İçeriğe geç

BÖYLE KAHPEDİR DÜNYA

Bölüm 2 · 17 dk okuma

BÖYLE KAHPEDİR DÜNYA

Bölüm 2

Dünyadan Uzak (1. Bölüm)

Camdan bakıyordum. Ama dışarıyı değil cezaevinin bahçesini izliyordum. Pencereler dışarıyı anca bu kadar gösteriyordu. Kafamın içindeki düşünceler beni bırakmıyordu.

Daha bir kaç hafta öncesine kadar Ankara Üniversitesi hukuk fakültesinde 3. Sınıf okuyan genç bi kızdım . Şimdi ise cinayete teşebbüsten yatıyordum . Ben Eylül Aden Keskin. Narsist , bizden nefret eden , şiddete meyilli, küçüklüğümden beri annemi hep döven bi babayla geldim şu yaşa kadar. Ve kendimden çok kardeşimi korumaya çalıştım hayatım boyunca. Ama ilk defa koruyamadım. Onun acısını da böyle çekiyorum.

Düşünceler beynimi çürütüp duruyo o gece aklımdan çıkmıyor. Ayaz' ın o yüzü, babamın kışkırtıcı bakışları, benim o bıçağı alışım, cinnet geçirişim , o adama saldırışım , onun beni de öldürmeye çalışması, kendimi korumak için onu bıçaklamam...

O gece Ayaz yani kardeşim . Daha 17 yaşındaki bi çocuk...

Arkadaşlarıyla dışarı çıkmış. Arkadaşının motorunu sürüyorlarmış. Arkadaşı motoru çarpmış. Sonra da korkup suçu Ayaz'a yani diğer adıyla Barlas'a atmış . Bunu duyan arkadaşının babası Ayaz'a kızıp babamı aramış . Babam gelmiş özür falan dileyip, ödeyeceğim falan diyip eve getirmiş Ayaz'ı.

Ama Ayaz arkadaşını satamamış o yaptı diyememiş ve bunun acısını da babamla çekmek zorunda kaldı o gece.

Ama hatırladıkça daha çok sinirleniyorum. Bi de adama ödeyeceğim demiş . Çok komik sen bu yaşına kadar hangi borcunu ödedin Mehmet bey... bunu mu ödeyeceksin. Sen borçlarını ödemek için kazandığın bir kuruş paranı bile içkiye veriyorsun zaten.

Biz de onun stres küpüyüz zaten . Çok bi stresi var gibi içip içip annemi beni Ayaz'ı falan dövüyor. Hayır Ayaz'ı dövemiyor. İzin vermiyorum. Yani o güne kadar izin vermemiştim.

Ama ben arkadaşımla ders çalışmak için kütüphanedeydim o sırada.

Babam Ayaz'ı eve getirince öldüresiye dövmüştü.Bayıltana kadar...

Annem de hiç bir şey dememişti. Gerçi annem neye bir şey demişti ki. Hiç bir şeye karşı çıkamadı. Biz dayak yememek için direndikçe de direnmeyin derdi. Ama biz hiç bir zaman onun gibi şiddete boyun eğemezdik. Bizim yapımız buydu. Belki de annemin değil babamın kızıyım .

Hayır. Ben öyle bir adamın kızı değilim . Hiç olmadım. Ben ona baba demedim o da bana kızım demedi zaten. Ben de onun kızı olmam ki zaten.

Eve geldiğimde kanlar içinde yerde yatan Ayaz'ın yüzü gözümden hiç gitmiyor. Ne zaman bu 4 duvarın içinde gözümü kapatmaya çalışsam gözümün önüne hep onun yüzü geliyor. Koruyamadım , bu sefer başaramadım. Ben belki orda olsaydım bunlar olmayacaktı. Belki de benim suçumdu. Çünkü Babam hep böyle biriydi zaten ama ben kardeşimi koruyamadım. Benim yüzümdendi o yüzden.

Galiba şuan komadaydı Ayaz. O adam da yoğun bakımda falan. Ölseydi keşke.

Ama hayır. Ben katil değilim. Bu yaptığım da normal değil. Ben suçlu da olsa birini bıçaklamıştım ve benim böyle bir şeye hakkım yoktu . Ben böyle biri miydim. Hayır ama Evet yapmıştım. Böyle biriydim yani. Kabul edemiyordum birini bıçaklayacak kadar kendimi kaybedecek duruma nası geldiğimi kabul edemiyordum. Kafamın içinde hep çelişiyordum. Bi yanım doğru yaptın derken hukuk okuyan yanım doğru yapmadığımı bana haykırıyordu.

