-Bu gün seninle vedalaşmam gerek küçük Lucky. Ama seni her zaman özleyeceğim aklından çıkmasın olurmu.
-Olur. Ama neden gidiyorsun. Gitmeni istemiyorum. Sen sağdece benden kurtulmak için gitmek istiyorsun. Buradan sıkıldın biliyorum. Annem melek olduğundan beri benimle neredeyse hiç ilgilenmiyorsun bile. Seni artık sevmiyorum. Ben küçün değilim artık, sen olmadan da kendimi geçindirebilirim. Şimdi gidebilirsin.
-Kaç yaşındaymışsın sen öyle.
-7 yaşındayım.
-Peki. Seni hep özliyicem, Lucky.
Sandra evden çıkar ve ağlamaya başlar. Gitmeden kapının altından biraz para bırakır. Lucky bunu görmez. Lucky kendi kendine takılırken bir anda sesler duyar. Ve bağırır.
-Sandraaaa, heyy.
Ama artık çok geç. Evde kimse yok. İki katlı büyük bir evde tek başına kalmak istemeyen Lucky sinirlenir. Ve bağırmaya başlar. Sandra ise o sırada eğlence için hazırlık yapıyordu. Lucky'yi hep kandırdı ve hep de devam edecek. O aslında iyi bir ablaydı. Taki annesi öldükten sonra babası evi terk edene kadar. Evdeki tek geçim kaynakları babalarından gelen paraydı ve onuda bir süre sonra kayıp ettiler. İki kardeş evde tek kaldılar ve Sandra işe başladı. Daha sonra birden girdiği şirketin sahibinin babası olduğunu öğrenir. Babası onu çok uzun zaman önce terk etmiş olsada Sandra onu tanıdı. Babasının aklı zaten beş karış havada olduğu için fark etmedi bile. Sandra buna çok üzüldü. Henüz daha buna katkanamıyordu. Sağdece 16 yaşındaydı. Ve yanında 3 yaşındaki kardeşi varken duvarlar onun üstüne üstüne geliyordu. Artık yavaşça oda babasına benziyordu. Şu anda olgun olduğunu düşünüp kardeşini terk etti ve kardeşi Lucky artık gerçekten kimsesizdi.