İçeriğe geç

BONE İLE SEVGİLİ OLMAK?!

Bölüm 5 · 4 dk okuma

BONE İLE SEVGİLİ OLMAK?!

Bölüm 5

5. BÖLÜM: Kaos

Nuruzbi'den:

İşim çok iyi giyordu. Umarım yine o ayı Ayberk gelmezdi. Fotoğraf faciasından sonra ne Bone ne de Eray yayın açıyordu. Ezgi gelmeyi bırakır olmuştu. Yoksa Hobbitemonun eski sevgilisinin ben olduğumu mu öğrenmişlerdi. 1 hafta olmuştu o günden beri. Bu arada telefonu yolda düşürdüğüm yerde bulmuştum. Gaziosmanpaşa gibi bir yerde bu büyük bir nimetti. Bone eğer hobbitin eski sevgilisi olduğumı öğrendiyse ona aşık olduğumu düşünmezdi umarım. Çünkü Boneye yakın olmak için hobbiti kullanıyordum. Evet kötü bir şey biliyorum ama hobbitin gözü zaten dışarıdaydı. Aldatmasına şaşırmadım ama Bonenin sevgilisiyle aldatmasını beklemezdim. Bone neden hala Ezgi ile birlikte aklım almıyor. Neyse bugun kafeyi ben açacaktım. Ahsen ayısı hala uyuyordu. Onu uyandırmamak için sessiz davranarak evden çıktım.

Kafeye vardığımda Erayı kapıda buldum. Peki sms bu saatte ne işi vardı burda? Daha yakınına gidince gözlerinin kıpkırmızı olduğunu fark ettim.

Nuruzbi: Şimdi sçoyprum kapıyı, beklettiğim için özür dilerim.

Eray: Sorun değil seni bekliyordum zaten.

Beni niye bekliyordu ki?

Nuruzbi: Peki, buyur içeride konuşalım.

Eray: Tamam, arkandan geliyorum.

Eraydan yayılan buram buram alkol kokusu beni rahatsız ediyordu. Mutfağa geçip kafenin sahibi Aboubakar abiyi aradım ve telefonu cebime attım. İçeri geçtiğimde Eray beni kapıya yakın masada bekliyordu.

Nuruzbi: Buyur seni dinliyorum Eray.

Eray: Hobbitin eski sevgilisi olduğunu biliyorum.

Nuruzbi: Bone-

Eray: Hayır, Bone bilmiyor. Ama etrafında daha fazla dolaşmaya devam edersen hobbitin eski sevgilisi olduğunu, hobbite yaklaşmak için Boneye yakın olmaya çalıştığını söylerim.

Nuruzbi: Tam tersi olduğunu biliyorsun. Hatta bu fikri sen bana vermiştin!

Eray: Hobbit seni kendisine aşık edebilecek gruptaki tek kişiydi. Hala anlamamış olmana şaşırıyorum. Seni zeki zannederdim.

Nuruzbi: Sen Boneye aşıksın!

Eray: Daha erken fark etmeni beklerdim Nur.

Nuruzbi: Sana inanamıyorum. Senin sevgilin yok mu?

Eray: Çocuklara direkt gay olduğumu söylememi beklemiyorsun herhalde? Şakalaşıyormuş gibi inceden belli edeceğim sonra Su'dan ayrıldığımı söyleyeceğim. Zamanla Bone de alışacaktır. Ezgi yellozundan onu kurtaracağım sen merak etme.

Nuruzbi: Ezgiden ayrılınca benle birlikte olmayacağını düşündürten nedir?

Eray: Seni tanımıyor sonuçta. Elbet benim olacak.

Nuruzbi: Görücez. Birdahakine habersiz gelmezsen sevinirim.

Eray: Yemedik zenci dolu kafeni. Gidiyorum zaten.

Eray gitmişti. Aboubakar abi ne dicek diye merak ediyordum. Telefona baktığımda heyecandan arama yerine ses kaydını başlatmışım. Salak kafam işte! LAN! BEN ERAYIN AŞK İTİRAFINI SES KAYDINA ALDIM!!! Şimdi Eray düşünsün neymiş beni tehdit etmek.

Ahsen'den...