Düşünceler böyle yiyip bitiriyordu işte kafamın içini. Doğru yapmamıştım ama tamamen de yanlış yapmamıştım. Ama bu da yanlış yaptığımı değiştirmiyordu. Çok yoruyo bu düşüncelerle bu kadar sorgulamayla yaşayamıyordum.

Bi anda koğuşun kapısının yüksek sesini duydum kapıyı açıyorlardı. O an düşüncelerimden sıyrılıp kapıya çevirdim başımı. Kapıyı açan gardiyanın hedefi bendim bana bakıyordu. O an benle ilgili bir şey olduğunu anlayıp oturduğum yerde dikleştim.

Gardiyan= Hastane kontrolüne götürüleceksin. Bir saatin var hazırlan biz seni alacağız burdan.

Eylül= Tamam sağol.

Sonra kapıyı yine bam diye kapatıp kitleyip gitti. Hastane kontrolü... katlanmak zorundaydım böyle şeylere. Avukat tutacak fazla bi param yoktu. Aslında ben kendimi savunmaya çalışırken onu bıçaklamıştım. Ve o an kardeşime yaptığının hesabını sormak için üstüne gitmiştim o da bana saldırmıştı . Olayın doğrusu buydu ama bende cinnet geçirip çok üstüne gitmiştim. Ama o bana saldırabileceği anlamına gelmiyordu. Onu da hastaneden çıktıktan sonra tıkacaklardı içeri. Ama ben belki çıkabilirdim burdan . Çünkü ben kendimi savunuyordum.

Neyse ne işte yine düşünmeye başlamıştım bu da çok yoruyordu o yüzden dikkatimi dağıtsın diye kalkıp hazırlanmaya başladım.

Ben dalmış bi şekilde üstümü giydikten sonra kıyafetlerimi yerleştirirken ordaki kızlardan biri beni dürttü.

Kız= bu senin olay değil mi ya.

Diyip televizyonu gösterince değiştirmeyin diyip okumaya başladım.

"Oğlunu komalık edene kadar dövüp kızı tarafından bıçaklanan oğluyla aynı hastaneye kaldırılan M...... K..... kendine geldi fakat oğlunda hala bir ilerleme olmadığı da bilgimiz dahilinde. Biraz daha kendine geldikten sonra M.... K.... de kızı gibi cezaevine gönderilecek. "

Bunu duygusuz bi şekilde okumuştum. Hala Ayaz'ın komada olması içimi yakmıştı ama o adama ne olup olmadığı gram umrumda değildi .

Okuyup ondan sonra yatağı toplamaya devam ederken beni dürten kız tekrar konuşmaya başladı.

Kız= Aynı hastanedelermiş.

Eylül = eee.

Kız= Ne eee si gerizekalı. Senin anlattıklarına bakılırsa bu adam sırf kardeşini korumaya çalıştın diye seni öldürmeye çalışmadı mı? Sence kendine geldikten sonra komadaki , kendini koruyamayacak durumdaki ,senin de koruyamayacağın o kardeşini öldürmeye çalışmaz mı?

Bunu diyince bi aydınlanma yaşamıştım. Aynı hastane... Ve o kendine gelmişti. Allah kahretsin nasıl düşünemedim evet öldürmeye çalışacaktı. Kesin çalışacaktı. O an içimde bir şeyler dank etti çok büyük bir korku sardı içimi Ayaz ölürse ben ne yapardım.

Hastane kontrolü...

Evet şimdi hastane kontrolüne gidecektim ve o da bu hastanedeydi. Bir şeyler yapmam gerekiyordu ama zaten onun bıçaklayıp cezaevine girmek gibi çok büyük bir hata yapmıştım bi de hastaneden kaçmaya çalışamazdım. Hayır o kadarı fazlaydı. ama ya Ayaz ölürse. Kafam çok karışıktı yatağı toplarken ellerim yatağın örtüsünde donup kalmıştım. Ve bunu düşünüyordum bu da yanlıştı ama yapmam gereken de buydu. Başka bi yolum da yoktu. Ayaz'ı kurtarmak için bunu yapmalıydım ama Ayaz'ı kurtarırken de kendimi mi kaybedecektim ben bu değildim.

