Yüreğimi kasıp kavuran sözler dudaklarından döküldüğünde dünya benim için bir anlığına durmuştu . Gergin olan vücudum ile kesik bir nefes çektim içime . İçimde ki kurdum bile donmuş bir şekilde duruyordu . İkimizde yaşadığımız bu şaşkınlık ile donup kalmıştık . Gerçi sadece şaşkınlıktan donup kalan ben ve kurdum değildi malikanenin üstünü bir sessizlik kaplamıştı .
Gözlerimi ondan çekip boş boş etrafa baktım . Pekala bu şaka olmalıydı hemde kocaman bir eşek şakası .
Ben Park Jimin yüz yılın en şansız omegası . Luna olamayacak kadar sıradan bir kurdu olan ben bir delta tarafından seçiliyordum . Hadi oradan ! Biri bana bunu söylese saçmalamayı kes derdim . Zira ben on beş yaşıma girdiğimde bütün hayallerim suya düşmüştü . Normal olmayı öğrenmiştim ve kendimi bu duruma adapte etmiştim . Normal ve sıradan olmak konusunda oldukça başarılıydım ta ki şuana kadar .
Lakin karşımda ki adamın sözleri bütün kurduğum zihin duvarlarımı yıkmıştı . Gözümün içine bakan mavi gözlerine inatla baktım . Ben onun gücünü taşıyacak biri değildim . Sıradan bir omega hanedanların en güçlü deltasına nasıl eş olurdu ?
“Ben bir Luna değilim “ dedim tok bir sesle gözlerinin içine bakarak. Sesim bir gülle gibi mutfağın ortasına düşmüştü. “Sıradan bir omegayım . Kurdum kurduna karşılık veremeyecek kadar sıradan “
Doğruyu söylüyordum kurdum kurduna karşılık vermiyordu . Mavi gözlerine normal bir şekilde bakıyordum . Damarlarımda ki kan herhangi bir güçle kabarmıyor ve gözlerim sarı bir şekilde parlamıyordu . En başından dememiş miydim size oldukça sıradanım diye ?
“Gözlerim parlamıyor bile “ dedim sona kısılan sesimle .
Hoseok , Jeongguk ‘a dönerek bu daha normal bir ses tonu ile konuştu “O haklı Jeon onun kurdu senin kurduna tepki göstermiyor “ dedi . Bunu söylerken sesinde hiçbir aşağılama yoktu sadece bu durum için düşünceliydi . Babam ise bu durumu daha önceden beri kabullendiği için bana dönerek konuştu .
“Park hanedanını rahat bırak Jeon “ dedi
Rahat bir nefes alıp gergin duran omuzlarım rahatladı . Buraya gelmesi saçmaydı zaten çünkü her kurt benim durumumu bilirdi . O yüzden birazdan çekip gideceğini bildiğimden arkamı dönerek elimde bardağı tezgahı bırakmak için adımladım .
Onunda arkasına dönüp gitmek üzere olduğunu anladığımda gözlerimi rahatlıkla kapadım . Ama işte beklemediğiniz anda ummadığınız bir şey olur ya işte tam olarak o başıma gelmişti . Kurdum onun gidişi ile rahatlamış ama beklemediğim o şeyi yapmıştı .
Kuyruğunu meraklı bir şekilde sallayıp gidiyor mu diye kafasını çıkarmıştı . O anda deltanın ayak sesleri durmuştu . Gerginlikle dudağımı dişledim ve bunu hissetmediğini ummak istedim . Ama bir anda kulağımın dibinde hissettiğim nefes öyle demiyordu “ Biliyordum “ dedi nefesini kulağıma vererek “O güzel kurdunun bir luna olmasa dahi meraklanacağını biliyordum “
Beni kollarımdan tutup çevirirken yüzünü yakından görmek duyularımı keskinleştirmişti . Sivrileşen küçük dişlerimi dilime bastırdım görmesin diye . Feremonları yüzüme vururken daha az önce tepki vermeyen halime yüzümü buruşturdum . “ Park ‘ın omegalarını bu yüzden seviyorum . Her zaman beni şaşırtıyorsunuz normal dediğiniz omeganın haline bakın “ dedi .
