İçeriğe geç

BlokB

Bölüm 2 · 5 dk okuma

BlokB

Bölüm 2

ACI TATLI

Annem kağıda bakıyordu.Bu boş bir kağıt değildi zarftı ve bu zarf babamdan gelmişti.Aylardır konuşmadığım yıllardır görüşmediğim babamdan...

Annem gözyaşlarını sildi.Ablam ben ve Annem mutfak masasına oturduk.Annem ve ablam göz yaşlarını sildi.Bense heyecanla babamdan gelen mektubu dinlemek için sabırsızlanıyordum. Acaba ne yazmıştı bizi özlemiş miydi annemle barışmak mı istiyordu yoksa kötü bir şey mi olmuştu hastalanmışmıydı merak içinde annemin mektubu açmasını bekledim.Annem hızlı hızlı soluk alıp veriyor eli titriyordu.Zarfı dikkatli bir şekilde açtı ve okumaya başladı.

"Sevgili Kızlarım

Öncelikle nasılsınız?Umarım iyisinizdir.Beni soracak olursanız ben çok iyiyim.Sizi çok özledim bir kaç haftaya kadar yanınız da olacağım. Uçak biletlerimizi aldık. Evet,yanlış okumadınız biletlerimiz dedim.Lavin ve Süveyda sizin artık iki kardeşiniz daha var.Sizinle tanışmak için sabırsızlanıyolar. Lavin hatırlıyor musun küçükken hep bir kardeşin olsun bende abla olayım derdin.Evet artık ablasın.

Ve tabikide eşimi de sizinle tanıştırmak istiyorum.Umarım onu seversiniz.Birkaç hafta sonra görüşürüz.

Babanız

Annem bu satırları okurken gözyaşlarını tutamadı. Hepimiz şok olmuştuk.Babam evlenmişti üstüne üstlük iki de çocuğu vardı. Babam bizim yüzümüze söyleyemediği şeyleri mektup yazarak anlatmış olacaktı. Annem sandalyeyi hızlıca çekti ve mektubu alıp odasına gitti.Ablamla birbirimize baka kalmıştık.İkimiz de ağlıyorduk.Ağlamak istemiyordum.Ama gözyaşları gözümden istemsizce akıyordu.Babam bizi aramıyordu o kadar mı nefret ediyordu bizden.Mektupta hiç bizimle ilgii sevgi içerikli bir şey yazmamıştı.

Bi babanın kızlarına "Sizi seviyorum."demesi bu kadar zor olmamalıydı. Sadece bu cümleyi kağıda bile yazması yeterdi ama yazmamıştı.

O gece uyuyamadım.Su içmek için kalktım.Yanıma su koymamıştım. Bu yüzden mutfağa gitmem gerekiyordu.Yataktan kalktım annem ve ablamın odasının kapısı kapalıydı.Sabah dörde karşı uyuyorlardır diye düşündüm.Sessizce aşağı indim.Mutfağın kapısını yavaşça açtım. Suyumu aldım camda bir gölge gördüm cama doğru ilerledim ve annemi gördüm.Uyuyamamıştı bu durum annemi çok üzdüğü belliydi.Annem ne kadar babama sinirli olsa da babamı hâla sevdiği mektubu okumasından gözyaşlarına bozulmasından sabaha kadar uyuyamasından belliydi.Annem ve babam on dokuz yaşında aşık olmuşlar birbirlerine.Çok sevmişler birbirlerini.Evlenmeye karar vermişler annem meslek sahibi olduktan sonra evlenmeyi istemiş ama babam onu ikna etmiş ve evlenmişler. Babam evlendikten sonra bile anneme ne kadar aşık olsa da pek mutlu değilmiş. Kariyer yapmak yurt dışında okumak istiyormuş.Gün geçtikçe annemle babamın arasında ki aşk yok olmaya başlamış ama nasıl ayrıldıklarını annem hiç anlatmamıştı.Babama karşı sevginin yanında nefrette besliyordu. Ama babamın mektubu annemi darmaduman etmişti. Annemin yerine başka bir kadınla evlenmesi anneme ağır gelmişti.Yüzün de inanılmaz bir yorgunluk vardı. Ağlıyordu .Hıçkıra hıçkıra ağlıyordu.Annemi öyle görünce içimde babama karşı bi nefret tanesi daha filizlenmisti.Dışarı da ablamı gördüm o da babamın bize yaptığı salıncağa binmişti o da ağlıyordu.