Ben donmuş bunları düşünürken yine o lanet kapının açılma sesiyle yerimden sıçradım. Gardiyan bana bakıyordu.

Gardiyan= Hadi gel şimdi gideceğiz.

Eylül= Ne, nereye ?

Gardiyan = Ne nereyesi? Dedik ya hastane randevu su diye. Allah Allaah. Hadi bekletme beni senin gibi daha çok kişiyle uğraşıcam .

Eylül= Tamam tamam geliyorum. Dalmışım.

Gardiyanla beraber çıktım koğuştan. Hala kafamın içinde ne kadar doğru olmadığını düşünsem de kaçmam gerekiyordu. Kardeşim kurtulduktan sonra kendine gelip kendini savunacak duruma geldikten sonra geri dönerdim zaten. Ama nasıl kaçacaktım ki?

Cezaevinden çıktıktan sonra o büyük araça bindirip hastaneye sürmeye başladılar.

Hastanenin bahçesine girip parkettikten sonra kolumdan tutan iki gardiyanla beraber indim aşağı.Dışarıyı görünce o anlık derin bi nefes aldım. Etrafa baktım. Gökyüzüne , hastaneye, insanlara... Bende bi zamanlar onlar gibi sıradan bi insandım. Ama şimdi herkes sanki adam öldürmüşüm gibi bakıyordu yanımdan geçerken.

Hastaneye doğru yürümeye başladık. Hastanenin önüne giderken birsürü kişi geçmişti yanımdan ama tam kapının orda yanımdan geçen adam dikkatimi çekmişti.

Büyük bi acı yaşıyordu sanki bu hastanelerde çok zaman geçirmişti de artık nefes alamıyormuş gibiydi. Beyaz gömleğinin yakasını genişletip siyah pardüsüsünü fırlatmak ister gibi çıkararak çıkıyordu dışarı ocak ayının soğuğunda .

Ama pek dikkat etmedim. Başkalarının acısına üzülebilecek bi durumda değildim. Hastanenin isminin yazdığı yazıyla göz göze geldim girerken o an durdum hastaneye baktım son bi kez. Bu hastane ya herşeyi bitirecek ya da herşeyi başlatacaktı. Kolay kolay çıkamayacaktım burdan . İçerde çok şey yaşayacaktım. O yüzden son kez baktım. O sırada gardiyan kolumdan çekiştirince devam ederek ve derin bi nefes alarak attım hastaneye ilk adımımı. İşte şimdi başlıyorduk.

Demir Alaz KORAL

Nefes alamıyordum. Atlasın ameliyat edildiği yerin önündeyken bi anda lâl'in de fenalaştığını duymuştum. Allah beni tek acıyla değil ya da ikisiyle de ayrı ayrı değil ikisiyle de aynanda sınıyordu beni . Dayanamıyordum. Ağlamamak için kendimi tutuyordum ama o an tutamadım işte ağlamaya başladım. Elimden hiç bir şey gelmiyordu.

Hastanenin sandalyelerinde bile oturamıyordum. Dizlerimin kendime çekmiş duvara yaslanmış yerde oturuyordum. Berk te yanıma gelip oturdu.

Demir= Bi gelişme var mı bir şey öğrenebildin mi?

Berk= Hayır.

Derin bi iç çektim.

Berk= İyi misin?

Demir= Sence iyi olabilir miyim?. Nefes bile alamıyorum .

Berk=Zor . Ne diyeceğimi bilemiyorum çünkü teselli edebileceğim bir durum değil. Ağlama da diyemem . Ağla dök içini. Ben sadece yanında durabilirim. Acını geçiremem o yüzden ben de ortak olurum.

Berke baktım. Bu kadar şeyin içinde bile gülümsedim ona o an. Ve iyi ki varsın kardeşim teşekkür ederim dedim. O halimle söyleyebileceğim en içten şekilde. Daha fazlasıydı ama daha fazlasını diyebilecek durumda değildim.

Sonra bir kaç dakika daha oturduk hiç konuşmadan yan yana . Ne zaman açılır diye kapıyı izledim sadece bi andan da etrafa bakındım Kardelen den bi haber gelirse belki diye.

O sırada bi tane doktor bize doğru yürümeye başladı ama fazla yaklaşmadı da konuşmadı da sadece Berk' e gelsin diye hareket yaptı. Berkle göz göze geldik ben bi gideyim dedi tamam dedim ve konuşmalarını izledim uzaktan.

