İçeriğe geç

BÖBREK YETMEZLİĞİ

Bölüm 1 · 4 dk okuma

BÖBREK YETMEZLİĞİ

Bölüm 1

0.1

Bu yazdığım üçüncü kitabım, her başladığımda daha da heyecanlanıyorum. Hiçbir şey kitap yazmama engel olacak kadar değerli değil. İnsanlar gider, yazdıklarım benimle kalır. Yaşadıklarım bu kitabı yazmamı sağladı. Kitabıma destek olursanız ve beraber ilerlersek ne kadar mutlu olacağımı tahmin bile edemezsiniz. Desteklerinizi bekliyorum..

Her şey yolunda giderken kötü şeyler olur ya hani. Nereye gideceğini bilemeyen gezgin, nasıl unutacağını bilemeyen bir aşıktan da farksızdım. İlla ki aksilikler çıkardı karşımıza; hastalıklar, kayıplar, sevmeyi bilemeyen korkaklar hayatın ne kadar yaşanılamaz bir yer olduğunu gösterirdi. Bütün bu olanlara rağmen dimdik ayakta duracaktım. Hiçbiri beni yıldıramayacaktı, daha da güçlenecektim. Güçlendiğimi fark ettiğimde de büyüyecektim. Hayat böyle değil miydi zaten? Acıları bize benimsetir, acılara karşı güçlü olmaya zorlardı.

Küçükken oyuncağım kırıldı diye ağlardım. Oyuncağın canımı yakan insanlar kadar önemsiz olduğunu babam şehit olunca anladım. Beş yaşında babamın cenazesine katılmıştım, tören mangası babamın cansız bedenini omuzlarında taşıdı. Babamın üstüne toprak atılırken, sanki benim de bir yanıma orada toprak atılıyordu. Diğer acılar bana bu acının yanında bir hiç gibi geliyordu. Keşke bütün oyuncaklarım kırılsaydı da, babam hayatta olsaydı diyordum. Acılar zaman geçtikçe geçer dediler, tek geçen şey zaman olmuştu. Canımdan bir parçayı kaybedince hiçbir insanın bana istese de zarar veremeyeceğini anlamıştım.

Düşüncelerim arasından açılan kapının sesiyle ayrıldım. Düşünürken daldığım yerden gözlerimi ayırarak, kapıya baktım. Annemin gözleri beni bulduğunda heyecanlı, bir o kadar da mutlu bir şekilde bakıyordu.

"Oğlum, sana çok güzel bir haberim var. Böbreğinle uyuşan bir böbrek bulmuşlar." dedi nefes nefese kalmış bir şekilde.

Ailemden kimseyle uyuşmayan böbreğim, nasıl olur da başkasıyla uyuşabilirdi?

"Kimin böbreğiyle uyuşmuş?" dedim sesimdeki merakımı gizlemeye çalışarak.

"Doktorlara kim olduğumu söylemeyin demiş."

İyice merak etmiştim. Böbreğini verecek kadar kim beni önemseyebilirdi ki?

"Kim olduğunu zamanı gelince buluruz. Madem bizim bulmamızı istiyor, öyle yapacağız."

***

Akşam yemeğinden sonra arkadaşlarımla dışarıya çıkmıştım. Aklım bambaşka bir yerdeydi. Bana böbreğini kimin vereceğini merak ediyordum. Böbreğini verecek kadar beni seven ve beni tanıyan birisiydi belli ki.

"Oğlum, nereye daldın yine?"

Tufan, ela gözlerini meraklı bir şekilde üzerime dikmiş, sorusunun cevabını hemen vermemi bekler gibiydi.

"Aklıma size bahsettiğim konu takıldı." dedim çaresiz bir şekilde.

"Kız olabilir bence. Yoksa neden saklamak istesin ki?"

Doğruyu söylüyordu, kız olma ihtimali vardı. Başka türlü saklamazdı.

Düşünmek istemiyordum hiçbir şeyi. Ne olur ne biter diye saatlerce düşüncelerle boğuşmak anlamsızdı. Düşündüğümüz şey her ne ise; düşünsek de düşünmesek de eyleme geçmedikten sonra anlamsızdı.

Telefonumu cebimden çıkararak her zaman dinlediğim şarkıyı açmak için kulaklığımı telefona bağladım. Şarkılarda gezinirken istediğimi bulmanın mutluluğuyla hemen o şarkıyı açtım.