Gözlerimin önünde görüşüm kayarken beni daha sıkı kavradı “ Bay Park hanedanınızı salacağımı sanmıyorum “ sesi kulaklarıma gelirken ayaklarımı hissetmedim . Yerçekimine meydan okuyan vücudum artık daha fazla dayanamadan kendini bırakmıştı . Kendimi yere düşücem diye hazırlarken beni kolları ile kavrayıp kucaklayan deltanın kucağında küçücük kalmıştım .
…
Gözlerim göz kapaklarımın arkasından titrerken yüzümü buruşturdum . Yattığım yeri bilmiyordum ve rahat değildim . Birazcık rahatlama umuduyla belimi arkaya doğru gerip yan tarafa döndüm . Uyanıktım ama gözlerimi açamıyordum . Üzerimde öyle bir ağırlık vardı ki bir türlü kendime gelemiyordum .
Neden mi böyleydim ? Cevabı oldukça basitti Jeon Jeongguk ‘ un feromonları yüzünden böyleydim .
Şu zamana kadar doğru düzgün kızgınlığa giremeyen benim için bu oldukça sarsıcıydı . Daha önce bırakın bir delta feromonunu baskın bit alfa feromonu bile bana çok ağır gelirdi . Derin bir nefes çektim ciğerlerime . Daha önce kurdum hiç kendini bu kadar belli etmemişti . Onun da dediği gibi bir luna olmasam da basit bir omega kadar kendimi gösteremiyordum .
Ah dedim içimden bu olanları kesinlikle Yoongi ‘ye anlatmam lazımdı . O benim en yakın alfa arkadaşımdı . Çok güçlü feromonlarım olmadığı için dahası dış görünüşüm dışında hiçbir yanım bir omegaya benzemediği için benden etkilenmiyordu . Haliyle bende ondan etkilenmiyordum ve böylelikle iki normal insan şeklinde arkadaşlık yapıyorduk . Baskın bir omega olsam Yoongi gibi güçlü bir alfanın yanında mühürsüz bir şekilde beş dakika bile duramazdım . Eh bazen bu durumda olmanında iyi yanları olmuyor değildi .
“Jimin uyan artık “ diyen sitemli bir sese karşı ağzımdan belirsiz mırıltılar çıkardım . Uyanmam kolay olsaydı tabi uyanırdım ama vücudum çok ağırdı .
Hoseok ‘un kıyafetlerinin hışırtısından yanımdan kalktığını anladım . Sesi oldukça endişeli geliyordu . Kaşlarımı çattım ve gözlerimi yorgun bir şekilde uyuyan kurduma çevirdim . Küçük vücudu ile yerde kıvrılıp uyuyordu . Sakin nefes alışları ile beyaz tüyleri hareketleniyordu . Onu bildim bileli ya uyur ya da hareketsiz olurdu . Ama bu sefer oldukla yorgun görünüyordu . Sarı renkli parlak gözleri arada açılıp kapanıyordu .
“Ne zaman uyanıcak ? Uyanması lazım “ Hoseok ‘un sitemli sesine karşılık yanındakinin sesi kulaklarıma doldu . “Biraz sürebilir sanırım “ cümlenin sonunda biraz sessizlikten sonra devam etti “Anlattığınıza göre kurdu ilk defa kendini bu kadar gösterdiyse biraz daha zamanı var .”
Jeongguk ‘un sesi ile şaşkınca gözlerimi kırpıştırdım . Demek ki hala gitmemişti halbuki ben çoktan gitmiştir diye düşünmüştüm .