Berkin yüzü düştü yutkundu bana baktı. Oturduğum yerde dikleştim kendime çektiğim bacaklarımı ileri uzatıp ayağa kalkmaya çalıştım. Çünkü bir şey olmuştu belliydi . Benim ayağa kalkmaya çalıştığımı görünce Berk geldi yardım edeyim dedi ama ben kalkmıştım. Noldu dedim.

Ama o sırada ameliyathanenin kapısı açıldı bi doktor koşarak çıktı . Gözümüz oraya kaydı . Bir şey oluyordu. Korkuyordum. O sırada Berk çok önemli diyince ona döndüm. Noluyor? dedim. Berk konuşamayınca bağırdım. Noluyor söyle artık. Yaşayacağımı yaşadım zaten söyle dedim. Lâl dedi bir şey demedi noldu söylesene noldu dedim. Nolmuş lâl 'e...

Kalbi dedi sonra o daha devamını söyleyemeden giden doktor bir kaç hemşireyle koşarak geri geldiğinde ellerinde şok cihazı vardı. Bu sefer de onlara noluyor dedim. Elim ayağım boşaldı o an ayakta duramadım. Berk tuttu beni. Kalbi durdu dediler bana.

Kardeşimin kalbi durmuştu.

O an Berkle göz göze geldik .Berk garip bakıyordu. Peki lâl'e noldu dedim.

Onunda ... diyince ne onunda diye bağırdım. Daha ağır ne yaşayabilirim söyleyin artık saklamayın üst üste vurun darbeleri saklamanızdan iyidir diye bağırınca Berk sessizce konuştu .

Onunda kalbi durmuş dedi.

Kalbim o an daha da ağrımaya başladı. Bu kadar fazlası çok ağır geliyordu. Nefes alamadım. Zaten alamıyordum o an hiç alamadım. Berk'in arkamdan bağırmayın umursamadan koşmaya başladım hastanenin dışına çıkacaktım. Belki orda nefes alırım diye ama hayır hiç bir yerde nefes alamazdım çünkü hiç bir mekan hiç bir şeyi değiştiremezdi.

Herşey ağır geliyordu. Siyah pardüsümü nefes alamayarak çıkarmaya çalışıp gömleğimin yakasını çekiştirip açmaya çalışıyordum nefes almak için hastanenin dışına çıkarken. Dışardan nasıl görünüyordum bilmiyordum ama içten içim yanıyordu herşey çok sıcak geliyordu daraltıyordu nefesim yaşamama yetmiyordu ocak ayının soğuğunda.

Çıkınca hastanenin yeşil bahçesine çıktım. Bankalardan birine oturacaktım. Ama oturamadım yine hastanedeki sandalyelere oturamadığım gibi bu sefer de banka oturamadım yere oturdum. Banka yaslandım. Güneşi izleyerek ağlamaya başladım. Nefes almaya çalıştım.

Tahminimce bi yarım saat falan orda oturdum. Güneş batıyordu. Yani tahminimce saat 6 falandı o sırada. Izledim batışını. Dualar ederek izliyordum batışını. Tam battı her yer karanlık olmaya başladı o zaman Berk'in sesini duydum.

Berk= Her yerde seni arıyordum Demir ya.

Demir=Noldu bir şey mi oldu iyiler mi?

Berk= Merak etme ikisinin de kalbi normale döndü. Atıyor kalpleri. Atlas da ameliyattan çıktı. Yaşıyor. Lâl de biraz daha iyi odasına alıyorlar şimdi. Az önce yangın alarmı falan çaldı da onları falan bile duymadım galiba neyse. Zaten yangın yokmuş.

O an içim öyle bir rahatladı ki. Hemen şükrettim kalktım ayağa. Güneşe baktım dönüp artık yoktu karanlıktı. Her kötülük karanlıkta olur derlerdi ama karanlığın içinde de kötülüğün içinde de bi umut vardı.

Hemen Berkle birlikte hastaneye geri girdim. O an girerken döndüm hastanenin tabelasına baktım yukarı. Dejavu gibi hissettim çünkü yine aynı gün 2. Kez mutlu ve şükrederek giriyordum içeri. Mutlu giriyorum diye korktum içim bi hoş oldu içim titredi ama kötüyü çağırmak istemeden önüme tekrar dönüp hastaneye derin bi nefes alarak girdim.