Sezer Sarıgöz - Bir Gülüşü Vardı

Kendimi şarkının o huzuruna o kadar kaptırmıştım ki, o an hiçbir şey umurumda bile değildi. Şarkının sözleri beni, hayatımı, yaşadıklarımı daha birçok şeyi anlatıyordu aslında. O an tükenmek üzere olduğumu anladım, anladıkça tükenmeye başladım.

Göremiyorum senin gibi, yok özelini

Çözemiyorum varsa bile bu düzeni

Bozana kaldıysa bu bedenimiz

Karanlık aniden doğacak

Şarkının sözleri o kadar çok hoşuma gidiyordu ki defalarca başa sararak dinliyordum. Dinlediğim sadece şarkı değil, hissettiklerimdi. Hislerim bu kadar karmaşıkken, hayatımın da bir o kadar karmaşık olduğunu fark etmiştim.

Kendimi müziğe kaptırdığımı bakışlarımı etrafa çevirdiğimde gördüm. Yayınevine çoktan gelmiştik. Kitabımı yazarken arkadaşlarım bana çok destek olmuştu. Şimdi de yayıneviyle sözleşme imzalarken onlarla mutluluğumu paylaşmak istiyordum.

İçeriye girdiğimizde yayınevinin sahibi Bora abi beni görünce üzgün bir şekilde yanıma geldi.

"Egemen, hastalığını duydum. İnşallah en kısa sürede iyi olursun. Daha seni güzel günler bekliyor." diyerek omzumu sıvazladı.

"İnşallah Bora abi, tek sıkıntı böbreği bulmaktı ve bulmuşlar. Kim olduğunu bilmiyorum ama zamanı gelince kim olduğunu da bulacağım." diyerek konuyu kapattım.

Kısa süre içinde yazdığım kitabın basımı için gerekli sözleşmeleri imzalamıştım. Geriye kalan tek şey sabırla kitapların okunmasını beklemekti. Peki hastalığımı düşünmeyi nasıl bırakacaktım. Astsubaylık sınavını da kazanmışken ya hiçbir şey yolunda gitmezse, o zaman ne olacaktı? Belki de yazdığım kitaplarla hatırlanacaktım. Yazdığım cümlelerin, içimdeki söyleyemediklerim olduğunu anlayacaklar mıydı peki?

Buradaki işimiz bittiğinde her şey için teşekkür ederek yayınevinden ayrıldık. Arkadaşlarımı iş yerlerine bıraktıktan sonra arabada tek kaldığımda, tekrar düşüncelerle boğuşmaya başlamıştım. Kafamda dönen o kadar çok soru vardı ki, hangisine cevap arayacağımı bilmiyordum. Bildiğim tek şey bana böbreğini veren kişiyi bulmam gerektiğiydi. Telefonumu hızlı bir şekilde cebimden çıkararak Ahmet'i aradım. Ahmet, Uzman Çavuştu ve benden yaşça küçüktü. İkinci çalışta aramayı açtığında hemen konuşmaya başladım.

"Ahmet, birisini araştırmanı istesem ne kadar sürede bulabilirsin kim olduğunu."

"Kim olduğuna göre değişir abi. Kimi araştırmamı istiyorsun ki?"

"Bana böbreğini verecek olan kişiyi bulmanı istiyorum. Kim olduğunun bilinmesini istemiyormuş. Beni tanıyorsa onu benim bulacağımı da biliyordur. Onu bulmamı istiyor belli ki."

"Bulmam bir haftayı bile bulmaz. Nakil ne zaman olacak peki?"

"Daha belli değil, ameliyat olmam bir haftayı bulmaz benim de büyük ihtimalle. Dördüncü evrede olduğu için bir an önce nakile ihtiyacım olduğunu söylüyorlar. Kim olduğunu bulur bulmaz bana haber ver."

"Tamam abi, sen de haber ver ameliyattan sonra. Hepimiz seni merak ediyoruz."

"Sağ salim ameliyattan çıkarsam ilk arayacağım sizsiniz. Allah'a emanet olun hepiniz." diyerek aramayı sonlandırdım. Kim olduğunu tahmin edemiyordum, kafamda seçenek de yoktu zaten. Tek tahmin ettiğim şey kız olduğuydu. Bu yaşıma kadar ailemden başka kimse beni sevdiğini bile söylememişti, ben de kimseye sevdiğimi söylememiştim. İlla ki öğrenecektim kim olduğunu. Her kimse ödeşecektik..

Bölüm sonu

1 yorum