“ Diğer hanedanlarda daha güçlü bir sürü omega var . Neden illa benim kardeşim olmak zorunda ? Halini görmüyor musun Jeon içinde ki kurdu çıksa dahi normal bir omega olucak daha ilerisi değil “
Yatağın etrafında ki ayak sesleri kulağımın yanında durduğunda gözlerimi açmak istedim . O keskin gözlerine bakarak aynısını bende sorucaktım . Lakin gözlerimi açmayı bırak parmak ucumu dahi kaldıramıyordum . Ondan duyduğum derin iç çekme sesi ile daha yakından sesi yankılandı . “ Dediğinde haklısın beta Hoseok . Ama benim aradığım güçlü biri değil emin ol . “ dedi .
Daha sonra odanın dışına çıkan ayak seslerini duydum . Odaya giren birisine Jeon ‘nun dediği sözleri ile boğazım düğümlendi . “Odasının camını açın feromonları oldukça baskın yayılıyor . Omegama birinin yaklaşmasını istemiyorum “
Uyanmak için kendimi zorlamaya çalışsam da olmuyordu . Bu çabamdan sıkılıp hareketsiz bir şekilde durmaya devam ettim . Yapılacak bir şey olmaması sinirimi bozsa da elimden bir şey gelmiyordu . Zamandan ve mekandan habersiz bir şekilde olmak beni rahatsız ediyordu . Yanıma gelen gidenleri hissedebiliyordum ama bir şeyler yapamıyordum .
Sonunda gözlerimi açtığımda yanı başımda gördüğüm kişi ile kaşlarımı çattım . Siyah uzun perçemleri alnına düşen ve düşünceli bir şekilde duran Yoongi ile dudaklarımı araladım . “Hey dostum “ dedim çatallanan sesimle “Yanımda görmeyi beklediğim en son kişi sensin “
Yüzünde her zaman ki alaycı gülümsemesi ile doğal sivri köpek dişlerine baktım . Başını yana yatırıp oturduğu koltuktan kalkarken “Günaydın uyuyan prens “ dedi . Başlamak üzere olan hafif baş ağrım ile yattığım yerden hafifçe doğruldum . Elimi kafamın arkasına götürüp gözlerimi odada gezdirdim . Yanımda ki alfa dışında odada kimse yoktu . Havanın aydınlığı ile kaşlarımı çattım .
“Kaç gündür uyuyorum ?”
“Sanırım üç gün olması lazım sevgili omega “ derken eli kapının kolundaydı . Kapıyı sonuna kadar açarak kafasını koridora uzattı . “Hey Jeon ! Jimin-ah uyandı sonunda “
Duyduğum tok ayak sesleri ile birkaç saniye içinde onu odanın kapısında görmem bir olmuştu . Hanedanların en güçlü deltası ile alfasını yan yana görmek biraz gericiydi . İkisininde verdiği hava çok aydınlık diyemezdim . Oldukça dark bir havaları vardı ve bu aslında onları biraz havalı gösteriyordu . Jeongguk yavaş adımlar ile yatağa yaklaşırken gözlerimin içine dikkatle baktı .
“Kendini nasıl hissediyorsun ?”
Sesi onu ilk günki gördüğüm kadar sert değildi . Ellerimin altında ki battaniyeyi sıkarak bakışlarımı ellerime indirdim . Sanırım gözlerinin içine bakıcak cesareti bulamamıştım . Ağzımdan kısık sesle kelimeler döküldü . “ kendimi yorgun hissediyorum “
Kaşları havalanarak dudağının kenarı kıvrıldı . “ Bu oldukça normal üç gündür uyuyorsun “ diyerek kafasını alfaya çevirdi . Yoongi ellerini üstünde ki kadife kırmızı ceketin cebine sokup dudaklarını birbirine bastırdı . Altında ki siyah bol kot pantolon ve ayağında ise beyaz ayakkabıları vardı . Kendini asırlardır ayakta duran güçlü Min hanedanının başındaydı . Herkesten önce iktidara geçmişti . Bunun nedeni ani ve beklenmedik olan aile reisinin ölümüydü . Elini kaldırıp ince beyaz bileğini saran parlak ve pahalı kol saatine baktı . “Jimin aramızda ki samimi dostluğumuza güvenerek söylüyorum “ dedi bir yandan da deltaya bakarak .