Eylül Aden KESKİN

Kontrol için sırada bekliyordum.Yanimda askerlerle. Yakınlarda bi yangın alarmı aramaya başladım. Çünkü anca bu şekilde kaçmayı deneyebilirdim başka bi fikrim yoktu.

Benim adım yandıktan sonra kapıya doğru yürümeye başladık. Kapının oraya gidilen yolda vardı yani tam yolumuzun üstüydü. Yürürken yangın alarmını birazcık geçtikten sonra ah karnım ağrıyor falan demeye başladım ve durmak zorunda kaldılar. O sırada da bi elimi duvara yaslamış biriyle de karnımı tutuyordum. Yalan söylüyordum bunu hiç yapmak istemiyordum ama hayat bazen bizim isteklerimize göre şekillenmiyordu işte. Ve bu yüzden bu fırsatı iyi değerlendirmeliydim. O an ağrıyor falan diye kıvranıyor gibi yaparken bastım yangın alarmına.

Bir kaç saniye sonra sirenler çalmaya başladı. Yanımda iki asker vardı ama biri bana su getirmeye gitmişti alarm çalınca insanlar bi süre etrafa falan bakıp hareketlenmeye başlayınca asker de o an ne yapacağını bilememişti. Onun o halini görünce bende kalabalığa doğru koşmaya başladım. Herkesi yararak koşuyordum. 3. Kattaydım. En alt kata inecektim herkesle o katta da saklanacaktım. Tabi asker hemen peşime düşmüştü ama kalabalığa karışmış herkesi yararak geçtiğim için aramız baya açılmıştı.

Bi süre sonra en alta indiğimde peşimde değildi izimi kaybettirmiştim. Artık koşmuyor dikkatlice etrafıma bakarak saklanarak yürümeye çalışıyordum. Sonra girişin falan olduğu tarafa gelmiştim. O sırada bi anons duydum.

"Herkes hastaneye geri girsin. Kaçmanıza gerek yok . Yangın yok. Cezaevinden getirilen bir suçlu kaçmaya çalışıyor bu yüzden bastı. "

Allah kahretsin biliyordum ama bu kadar hemen olacağını düşünmüyordum. Sonra yine bir anons geldi.

"Suçlu kaçmasın diye bahçenin kapılarını kapattırıyoruz. 20 li yaşlarının başında omuzlarına gelen koyu saçları olan beyaz tenli 170 falan boylarına olan bi kız görürseniz hemen giriş kattaki bize bildirin ."

Benim acil üst katlara çıkmam lazımdı ama asıl merdiveni kullanamazdım. Çalışanların kullandığı merdiven yakınımdaydı. Hemen oraya gittim. Montum vardı elimde hastaneye girdikten sonra sıcak olduğu için çıkarmıştım geri giydim saçım falan belli olmasın diye kafamı kapatıp başımı öne eğdim.

Üst Kata çıktıktan sonra geçen birine hasta odalarının ve yoğun bakımın nerde olduğunu sordum. Hasta odaları 2. Yoğun bakım ise 3. Kattaydı. Yani o adam 2. Katta Ayaz ise 3. Kattaydı.

Yani bi üste daha çıkmam lazımdı ilk babamın durumuna bakacaktım. Çünkü yolumun üstünde ilk babam vardı.

Üst Kata da sessizce çıkmıştım. Üstlere çıkarak beni altlarda zannettikleri için zamanımı arttırıyordum. Bir kaç koridor gezdikten sonra hasta odalarını gördüm. İnsanların gözüne çok görünmek istemiyor yere bakarak yürüyordum. Zaten başıma da montun şapkasını geçirmiştim.

Koridora girince o koridorda beni getiren askerlerden birini görünce hemen koridordan çıkıp yandaki koridora girdim. Orda da hasta odaları vardı. Asker beni görmeden onun yanındaki koridorda koşmaya başladım . Koridorun sonuna gelince de rastgele bi odaya girdim.

Neyseki boş bi odaydı. Bilerek sona gelmiştim boş bi odaya denk gelirim belki diye ve şans benimle olmuştu. Odanın kapısını içten kitleyip biraz burda dinlenmeyi düşünüyordum.

Kolay olmayacaktı çünkü beni hasatanede arıyorlardı. Benim yaptığımı daha kimse hastaneden çıkmadan farketmişlerdi . Kimse daha çıkmadığı için bi de bahçe kapılarını kapatmışlardı.

