İçeriğe geç

black or white. jaeyong

Bölüm 7 · 4 dk okuma

black or white. jaeyong

Bölüm 7

erik’in mezarı.

11 sene sonrasına gelirsek, doğum günümde annemin bir ağacın altında elime tutuşturduğu kitaplar bana sadece acıyı hatırlatıyordu. Annem yaşlanıyordu, ben büyüyordum, diğer ablam evleniyordu ve bir torun daha geliyordu. Öğlen saatlerinde güneşten saklanıyorduk. Annem günün karmaşasından benim gibi kaçınmak için bir ağacın altına yerleşiyordu. Ben ise her zamanki gibi elimde bir kitap, ağacın altında zaman geçiriyordum her yaz olduğu gibi.

Gördüğüm şeyle duygulanmıştım.

"Torunlarım da senin gibi olur mu diye düşünüyorum Taeyong. Ne çabuk büyüdün? Daha dün Jaehyun'un elini tutup koşturuyordun bu bahçede. Duvara tırmandın, ağaca tırmandın, ardımızda duran bağa açıldın. Keşfetmediğin yer, hayal gücünü sınırlamadığın an yoktu. Yağmur yağardı, sen yine buradaydın. Jaehyun seni evden izlerdi, sen farketmezdin bile. Çamur içinde oyun oynardın, ablan kulağını çekerek eve getirirdi seni.

Burası başka bir Taeyong'u içine çeker mi acaba? Başka ağaçlar sana alıştığı gibi alışır mı o çocuklara? Buranın hayvanları onları da sever mi seni sevdikleri gibi?"

Ben annemin biricik oğluydum. Yaramaz, bir o kadar da tatlı.

"Burayı yıkmalarına izin verme. Her bir ağaç küçük bir Taeyong'un nefesi. Küçük Taeyonglar bu bağda, bahçede yetişecek oğlum. Burası senin geçmişin, Jaehyun da senin nefesin. Anladın mı?"

Asla, asla anılarımı yıkamazdım.

"Kitaplarını güle güle oku yavrum. Bunlar bana Hyeri'nin hediyesiydi. Ne zamandır saklıyorum. Onlara da iyi bak. Nice güzel yaşlara."

Yanaklarımdan tutup öptüğünde buruşuk ellerine minik bir öpücük kondurdum.

Neresinden başlasam konuşmaya derken annem çoktan kalkıp eve gitmişti. Akşama büyük uzunca bir sofra kurulacaktı, malum büyük bir aileyiz. Jaehyun abi ve nişanlısı da geliyordu. Gözlerimi kapadım.

Kurulmasına yardımcı olmalıydım.

Fakat 11 sene sonrası aynı anı yaşıyordum tekrar gözlerimi açtığımda. Bunun dejavu olmaması çok acıydı. Jaehyun abi ile aynı hamakta uzanıyordum. Masa ne ara kurulmuştu? Hayır, dejavu değildi. Jaehyun abi, tenimin üstünden geçip tenimi okşayan bir meltem kadar yakındı bana.

Bu bir doğum günü kutlamasıydı ama ben uzaktan ailelerin sohbetini dinliyordum Jaehyun abiyle. Seneler geçtikte birbirimize bağlandık mı yoksa daha çok uzaklaştık mı bilmiyorum. Ablam bana eskisi gibi takılmıyor, bana kızmıyordu. Çünkü o genç bir kadındı ve evleniyordu. Diğer ablalarım ile her zamanki gibi, onların sevimli küçük erkek kardeşiydim. Jaehyun abinin nişanlısı da orada duruyordu işte.

"Sana hediyeni vermedim."

"Şuan bir hediye değil mi sence?"

"Hiç değişmedin Taeyong."

"Keşke değişseydim bazı şeylerle birlikte."

Jaehyun abi derin bir nefes verdi. Ayaklarımı sallayıp çime sürttüm.

"Hadi, gel. Sana hediyeni göstereceğim."

Gözlerimi nişanlısına diktim.

"O seni merak etmez mi?"

"Öyle biri değil."

Kafamı salladım.

"O zaman iki dakika daha ver bana. Ben biraz daha böyle kalmak istiyorum."

Kafamı geriye yasladım. Gözlerimi gökyüzüne diktiğimde o anı yaşıyordum. Mutlu bir çocuktum, çok mutlu bir çocuk. Jaehyun abi yanıma uzandığında kafamı ona doğru yasladım.