Gözlerimi açtığımda bir beyaz ışıkla karşılaştım. Ahirette miyim diye düşünemeye başlarken televizyonu açık bırakmış olacaktım ki erayın sesi kulaklarımı doldurdu. Hareket edebildiğime göre hala hayattaydım. Ayağa kalkıp mutfağa gittim ve bir soğuk suyu kafama diktim. Hava çok sıcaktı. Götümden ter akıyordu.

Tam o sırada kapı çaldı. Şaşırmadım, çünkü Esma ablam olduğunu biliyordum. Kapıyı açtığımda karşımda Ezgi'yi görmeyi beklemiyordum. Ne işi vardı burada? Arkadaşın ya, salak. Ona sarılmaya yeltendiğim anda beni geri itip eve geçti. Sırtım duvarlara buluşmuş, karşı komşum Adille göz göze gelmiştik. Tek elime kapıyı yüzüne kapayıp Ezgi'nin yanına gittim. Ezgi, her odaya bakıyordu.

"Ezgi, ne oluyor? Neyin var?"

"Sikerim şimdi, o orospu nereye gitti? Onun saçlarını yolacağım."

Omzunu tuttum. "Ezgi, sakin ol-" Bir hışımla bana döndü. Kaşlarını çatarak, "Nereye gittiğini biliyorsun, değil mi?" diye sordu sertçe. Yalan söylemeyi tercih ettim. Çünkü ben bir piçim.

"Bilmiyorum, bana haber vermeden gitt-"

Sözümün bitmesine izin vermeden yüzüme bir tokat attığında ne yapacağımı bilemedim. Siktir. Başım yana düştüğünde saçıma yapıştı. Fakat ben önce davranarak elini geriye savurdum ve malum yerinde dizimi geçirdim. Dengesini kaybederek yere düşmüştü fakat başı masanın sivri ucuna çarpmıştı. Söverek yanına eğildim. Başından akan oluk oluk kanla beraber boğazım düğümlendi. Bu sefer gerçekten hassiktir...

Ceketini çıkartarak başına baskı uyguladım. Ceket, anında kıpkırmızı olmuştu. Kanaması durmazken, yerimden kalktım ve evde kanamayı durduracak bir şey aradım. Fakat hiçbir şey yoktu. Yatak odasından kıyafetimi alarak yanına geldim. Kafasına baskı uygulamaya devam ettim. Bir yandan kanamayı durdurmaya çalışırken bir yandan da 112'yj aradım.

Birkaç dakika sonra ambulans evin önünde bitivermişti. Ezgiyi bir sedyeye koyarak ambulansa kadar taşıdılar. Onları takip ederek dışarı çıktım. Hava kararmaya başlamıştı. Ellerimdeki kana bakarak ne yaptığımı sorguladım. Ben ne yapmıştım? Umarım ölmezsin Ezgi...

Bone'den...

Sabah aşırı yorgun uyandım. 1 haftadır içimi kurcalayan düşünceler beni içten içe bitiriyordu. Yayın açmaya hiç hevesim kalmamıştı. Yatağımda telefonumu yokladım. Bulamıyordum telefonumu. Evin her yerini aradım taradım bulamıyordum. O sırada güvenliğin aramasını duydum.

Güvenlikçi: Günaydın Niyazi Bey. Ezgi Hanım hala sizde mi? Arabasını göremiyorum.

Bone: Ezgi evime mi geldi?

Güvenlikçi: Evet, haberiniz vardır diye içeri almıştım. Haberiniz yok muyd-

Güvenliğin suratına telefonu kapattım ve giyinmeye başladım. Bi yandan Ezgiye ulaşmaya çalışıyordum. Hazırlanmıştım fakat Ezgiye ulaşamıyorum. Bu kadar cevapsız bırakmazdı normalde. Arkadaşı Ahseni aramayı düşündüm. Ahsen telefonu açtı.

Ahsen: A-alo, kimsiniz?(tedirgin bir sesle)

Bone: Selam Ahsen. Ben Niyazi, Ezgiye ulaşamıyorum da haberin var mı?

Ahsen: (ağlayarak) B-b-ben çok özür dilerim. Yemin ederim ben yapmadım. Bilerek olmadı.

Bone: Sakin ol Ahsen. Bana nerde olduğunuzu söyle geleyim. Sonra konuşuruz.

Ahsen: **** hastanesi.

Telefonu kapattım. Hastanede ne işleri vardı ki? Kafam çok karışmıştı. Neyse gidince öğreneceğim zaten.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.