Kilidi açıp dışarıyı kontrol ettiğimde şüpheli bir şey göremeyince geri kitlemedim kapıyı. Camdan dışarı baktım gizlice dışarıyı kontrol etmeliydim. Kapılar kapalıydı . Zaten kardeşimi kurtardıktan sonra tabiki geri teslim olacaktım. Zorlaştırmasalardı keşke bu kadar işimi.

Ben dışarıyı gözetlerken bi anda kapının açılma sesini duydum. O anın heyecanı stresiyle hemen arkamı dönüp yanımdaki vazoyu elime alıp kaldırdım. İki elimle büyük vazoyu tutup kim olduğuna bakıyordum. Yüreğim ağzıma gelmişti.

Bi tane kız girmişti içeri. Benim yaşlarımda falan görünüyordu. Açık kahverengi hatta kumral gibi saçlari vardı. Hafif dalgalı ve uzundu. Uzundu ama beline gelecek kadar değildi. Yine aynı saçları gibi açık kahverengi ela gibi gözleri vardı. Ağlıyordu . Şok olmuş bi şekilde bana bakıyordu. Boyu da bana yakındı ama bir kaç santim kısaydı benden. En az onun kadar şaşkın bir şekilde ben de ona bakıyordum.

Eylül= Sen kimsin? Ne işin var burada niye girdin bu odaya.

Elimde hala vazonun olmasından dolayı korkmuş olan kız yavaşça ellerini kaldırıp konuşmaya başladı.

Kız= Ben ağlıyordum , kaçıyordum da birinden. Saklanmak için boş oda arıyordum. Dolu olduğunu bilseydim girmezdim kusura bakma.

Dedi şaşkın bir şekilde o konuşurken ben zaten korktuğunu anladığım için vazoyu indirip yatağa bırakmıştım. Kız konuştuktan sonra arkasını dönüp çıkacakken durdurdum . Çünkü kaçıyorum birinden saklanmak için oda sarıyorum demişti ve çok dikkatimi çekmişti. Ne de olsa ben de bi kadındım ve o an onun öylece gitmesine izin veremedim.

Eylül= Dur dur gitme. Neyden kimden kaçıyorsun ki. Bi de dolu değil oda ben de kaçmak için girdim.

Kız arkasını döndü dediklerimi duyunca konuştu.

Kız= öyle mi e sen niye kaçıyorsun ki?

Eylül= İlk ben sordum.

Kız = hmm doğru ilk sen sordun. Kocamdan kaçıyorum.

Eylül= Kocandan mı? Ne kocası ya kaç yaşındasın ki sen .

Kız= 21.

Eylül= Bu yaşta evlendin mi?

Kız= Sence isteyerek evlenmiş olsam kaçar mıydım şuan.

Eylül=Nasıl yani senin kendi iraden yok mu evlenmek istemiyorsan evlenmiycem deseydin ya.

Kafam çok karışmıştı. Son dediklerimden sonra kız buruk bi şekilde gülümsedi.

Kız= Bazen hayatta herşey istediğimiz gibi olmuyor . Yoksa evlenmek istemiyorum demeyi bende biliyorum dilim var benimde.

Eylül= Tehdit mi etti?

Kız= Evet yani otur da anlatayım ama sonra sen de neden burda olduğunu anlatacaksın söz ver.

Eylül= Tamam ama beni polise vermeyeceksin. Ben zaten teslim olcam.

Bu sefer de onun kafası karışmıştı.

Kız= Nasıl yani polis falan derken. Yoksa... Aa polislerin aradığı kız sen misin? Evet dış görünüş de aynı anonstaki gibi oha.

Eylül= Sus ve anlat hadi. İlk sen anlatmaya başladın sonuçta. Sen bitir anlatırım bende işte.

Kız= Neyse neyse tamam ama şey adını öğrenseydim bari .

Eylül= Eylül benim adım Eylül Aden. Senin adın ne? Ha bi de 21 yaşındayım mı demiştin galiba aynı yaştayız.

Kız= Aa ne güzel. Adın da senin gibi çok güzelmiş. Benim adım da Yağmur. Yağmur Nehir. Benimde iki adım var senin gibi.

Eylül= Ne güzel senin de adın senin kadar güzelmiş. Yağmur Nehir he güzel isim.

Yağmur= Teşekkür ederim . Şimdi başlayım o zaman anlatmaya. Ben tıp öğrencisiydim aslında hacettepede.

Eylül= Oha e çok iyi. Başarılsın demek ki ben de Ankara Hukuk öğrencisiyim yani öyleydim.

