İçeriğe geç

Boris Baba Family

Bölüm 3 · 2 dk okuma

Boris Baba Family

Bölüm 3

halktan bir adam: mert

sezon 1 bolum 2

Krallığımızın önünde 23 siyah Mercedes, 5 geniş jip ve krallığın çatısında 2 adet helikopter bulunuyordu. Benim için garip değildi tabi, dışarı çıktığımda peşimde bi bu kadar araba oluyordu zaten.

Krallıkta bir koşuşturma mevcuttu. Makeup artistler halama şopar makyajı yapıyor, Destina doğru düzgün bir topuklu bulamadığı için stilistini aşağılıyor, babam her yere emirler yağdırıyor ve de şef de az kalsın mutfağı yakıyordu. Bense odamda ayna karşısında durmuş, bana getirilen elbiselerden birini seçiyordum. En sonunda ishal yeşili güzel bi abiye buldum ve üstüme geçirdim. E taş gibi olduk mare, hemen bi story patlattık tabi.

Saçımı makyajımı da yapıp salona gittim. Halama baktım, ağlıyor. ''Kız benim bile kısmetim kapalıyken sen ellere gelin gidiyor olamazsın!'' Ve omzuma yatıp ağladı. Çok duygusaldım, çok...

Babam korumalara bağırdı. ''Davay davay. Geldiler da açın şu kapıyı. MUSTAFA NERDESIN MUSTAFA.'' Mustafa tuvaletten çıktı, gözleri yorgun gibiydi. İki seçenek vardı, ya dün gece babamla birilerini kesip biçmişlerdi, ya da bişiler çekmişti. İkisi de değilse, çok üzgün olmalıydı. Onu en son annemin cenazesinde böyle görmüştüm.

Babam uşakları ve köleleri kapıya dizdi. Ellerine eyüp sabri tuncer kolonya tutuşturdu, lokumlar falan derken karşılama komütesi hazırdı. ''AMAN SOKTUĞUMUN KRALLIYETINDE BILE GOREV DAĞILIMI YAPAMIYONUZ BATSIN BU LIDERLIK''

Ve işte, ordaydı. Yani umarım gördüğüm kişi oydu. Çünkü babam fotoğrafını göstermeyi bırak, neye benzediğini bile söylememişti. Sadece yakışıklı demişti. Ama benim tipim çok spesifiktir. Kumral saç hafif yanık ten. Mavi gözler. Keskin bakışlar. Maskülen yüz hatları. Kaslı uzun vücut yapısı. Dövme de varsa yeme de yanında yat.

Sarayın koca geçitlerinden geçtiler, arabalardan buket buket çiçekler çıktı. En sonunda içeri en önde bir adam ile bir tane de yaşlı bir kadın girdi. Adam siyah ışıltılarla gri boyalı saçlıydı, bembeyaz teni vardı. Kaslı ve uzundu, ama onun dışında gri saç ne amk.

Bana elini uzattı. ''Selam ben Mert.'' Ardından arkasından yaşlı kadın geldi. Fuşya renkli bir takım giyip altın külçesi şeklinde bir broş takmıştı. Bana, ablama, halama, babama ve de korumalara bile buket buket çiçek dağıttılar.

Şömine önüne toplandık. Köleler kahveleri getirdi. Babam beklemekten nefret ettiği için lafa girdi. ''Gökçehatun, siz bizim kızı isteme faslına mı geçseniz diyorum.''

Gökçehatun, ''Ne demek isteme faslı? Nişan değilmiydi bu?'' dedi. ''E Allahın emri peygamberin kavliyle diyecen öyle lafa gircen işte''

Gökçehatun, ''Aaa, fakat biz müslüman değiliz.'' Babam sordu, ''Nesiniz öyleyse?''

''Yahudi.''

''Onlar nasıl istiyor peki, Jeffrey'nin emri, Epstein'in kavliyle diye mi?''

''Ay ilahi be Boris.''

Şakalar kahkahalar derken, beni istediler, babam da beni Letgo'dan satış yapan elemanlar gibi ikinci el olarak verdi. Akşam bitince Mert beni limuzine götürdü, bir gram sohbet etmedik ama kayınvalidem Gökçehatun bana yeni evimizden bahsetti. ''Simsiyah modern bi villa aldık size artık her gün sizi ziyarete çıkıp çıkıp geliriz.'' diyince, Mert gülerek, ''Lütfen gelme'' dedi.

Eve gelince, Mustafa bana valizlerimi arabadan çıkarmama yardım etti. ''Artık burada mı yaşıyacaksın?'' dedi. Hala bitik duruyordu. ''Evet'' dedim. ''Ama seni ziyarete gelirim, söz.'' Son bir kez yüzüne baktım, ve sıkıca sarıldım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.