Halat koptu.
Jennie ve Lisa onlarca metre aşağı düşmeye başladı.
Rüzgâr kulaklarını sağır ediyordu.
Lisa bağırdı:
"Jennie!"
Jennie hızla binanın dış cephesindeki acil bakım platformunu fark etti.
"Sağa!"
İkisi de son anda platforma atladı.
GÜÜM!
Platform sarsıldı ama dayanmayı başardı.
Aynı anda arkalarındaki gökdelen dev bir patlamayla çökmeye başladı.
Toz bulutu tüm şehri kapladı.
Jennie omzundaki yaraya baktı.
"İyiyim."
Lisa alaycı bir gülümsemeyle cevap verdi:
"Kurşun yedin, 'iyiyim' diyorsun. Biraz daha inandırıcı yalan söyle."
Jennie istemsizce güldü.
Tam o sırada Lisa'nın telefonu titredi.
Ekranda numara görünmüyordu.
Lisa açtı.
Karşıdan bozuk bir ses geldi:
"Hayalet sizi bekliyor."
"Eğer gerçeği öğrenmek istiyorsanız... yarın gece saat 23.00'te Incheon Limanı'na gelin. Yalnız."
Telefon kapandı.
Jennie şüpheyle baktı.
"Bu tuzak."
Lisa başını salladı.
"Biliyorum."
Jennie hafifçe gülümsedi.
"O zaman tuzağa birlikte gideriz."
Ertesi Gece
Sis, limanın tamamını kaplamıştı.
Dev konteynerlerin arasında çıt çıkmıyordu.
Jennie ve Lisa sessizce ilerlerken...
Bir konteynerin kapısı yavaşça açıldı.
İçeride yüzlerce bilgisayar ekranı vardı.
Ortadaki büyük ekranda yine o maske belirdi.
Hayalet.
"Hoş geldiniz."
"Bu kez kaçmayacağım."
Tam o anda...
Limanın dört bir yanındaki projektörler yandı.
Onlarca siyah araç konteynerlerin arasından çıktı.
Yüzlerce silahlı asker Jennie ve Lisa'nın etrafını sardı.
Hayalet'in sesi yankılandı:
"Şimdi gerçek savaş başlıyor."
Jennie silahını kaldırdı.
Lisa eldivenlerini sıktı.
İkisi aynı anda birbirine baktı.
Ve gülümsediler.
"Haydi bitirelim."
Devam edecek... 🔥