Aslında bu açıklamayı deltanın yapmasını bekliyordum . Sanırım gerilmemem için uzun zamandır arkadaşım olan Yoongi bu açıklamayı yapıyordu . “ Kurdun sanırım tam anlamıyla uyanmaya çalışıyor . Eh tabi bu da senin bünyene ağır geldiği için üç gündür uyuyorsun “
Jeon araya girerek konuşmasına devam ettim “Normal bir omeganın yaşadığı bütün olayları artık sende yaşayacaksın “ derken baştan aşağıya beni süzdü . Yanaklarım ısınmaya başladı . Utanmamak için kendimi sıksamda bu imkansızdı ! Adam resmen bana sende bütün omegalar gibi kızgınlığa giriceksin dikkat et demişti ! Gittikçe sıcaklarken telaşlandım ve kekeleyerek konuştum. “A-ah anlıyorum tabi “ dedim çatallaşan sesimle.
Bu hareketime gülmemek için yanağının içini dişleyen Yoongi ben çıkıyorum diyerek gitmişti . Onu içimden bizzat özenle seçtiğim küfürlerim ile uğurlamıştım . Şimdi gidilcek zaman mıydı diyerek içimden sessizce sövüyordum . Hemen dibimde yerde oturan Jeongguk ayağa kalkarak yatağımın ucunda oturdu . Oturması ile telefonu çalarken son model telefonunu deri ceketinden çıkarıp açmıştı . Çatık kaşlarıyla telefonla konuşurken onunla ilgili ilk izlenimim kaşlarını çok sıklıkla çattığıydı . Ayrıca ne kadar sert bir imajı olsa da gördüklerime göre oldukça fazla mimik yapıyordu . Düşüncelerimin arasında kulağıma gelen cümleler ile tekrardan ona baktım .
“Tamamdır halledeceğim “ boşluğa odakladığı gözlerini devirip yüzünü buruşturdu “Bir saate buradan çıkıcaz tabi ki seni onunla tanıştırıcam . Senin yüzünden onunla konuşmamı bölüyorsun “ diyerek telefonu kapattı . Gözlerimde ki şaşkınlığı görüp ayağa kalkarken derin bir nefes verdi .
“ Kim Taehyung “ diyerek gözlerini devirdi .
Tek kaşım kalkık , gülmemek için yanağımın içini emdim . “Kim hanedanının varisi alfa Kim Taehyung ?” Dedim .
Dudakları iki yana kıvrılırken , dudağının kenarında ki piercingler de hareketlenmişti . “O şerefsizi tekte tanıman pek mutlu etmedi ama malum ünü her yere yayılıyor “ Arkasını dönüp ahşap geniş dolaba ilerlerken buranın benim odam olmadığını anlamamla yorganı üstümden çektim . Ayağa kalkıp etrafa bakarken “Ben neredeyim ?” diye sordum .
Jeongguk elinde beyaz uzun kollu bir bluz ve siyah kot pantolonu koluna koymuş şekilde bana uzattı . Gözlerine bakıp uzattığı kıyafetleri alırken göz göze gelmiştik . Yüzünde ki benlerin yerine bakmamak için gözlerimi çekmeden koyu irislerine baktım . “Jeon malikanesindesin Jimin olman gerektiği yerde “
Sertçe yutkunup burnumu buruşturdum . Emri vaki yapılmasını sevmezdim . Bu yüzden sertçe çıkan sesime şaşırmamıştım lakin onun şaşırdığı kalkan kaşlarından belliydi . “Peki bunu bana sordun mu ? Bir delta eşi olup olmak istemediğimi . Evime girip istediğin şeyi alıp çıkabileceğini hangi aklınla düşündün !?” Elimde ki kıyafetleri sıkıp yüzüne doğru salladım “Belki eski hayatıma devam etmek istiyordum bütün bunlardan uzak bir şekilde !? Bu hiç aklına gelmedi mi ?”
