir huzursuzluğu vardı ama cümleye nasıl gireceğini bilemiyor gibiydi "bir sorun mu var" kaşlarım aynı anda kavislenirken gözlerimi dalgalı mavilerine diktim "yani var ama seni ilgilendirir mi bilmem" gözlerimle baştan aşağıya süzerken kararsızlığı onu rahatsız etmişe benziyordu "ne oldu" tek düze sorduğum soru otoritemi ses tonundan anlaşıldığı gibi bozduğumu gösteriyordu

"Taman sakin ol, ben birşey yaptım" olasılıklar sınırlıydı

Aklıma gelen tek ihtimal annem olsada onun güvenli olduğunu biliyordum babasıda annemin yanında olduğu için tek ihtimal kendisiydi "ne yaptın" gözlerim endişeyle kasılırken tek dileğim başına bela getirmemesi olmuştu "ben bir ilişkiye başladım" bakışlarım normale dönerken bir taraftan ablasal iç güdülerim tetiklensede ona güveniyordum. Gençti,güzeldi... Çok güzeldi "ama bir sorun oldu" gözlerim gözlerinde şeritler çizmeye devam ederken devam etti "bir anda oldu nasıl anlamadım sadece iki bira içip çıkacaktım o tavernadan ama nasıl oldu bilmiyorum" sinirle bağırmam bir olmuştu hamileliğin verdiği duygu değişimlerimin katkısı vardı "sade de gel" ilkilerek bir anda odada sesi yankılandı "onunla ilişkiye girdim" alakasız bakışlarım ne var ki bunda dercesinde sallanırken bir anda ciddileştim evet sevgililer arasında sık karşılaşılır birbirlerini kullanmaları ama bunun bir başka ciddi bir boyutu vardı. Sesi boğuk ve sesiz çıktı "hamileyim" beklediğim lafın üzerine giren sancımla ufak bir inilti kopardım

Belimi tutarak beni yatağıma oturtup beklenti içinde yüzüme bakmaya başladı tek bir soru sordum "kim o" bir süre sesiz kaldı "general" sancıma rağmen ayağıya kalktım "bildiğimiz general, o büyük general orix" olumlu anlamda kafasını salladığında tehlikenin farkında olmadığı belliydi "bu kadar yeter gerisini ben hallederim sen sadece kimseye belli etme yeter" dudaklarını korkuyla dişlerken biraz sakin olmaya karar verdim. Yere çöküp bir elimi dizinin üzerine koydum diğer elim ile dudaklarını okşayıp dudağının hemen kıvrımına bir öpücük kondurdum insanlar bu davranışıma iğrenerek baksada yu-rin'ini sakinleştirmenin tek çaresi buydu.

Gözlerim ile kapıyı işaret ederek gitmesini söyledim, "yakında geri geleceğim" kapıdan dışarıya adım atacakken onu durdurdum "mendilim" ellimi uzatarak vermesini bekledim "bu efer asla" kapıdan hızla çıkıp elindeki peçesini yüzüne yarım yamalak takarak görüşümden uzaklaştı. Ellerimle şaşaklarımı ovarken yatağa doğru adımladım, doğuma 3 ay kaldı bedenim artık karnımdaki şişliği taşıyamayacak kadar bitkin düşmüş durumda. Bedenimi yatağa atıp yorganımı kafama kadar çektim yarım günlük uykum başlıyordu ama uyuyamıyordum içindeki sıkıntı her geçen gün büyürken uyumak haram oluyordu.

Kasabanın oğlan çocuğu doğrumayan tek ailesiydi ailem, ben annem ve babam; babam... Kraliyet hükümlüleri tarafından katledilmişti ülkeye kaçak mal satışı cezasından fakat kimsenin bilmediği birşeyi yapıyordu babam Logan krallığının girişinden sadece birkaç metre ileride yoksul bir kasabaya erzak yardımında bulunuyordu köy halkı babamın bu büyük yardımından dolayı yakacak odun miktarında köye yardım ediyordu fakat kraliyetin bundan pek bir haberi yokmuş sözde... Yu-rin'e kızdığım nokta asıl buydu babamı katleden adamdan bir çocuğu olması beni değil mezarında huzur içinde uyumaya çalışan babamın bile kemiklerini sızlattığından emindim,

Fakat ben bunları düşünürken sızdığımdan bir haberdim

Y evreni: freya anlatımı

"Çok yakışlısınız" dediğim sözler kulaklarımdan yankılanarak geziyordu, ellerim omzunda gezerek arkasında yerimi aldım.