"Enişteme yalan söyledim."

Jaehyun bir anda doğruldu.

"Ne dedin bizim hakkımızda? Taeyong şakan hiç komik değil."

"Geri yat!"

Jaehyun geriye yatınca tekrar kafamı omzuna koydum.

"Biz arkadaş değiliz, doğru. Ama kavgalı da değiliz. Neyiz?"

Jaehyun "Taeyong, bu saçmalıklarla kafanı doldurma." dediğinde hevesle doğruldum.

"İki dakika geçti. Hadi bana hediyemi göster."

Ne kadar acınasıydım böyle. Omzumdan tutup bahçenin içine doğru götürürken "Gözlerimi kapattım." dedim.

"Çok heyecan verici. Ne aldın acaba?"

"Aç gözlerini."

Durduk ve eğildi. Duvarın önüne yapmış olduğu mezarlığı görünce gözlerim istemsiz doldu.

"Erik'i buldum."

Bu başlı başına...

"Dalga geçilmeyecek bir durum farkında mısın?"

... kirli bir oyundu. Jaehyun abinin bana kötü kirli bir oyunu.

Jaehyun doğruldu ve elindeki tasmayı gösterdi. Bu gerçekten Erik'ti. Benim onuncu yaşımda aldığım hediyeydi Jaehyun abiden.

Erik iki sene önce hastalanmıştı, kaybolduğundan bu yana haber alamamıştık. Öldü biliyordum, ona üzülmüyordum, son zamanlarda beraber değildik.

Jaehyun abinin elinden tasmasını alıp sarıldığımda Jaehyun abi de bana sarılmıştı. Sarılmayalı ne kadar olmuştu?

"Teşekkür ederim, onu yarım bırakmadığın için teşekkür ederim."

Evet, Jaehyun abi her şeyi yarım bırakmıştı. Sorularımı, cevaplarını, beni, yıldızları...

Ellerini ayırdığında konuşacak iken nişanlısının gelmesiyle ağzına pamuk tıkandı.

"Çok anlayışlı."

Jaehyun için söylediğimi sanarken ben konuşmamıza ithaf ediyordum her şeyi.

"Evet, gerçekten öyle biri Jaehyun. Söylemiş olmalı, kedini duvarın arkasındaki kadın besliyormuş. Hastalandığını duyunca bırakmamış, bilmiyormuş senin beslediğini. Son birkaç gününde Jaehyun ile gördüm. Ama kadın bırakmak istemedi. Biz de beraber kaldık. Jaehyun mezarını buraya..."

"Yeter değil mi bu kadar neşeli gününü berbat etmek için tatlım?"

"Özür dilerim Taeyong. Geçmiş olsun. Ben gidiyordum, haber vermek için geldim."

Jaehyun'u orada dövebilirdim. Kedimizin yaşadığına dair bana bir haber vermemişti. Son günlerinde yanında benim yerime bu kızla kalmıştı. Kesinlikle kızla kalması beni üzmüyordu ama bana haber vermemesi, benim yan bahçemdeki çocukluğumun hatırasını görememem öylesine koyuyordu ki...

"Ben seni bırakırım. Sonra konuşuruz Taeyong."

"Doğum günün kutlu olsun tekrar, nice senelere! İyi geceler."

Jaehyun kızın belinden tutup bahçeden çıkarken arkasına dönüp konuşacağız işareti yaptı bana. Dilim içime kaçmıştı neredeyse. Mezarın başına çöküp yüzümü tuttum ve için için ağlamaya başladım. Yakıyordu canımı Jaehyun, çok yakıyordu. Ona aşık olduğumu bile bile bunu yapıyordu.

Lanet olsun, ben sevdiklerimi tek tek mi kaybedecektim? Bu bahçede neye sahip oluyorsam hepsini sökülüp vermek zorunda mıydım? Ben bu bahçeye aittim, buradaki ağaçlar oksijenimdi. Jaehyun benim nefesimse neden beni tıkıyor ve öldürmeye çalışıyordu?

Jaehyun benim doğumuma sebep olduysa ölümüme de sebep olacaktı. Yarama bu hediyeyle tuz basması yetmiyormuş gibi nişanlısı ile gidiyordu gözümün içine baka baka. Neden ben böyle bir sınava tabi tutuluyordum?

Bitter çikolata boğazımda kaldı ve ben hala yaşıyorum. Bu da bana karşı yapılmış kötü bir şakaydı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.