Evet sinirlenmesini bekliyordum hiyerarşiye göre ona bağırma hakkım yoktu . Çünkü kendisi soy olarak en üstteyken ben beceriksiz bir omega olduğum için neredeyse onun beş basamak altıydım . Sinirden açılmış gözlerim ile sesli bir nefes verdim . Yüzüne bakıyordum bir tepki versin diye . Evet şuan çingenliğim tutmuştu belki bir umut geri giderim diye bekliyordum . Ama o yüzünde ki gülümsemeyle gülmeye başladı. Sanki çok komik bir şekilde gülmekten omuzları sarsılırken aramızda ki mesafeyi kapattı . Tam karşımda bana üstten bir şekilde bakarken yüzünü yüzüme doğru eğdi . O seksi yüzünde ki gülümseme solmadan konuşmaya devam etti . “Hangi normal hayatından bahsediyorsun ? “ dedi yüzünde ki gülümseme solarken .
“ Neredeyse varlığı bile hissedilmeyen bir omeganın Park hanedanının yönetiminde söz sahibi olacağını mı düşündün “ Sesi sonlara doğru oldukça acımazdı . Sıcak nefesi yüzüme vurdu ve elleri yüzüme doğru uzandı . Uzun ve şekilli parmakları çenemi kavrayıp yüzümü yukarı kaldırırken gözlerini kıstı . “ Başka çaren olmadığını biliyorsun omega . Senin benden başka bir çaren yok “
Sözleri biter bitmez hızlı bir şekilde uzaklaşıp kıyafetleri işaret etti . Siyah perçemleri gözünün önüne düşüyordu . “Üstünü giyin dışarı çıkıyoruz “ derken cebinden cam bir şişe çıkardı . İçinde ki şeffaf sıvı ağzına kadar doluydu . “Bunu giyindikten sonra üstüne sık .” Derin bir nefes alıp gözlerinde ki bakış sertleşti .
“Kimsenin senin zambak ve vanilin kokulu feromonlarının duymasını istemeyiz “ diyerek odadan çıktı . Sertçe kapanan kapı ile gözlerimi kapadım . İki üç dakika sessizce dururken ellerim tişörtümün eteklerine gitti . Üstüme sessizce çıkardım . Uzun kollu ince üstü kollarımdan geçirirken yatağın kenarına konmuş gri kaşe ceketi gördüm . Beş dakikada üstümü giyinmiş ve verdiği sıvıyı sıkmadan önce üstümü kokladım . Dediği zambak ve vanilin kokusunu almıyordum . Neyse yine de sıkayım diyerek bir parfüm gibi üstüme sıktım .
Odadan çıkarken içimde ki ses Jeongguk ‘un haklı olduğunu biliyordu . Ve haklı olması onunda dediği gibi hoşuma gitmemişti . Bütün bu düşünce fırtınası ile merdivenlerden inip kapının önünde beni bekleyen deltaya baktım . Ayak seslerimi duyduğu gibi kafasını kaldırıp bana bakmıştı . Oda üstünü değiştirmiş ve klasik siyah bir takım giymişti . Son basamağıda inip bana bakarken neye baktığını anlamak için kafamı eğip üstüme baktım .
“Feromonların kendini belli etmiyor “ diyip geniş kapıyı açtı . Kapıdan dışarı bir adım attığım sırada temiz havayı içime çekmiştim . Sonbahar mevsimindeydik hava serindi . Yapraklar sararmaya başlamıştık ve bu çok güzel gözüküyordu . Kışı ve sonbaharı severdim , en sevdiğim mevsimlerdi . Arkamdan dışarı çıkan Jeongguk ile gri bir arabaya doğru ilerledik . Her şeyi lüks olduğu için bindiğimiz spor arabaya da şaşırmamıştım . Arabanın deri koltuğuna oturduğumda ceketimin fermuarını biraz aşağıya indirip esen rüzgara baktım . O sırada Jeon arabayı çalıştırıp evin bahçesinden çıkarken “Nereye gidiyoruz peki ?” diye sordum .
