Seul, gece 01.43...
Şehrin en yüksek binasının çatısında siyah kıyafetli bir kadın rüzgâra karşı duruyordu.
Jennie.
Kulaklığından bir ses geldi.
"Dosya binanın 48. katında. Alarmın devreye girmesine üç dakika var."
Jennie tek kelime söyledi.
"Anlaşıldı."
Hiç tereddüt etmeden binanın cam cephesinden aşağı inmeye başladı.
Tam 48. kata ulaştığında camı sessizce kesti ve içeri girdi.
Koridor bomboştu.
Bilgisayar odasına yöneldi.
Tam dosyayı alacakken...
Arkasından alkış sesi duyuldu.
"Beklediğimden hızlısın."
Jennie döndü.
Karşısında başka bir ajan vardı.
Siyah deri ceket, eldivenler, yüzünde hafif bir gülümseme...
Lisa.
Jennie kaşını kaldırdı.
"Dosyayı sen mi çalacaksın?"
Lisa omuz silkti.
"Hayır."
"Ben seni durdurmaya geldim."
Bir anda ikisi de saldırdı.
Tekmeler...
Yumruklar...
Camlar kırıldı.
Koridor savaş alanına döndü.
Jennie Lisa'yı duvara savurdu.
Lisa dönerek ayağa kalktı ve Jennie'nin bileğini yakalayıp yere düşürdü.
Tam o sırada bütün binanın ışıkları söndü.
Alarm çalmaya başladı.
Bilgisayar ekranında kırmızı harflerle tek bir mesaj belirdi:
"İkiniz de kandırıldınız."
Sonra binanın her katındaki kapılar kilitlendi.
Patlama sesleri yükseldi.
Jennie ve Lisa birbirlerine baktılar.
İlk kez aynı anda konuştular.
"Buradan birlikte çıkacağız."
Ama onları bekleyen şey, binadaki askerler değildi...
Birisi binanın tüm çıkışlarını patlayıcılarla çoktan kapatmıştı.