Karanlık odada sadece irislerimizin aydınlığı vardı "zevk meselesi" dediği şey dudaklarımı hiç bu kadar zevkten dört köşe olmuşçasına kıvrıldığını hissettirmemişti "zevkinin bu kadar fevkalade olduğunu bilmiyordum" beline sardığım ellerim karın kaslarını hissederek bağlandı birbirine "belki de tenin tenime daha çok yakışıyordur" bir yandan baş parmağımı dağiresel hareketlerle kaslarını hissederek dolandırıyordum

"Belki ayağına bağladığın kazbada duran silah yerine ellerimin bağlanması daha çok yakışıyordur" sözümü tamamlamasıyla ellerini ellerimin üzerine koydu "üzgünüm anka kuşu ama biz ortağız" dediği kelimeler gülümsememi sağladı ne fiske ama "Ah hayır hayır yakışıklı prens biz ayriyeten düşmanız, baksana tenin tenime değerken titriyor, bu denli ortaklık ileri gidemez zaten sadece, sadece biz kalbimizi ve arzularımızı dizginlemeye çalışan iki çocuğuz daha" parmak uçlarımda yükselip modasından kaynaklı tişörtün arasından parlayan tenine bir öpücük kondurdum. Ellerimi kaslarından kurtarıp arkamı dönüp büyük kapıya doğru adımladım içeride yankılanan topuklu ayakkabımın sesleri odayı dolduruyordu son bir an arkamı dönüp "Ha birde kaslarını bandajlarla sıkmasan mı bir dahaki sefere öpme fikri bana yeterince cazip geliyor zaten" sırıtarak orayı terk ettim.

sinir olduğuna yemin edebiirdim

kemerimi bağlayıp radyodan gangsta açıp yola koyuldum

fakat bir gariplik var sanki arabanın içinde birşey ötüyor dikiz aynasindan baktığımda ise arka koltukta bir çanta vardı

arabayi durdurup arkaya doğru eğilip elimi cantaya uzattım evet sesler buradan geliyordu fermuarı yavaşça acmaya başladım fermuar tam ortada tak diye bir ses çıkardı

bu ses çok tanıdık gelmişti "siktir siktir,siktir" kendimi hemen geri çekilip arabadan atlarken

GÜM!!!!!

bir patlama ve ortaya geri gelmeyecek bir can vedası.

x evreni:freya anlatımı

yataktan boğulurcasına çırpınarak uyandım

ellerim boğazımda hala nefes alamıyor gibi derin nefesler alarak sakinleşmeye çalışıyordum

hızla elim karnıma gitti bebeğim, umarım bu kabusu görürken zarar gelecek bir ani hareket yapmamışımdır.

Derin nefesler verdim hemen yanıma baktım eşim uyuyordu, bu kadar uzun uyuyacağımı sanmıyordum

odanın kapısı çalınmasıyla gir konumu verdim içeri muhafızlardan biri girip karşımda eğildi ''Kraliçem kahvaltı hazır ve kralımızın babası teşvik ettiler'' hızla onay verip oradan gönderdim tam arkama dönecekken boynumda bir sıcaklık hissettim

''Bebeğim birşey mi oldu neden geldiler'' kapıyı göstererek yanıt bekledi ''hayatım baban gelmiş kahvaltıya bekleniyoruz ama öncelikle'' sertçe yutkundum ''öncelikle'' merakla gözlerime bakıyordu

''hayatım bir rüya gördüm ama çok garipti

bir kız vardı tıpkı bana benziyordu ama saçları siyah,çok siyahtı kaşına demir takmıştı ama en önemlisi birşeye binmişti aynı bizim faytonlarımız gibi ama onun üzerine bindiği şeyi birşey çekmiyordu kendiliğinden gidiyordu sonra kadin arkasını döndü ve bir çantayı açtı o anda tıpkı topcuların kaleleri vurduğu gibi topların benzer bir ses geldi çok korkutucuydu kadın o an binlerce parçaya ayrılmıştı'' sözüm bittiğinde nefes nefeseydim. Merakla yüzüne bakarken saçımı okşayıp kulağımın arkasına yerleştirdi'' hayatım biliyorsun doğuma sayılı ayların kaldı lütfen böyle şeylere ani tepki göstermen normal endişelenme yanında koskoca diyarın kralı bilhassa kocan var'' gülümseyerek kollarımı boynuna sarıp sıkıca sarıldım ''beni asla bırakma olurmu'' kafasını hayır anlamında salladı ''yedi kuşak bir araya gelse ne bu evrende nede başka verende seni asla bırakmam'' gülümseyerek dudağına bir öpücük kondurup yataktan kalktım aynanın karşısına geçip beyaz saçlarımı geriye attım kırmızı geceliğime bakıp ellerim karnıma gitti yavaşça okşadım arkamdan kollar uzanınca aynadan sevgilimin yüzüne baktım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.