Gözleri kısa saniye saçlarımda dolaştı ve dikkatini tekrar yola verdi . “Kim hanedanının holdingine gidiyoruz “ . Gözlerim saçlarıma kaydı . Uzun ve sarı saçlarımda ellerimi gezdirirken biraz kestirmem lazım diye düşündüm . Omuzlarımı geçmeye başlamıştı bu kadar uzatmaya alışık değildim .
Yirmi dakikalık bir yolculuğun ardından arabanın durmasıyla kapımın açılması bir olmuştu . Kapımı açan takım elbiseli adama şöyle bir bakış atmıştım . Yanımda ki huysuz delta arabadan inerken bende onunla birlikte indim . Kafamı kaldırıp karşımda ki holdinge bakarken zenginlikleri karşısında tepki vermemek için kendimi tutmuştum .
Park soyunun durumu kötü değildi aslında oldukça zengindik . Tabi bunların zenginliği bizim zenginliğimizi sönük bırakıyordu . Karşımda ki kocaman beyaz aynalı holdinge bakarken kolumda bir el hissettim . Hemen arkamda ki delta sahiplenici bir şekilde omuzumu tutarken boğazından bir hırıltı duydum . “Ne yapıyorsun sen” dememe fırsat bırakmadan büyük kemikli eli küçük elimi kavradı . Etrafa attığı sinirli bakışları ile beni de peşinden sürükledi .
“ Bir haftaya evlilik törenini yapacağız . Bu süreye kadar başka alfaların yanındayken etrafımdan ayrılma . Mühürsüz olman işi zorlaştırıyor “
Dudaklarımdan kaçan alaycı ses ile içeriye girmiştik . Bizi karşılayıp eğilen çalışanların hepsi merakla bana bakıyorlardı . Tamam sabah telefonla konuşurken arkadaşının ünü hakkında laf ediyordu . Lakin seçtiği eşinin de ünü oldukça fazlaydı . Yüzyılın en başarısız omegası olsamda bir deltanın beni seçmesi gururumu okşamıyor değildi . Gözlerim beni asansöre doğru götüren heybetli deltaya kaydı . Bu akşam bu konu hakkında konuşmamız lazımdı . Asansörün düğmesine basıp kapılar kapanırken ,elimi onun elinden çektim . “Akşam bir konuşma yapmamız lazım Jeon “
Bana yandan bir şekilde bakıp ellerini ceplerine soktu . Tek kaşı havaya kalkarken gözlerini benden çekip asansörün kapısına baktı . “Yoksa bu evliliği istemiyor musun ?” Sorusunu bana yöneltirken sesi o kadar kayıtsızdı ki sanki evimi basan o değilmiş gibi davranıyordu . Şaşkınlıkla kaşlarımı kaldırıp vücudumu ona döndürdüm .
“Bay Jeon ya bu karardan pişman olursanız ?” derken sesim oldukça gergin çıkmıştı . Kafasını bana doğru çevirdi istifini bozmadan . Mimiksiz yüzünde hiçbir ifade olmadan “Niye pişman olacağımı düşünüyorsun “ diyerek sırtını yaslandığı yerden ayırdı .
Gözlerimi devirip ona bakarken ellerimi saçlarıma attım . “ Beni tanımıyorsun bile “ derken asansör kapıları açıldı . Eli bana doğru uzanırken yüzünü yüzüme yaklaştırıp elimi tuttu . “Tanırız sıkıntı değil “ diyerek beni asansörden dışarı çıkarttı . Ellerimi sıkı bir şekilde tutarken istemsizce burnuma dolan koku ile duraksadım . Onun kokusu üstüme birazcık sinmişti . Hafif sert ama erkeksi kokusu benim sanırım hoşuma gitmişti ?