Yağmur= Sağol ben de öyleydim ama artık tıp öğrencisi değilim. Şuan normalde 3. Sınıfı okumam gerekiyordu ama ben 2. Sınıfın ortasındayken bu adamla evlenmek zorunda olunca bıraktım okulu. Annem hasta benim onun ilaçları falan da çok pahalıdır tedavileri falan . Sırf onun hayali diye doktor olmak istiyordum ama sınıftaki o hoca bana takıntılı kalana kadar...

Eylül= seni annenle mi tehdit etti senle evlenmek için. Sen de evlenmek zorunda kaldın bu yüzden. Yani annenin hayatı için.

Yağmur = Aynen öyle oldu. 2. Sınıfın ortasından beri evliyim onunla. Bi de ondan önce çok güzel bi ilişkim vardı ama kimseye diyemedim bi anda kaybolmak zorunda kaldım ortalıktan. Onu çok özlüyorum ona da çok üzülüyorum. Kötü olarak biliyor beni belki ama mutluluğu için anlatamam hiç bir şey. Özellikle ona dememem lazım. Öyle diyo o adam.

Eylül= o kadar ay geçmiş sen niye şimdi kaçmaya çalışıyorsun.

Yağmur ben bunu diyince uzaklara dalmıştı. Moralinin bozulduğu bariz belliydi.

Yağmur = Boşver onu da sonra anlatırım. Bence fazla bi zamanımız yok sen de anlat hadi. Aradıkları kaçmaya çalışan suçlu sen misin?

Evet dedikten sonra anlattım ona hayatımı. Çünkü birinin bana yardım etmesi lazımdı ve yardıma ihtiyacı olan bi kadına da ancak yardıma ihtiyacı olan bi kadın yardımcı olabilirdi. O bana güvenmiş anlatmıştı tehdit edilmesine rağmen o yüzden ben de anlattım . Beni polise vermeyeceği yüzünden belliydi. Ona babamdan neden hapse girdiğimden ve neden kaçtığımdan bahsettim. Dikkatli bir şekilde dinledi ben anlattıktan sonra da şu cevabı verdi anlattıklarıma:

Yağmur= oww anlıyorum. Gerçekten çok zor. Ve kurtarmazsan da ölebilir. Kaçman doğru değil ama kardeşinin canı söz konusu. Sana hak vermiyorum ama bi o kadar da hak veriyorum. Sana yardım edebilirim. Sana yardım ettikten sonra sende bana yardım edersen yani. Çünkü benim o adamdan kaçmam lazım.

Eylül= Tabiki yardım ederim. Önce kardeşimin canını bi kurtaralım sonra seni de kurtaracağım. Sonra da teslim olacağım.

Yağmur= Teslim olacak olmana üzüldüm. Seni sevmiştim nedense çok samimi gelmiştin ama yapman gereken bu sonuçta. Ama kendimi gerçekten kurtarmayı başarabilirsem geleceğim seni ziyarete çıkman için de uğraşacağım.

Eylül= Teşekkür ederim . İstersen gidelim bu odadan halledelim hemen .

Yağmur tamam dedi ve kalktı ben de ayağa kalktım yataktan. Kapıya yürürken ayak sesi duyduğum için yağmuru durdurup sesi dinlemeye başladım. Buraya doğru geliyordu biri. Yağmurun kolunu tuttum yavaşça bir kaç adım geri attık ve sonra bi anda kapı açıldı.

Bi adam girmişti içeri. Gözlerini kısmış bizi inceliyordu. Elinde siyah bi pardüsü vardı o an o adam tanıdık geldi. Hastaneye girerken çok acı çektiği her halinden belli olan nefes alamıyor gibi hastanenin dışına çıkmaya çalışan adamdı.O da bizim yaşlarımızda duruyordu. Ama ne yaşadıysa biraz da çökmüş gibiydi. Gözleri yorgun bakıyordu. Bi de siz napıyorsunuz burda der gibi kaşlarını çatmış sorgulayıcı bi bakışı vardı altın rengi gözlerinde. Saçları da yağmurla aynı renk gibiydi bi tık koyusuydu.

Beni polise verir mi diye korkuyordum. Üçümüz de şaşkın şaşkın bakışırken bu bakışmayı en sonunda o adam bozdu.

"Siz burda ne yapıyorsunuz? Ve siz kimsiniz?"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.