O an babam hepimizi altüst etmişti. Yazdığı şeyler, evlendiği,çocuğu olduğu herşey.Kırılmıştık hem de hepimiz.Suyumu içtikten sonra odama gitmek için kapıyı araladım. Başım dönüyor midem bulanıyordu. Birden sol ayağım sola doğru büküldü.İnanilmaz bir acıyla yere yığıldım ayağımı burkmuştum.Ağlamaya başladım. Ama bu düştüğümün etkisiyle olan bi acı değildi bu başka bir acıydı kalbim acıyordu.Sanki biri kalbimi tutup yerinden çıkarmak için var gücüyle uğraşıyordu.Kalbime vurup çığlık çığlığa bağırmaya ve ağlamaya başladım. Annem ve ablam koşarak yanıma geldiler.Kafamı kaldırdım önce ablama sonra anneme baktım hepimizin gözleri kan çanağına dönmüştü. Birden annem bizi kendine doğru çekti. Ve bize sarıldı. Ablamla ben olanı kavrayamadık birden kendimizi annemden çektik. Şaşırmıştık çünkü annem bize ilk defa yıllar sonra sarılmıştı. Çekildiğimizi farkedince annem bize masum gözlerle baktı.Ablamla birbirimize bakıp anneme sarıldık. Çok güzeldi annem.Çok güzel kokuyordu anne kokusu ne güzeldi. Biz öyle ne kadar kalmıştık bilmiyorum.Ama iyiki de kalmışız yıllar sonra anneme sarılmanın ne demek olduğunu hatırlamış olmuştum. O an hiç bitmesin dedim.

Yataklarımıza geçip uyuya kaldık.

Ertesi gün yatağımda uyurken enfes bir kurabiye kokusu aldım uyandım bu bu annemin özel tarifli kurabiyesiydi.Tarifi özeldi o yüzden biz annem gibi tam kıvamını tutturamazdık. Annem çok nadir yapardı bu kurabiyeleri çünkü piştiği gibi anında tükenir bayatlamaya fırsat bulamazdı. Hemen elimi yıkamak için banyoya girdim hızlıca merdivenlerden aşağı indim ayağımın ağrısını bile unutmuştum. Annem en sevdiği mavi gümüş renkli taşaklarını çıkarmış inci gibi süslemeli bardaklarına çay doldurmuş mis gibi bir sofra hazırlamıştı. Her şey eskisi gibiydi ama bi tek şey eksikti.Annemin eski neşesi ...

Sandalyeme oturdum ama ablam yoktu.

Anneme:

-"Ablam nerede?"diye sordum.

Annem:

-Güneş fırınına gitti.

-Ne şu çıtır çıtır simit yapan yer mi

Annem gülümsedi

-Evet.

Çok mutlu olmuştum o fırından ailecek yapacağımız kahvaltıda yıllar sonra simit yiyorduk.Okula giderken ondan simit alır ailemle kahvaltı yapar gibi bank da oturur yerdim.Bugun yıllar sonra çıtır çıtır simitlerimizi ailecek yiyecektik.Ablam içeri girdi.Sevinçli bir şekilde "Simitleeerrrr gelllldiiii çıtırrrr çıtırrr taptazeeeee sıcak sıcakkk"

Ablamı uzun bi süre sonra ilk defa gülerken görmüştüm. Ne kadar da güzel gülüyordu ablam.Annem çaylarımızı koydu.Ablam simitleri tabağa yerleştirdi. Ben de kurabiyeleri alıp tabağa yerleştirdim. Kahvaltılıkları koyduk.Bostandan domates salatalık ve biber getirdim.Güzelce yıkadık,doğradık ve tabağa koyduk.El birliğiyle güzel bi kahvaltı hazırlamıştık.Bağırmadan kızmadan kırmadan ilk defa birlikte çalışıyorduk. Çok mutluydum.Hep beraber güzel bi sofra kurduk.Masaya oturduk.Annemin bazı kuralları vardı yemekte konuşulmaz ve yemek en fazla yirmi dakika yenir sonra sofra toplanırdı.Ama bugün bu kuralları çiğnemiştik.Uzun zaman sonra yirmi dakikadan fazla yemek yemiştik. Kahvaltımız çabuk bitmesin diye yavaş yavaş yiyordum.Annemle ablama da baktım onlarda yediklerinden yavaş yemek yiyorlardı demek onlarda bu kahvaltıyı uzatmak istiyolardı ama pek konuşulmuyordu yine de bu bile olur du uzun süre sonra böyle uzun ve ailemle yediğim yemek herşeye değerdi.Annem masadan kalktı ve dolabın üstündeki radyonun örtüsünü kaldırdı yanındaki kasetlerden birini aldı ve radyoya taktı.Sesini açtı ve geri gelip oturdu."Madem uzun bi kahvaltı yapıyoruz ve pek konuşmuyoruz o zaman biraz müzik çalsın. "dedi.Bu inanılmaz dı annem yemek yerken müzik açmazdı.Ablamla şaşırmış bi o kadar da sevinmiştik. O gün tam iki saat kahvaltı yaptık. Hayatımın en güzel iki saatiydi.Kahvaltımız bitince annem ben ve ablam nasıl sofrayı birlikte kurduysak birlikte de topladık. Ablam kahvaltılıkları topladı annem kirli tabak,bardak,çatal ve kaşıkları makineye koyup sofrayı sildi bende artan yemekleri köpeğimiz Badi ve kedimiz Mestan ı besledim.Gökyüzüne baktım ve gülümsedim.

Gökyüzü çok güzeldi

Masmaviydi...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.