Dudaklarımı birbirine bastırıp başımı kaldırdığımda karşımda ki alfayı gördüm . Yüzünde cidden şerefsizlik ile samimilik arasında git gel yapan bir gülümsemesi vardı . İtiraf edelim namının neden her yere yayıldığını anlamıştım . Tanrım adam dehşet yakışıklıydı sanki tanrı bizzat onu yaratırken ince ince çalışmıştı . Gözlerinin rengi oldukça açık bir kahveydi . Bize oldukça dikkatli bir şekilde bakarken alnına dökülen açık renk kumral saçlarını düzeltti . Bileğinde ki kırmızı ipli bileklikler üstüne giydiği gri renk takım ile oldukça iyi duruyordu . Göz göze geldiğimizde beni detaylı bir şekilde süzüp Jeongguk ile konuştu .
“Sence de senin için oldukça narin bir omega değil mi ?” Gülerek çıkan hoş sesi ile elini bana uzattı . Elimin dolu olması nedeniyle deltaya baktığımda ona oldukça sikici bakışlar atıyordu . Elimi bırakmayacağını anlamış gibi elini geri çekerek gülümsedi . “Merhaba ben Taehyung . Sanırım sen bu deltanın gelecekte ki eşi olucak olan omegasın “
“Merhaba ben Park Jimin “ dedim . Beni peşinde sürükleyip geniş masanın önünde ki sandalyeye oturttu . Yanımdan çekilirken burnu beni kokluyormuş gibi yaptı . Kokladığı kokudan memnun kalmış gibi gülümseyip uzaklaştı . Arkasını döndüğünde bize merakla bakan arkadaşına seslendi . “Şu işi halledelim hadi “ derken sesi isyankar çıkmıştı .
Alfanın haylaz gözleri üstümde gezindi . Dudakları gülünce kalp gibi olduğunu fark ettim . Kolunu arkadaşının omzuna atarken sesi isyankar çıkmıştı . “Hadi ama dostum onu tanımak istiyorum “ derken kıkırdamıştı . Delta ise attığı delici bakışlar ile Taehyung oflayarak geri çekilmişti . Oda oldukça geniş olduğu için bilgisayar olan bir masaya oturdular . Alfa bilgisayarın karşısına otururken elleri klavyenin üstünde geziniyordu . Jeongguk ise oldukça rahat bir şekilde karşısına oturup bacak bacak üstüne atmıştı . Gözleri kısa bir anlığına bana kaydığında kafamı cama doğru çevirmiştim . Canımın burada sıkılacağını şimdiden anlamıştım . Keşke telefonum yanımda olsaydı diye düşündüm ama maalesef ki yoktu .
“Şuan ki luna oldukça kızgın bir şekilde . Özellikle Jimin ‘ i seçtiğin için bu durumu kendine hakaret saymış “ açık kahve gözleri üzerime kaydığında küçük bir gülümseme sunarak “affet Jimin kötü bir anlamda söylemiyorum “ dedi .
“ Bu durum umurumda değil ne hissettiğini önemsemiyorum . Jimin ‘e bir şey yapmak isterse başına gelecek şeyleri düşünsün “ derken gözlerinde ki mavi ışıltı çok hafif parlamıştı .
Bu konuşmaya dahil olmak istemesem de merakıma yenik düşmüştüm . “Aranızda romantik bir ilişki var mıydı ?”
Sanki ikiside konuşmamı beklemiyor gibi şaşkın bir şekilde birbirine baktı . Taehyung ‘un dudağının bir kenarı havaya kalktı “Ah işte zeki ve cesur omegaları severim “ derken gözleri deltanın üzerindeydi .
Jeon’ un gözlerinde bir kızgınlık belirtisi yoktu . Anlayışlı bir şekilde bakarak konuşmaya başladı . “Romantik bir ilişkinin kenarından dahi geçmez . O güç budalası bir luna . “ Ayağa kalkarak bana doğru yürüdü “Seni seçmemde ki en büyük nedense bu yüzden “
Oturduğum sandalyenin arkasında ki masaya kalçasını yaslayıp kafasını bana çevirdi . İki gündür onu ilk defa bu kadar içten görmüştüm . Elleri saçlarıma uzanıp uzun bir tutamını parmağına doladı . “Jimin senin hastalıklı bir güç sevdan yok . Diğer omegalarda ellerine bir güç geçmesi için peşimde dolanıyorlar . Ben bu dünya da kendine odaklanmış ve hayata karşı saf birini istedim “ dedi .
Bu cümlelere gözüm dolabilirdi karşımda ki aç gözlerle bu olayı izlemekte olan bir alfa olmasaydı . Dedikleri kalbime dokunmuştu ve derinden etkilemişti . Bana bu yüzden senin benden başka çaren yok derken haklıydı . Hiçbir güçlü alfa ya da beta yarım yamalak bir omega istemezdi . Sızlayan burnum ile gözlerim hafifçe dolmaya başladığında bakışlarımı başka yöne çevirdim .
“Bu açıklamayı biz tartışmadan önce söyleyebilirdin “ dedim haklı bir şekilde .
Elini saçlarımdan ayırmadan daha fazla tutam aldı . Bu hareketide istemsizce kafamı ona çevirmeme neden olduğunda onun gittikçe mavileşen gözlerine baktım . “Kendini savunma şeklini merak ettim “ derken aynı zaman da eğleniyordu .
Yüzümü buruşturup “Peki şimdi ne olucak “ dedim . O anda gözlerinde sevgi pırıltıları çıkan alfa içini çekerek bize baktı . Hülyalı bakışları ile resmen içimizden geçmişti . “Ah sanırım çok güzel bir çift olucaksınız . Bu halleriniz beni de hava ya soktu . Jimin acaba tanıdığın bir omega var mı ?”
Jeongguk ile aynı anda gözlerimizi devirip birbirimize bakarak güldük . Jeon kafasını iki yana sallayıp yüzünü alfaya çevirdi . “ Senin bu ünün ile hangi omega sana yaklaşır bilemedim “
“Konuştu allahın en yabani kurdu “ diyip oturduğu masadan kalkıp kollarını iki yanına sardı . Jeongguk ‘ a iğrenmiş bir bakıp atıp cebinden ince bir gözlük çıkarttı . Gözlüğünü takarken bir anda daha seksi bir havası olmuştu . “ Benim gibi güçlü bir alfayı kim istemez . Min Yoongi ‘den sonra ki en güçlü alfa benim . Yani hanedanların en güçlü ikinci alfasıyım “ diyerek bizi azarlamaya başlamıştı .
İki dakika sonra sanırım azarlamaktan sıkıldığında eline bir tablet almış ve ona bakarak konuşmaya başlamıştı . “ Dört gün sonra evlilik seromoniniz olucak . Ne kadar hızlı tutarsak elimiz o kadar iyi olur . Ve bir başka şeyde Jimin her gün şamana gözükmesi olucak “ bu cümlesini hınzır bir şekilde bakarak devam ettirdi “ mühür zamanında sıkıntı yaşamaman için düzenli bir şekilde uğraman lazım “
Onu görmezden gelerek saçımla oynamaya devam eden deltaya yaslandım . “ İyi de ya bu evlilik olayımıza luna müdahale ederse ne olucak ?” Gözlerimi merakla daha da açtım “Daha doğru bu bahsettiğiniz luna kim ?”
Taehyung sanki bu sorularımı cevaplamak istemiyor gibi arkasını döndü . Başımı kaldırıp deltaya baktığımda o da pek memnun değildi . Ama yine de söylemesi gerektiğinden dudaklarından o isim çıktı .
“ Kim Ji-soo kendisi Kim Taehyung ‘ un kuzeni oluyor “ dedi yüzünde ki tiksinti ifadeysiyle .
Beynimde vurulmuş gibi kafamı alfaya çevirdiğimde yüzünde ki gülümseme daha da yayılmıştı . Kaşları hava kalktı ve dilini alt dudağında gezdirirken beni daha da sinirlendiren o sözleri söyledi . “ Doğru diyor luna bizim hanedanımızda “

