Belki de doğrular ve gerçekleri tekrar gözden geçirmemiz gerekirdi. Belki de doğrularımızı kontrol etmeliyiz. Belki de artık yanlış dediklerimiz en sevdiğimiz şeyler olmuştur ve doğrularımız da artık tezgahın öteki ucunda duran bir daha istemediğimiz, midemizi bulandıran bozuk kekler olmuşlardır ya da belki de yeni tarifler ortaya çıkmıştır. Hiç bilmediğimiz şu yerde, gerçekleri hiç bakmadığımız bir gözle görmüşüzdür ve artık çok geçtir.
ʙᴏ̈ʟᴜ̈ᴍ ʙɪʀ
ɹǝןןƎ ıןuɐꓘ
Uzun bir yolculuk tek bir adımla başlar
-Konfüçyus
Ellerinde kanlar ile odaya bir kadın girdi. Sarsak adımlar ile yürüyerek pikabın yanına geldi ve yarım saattir kafasında çalan şarkının içinde olduğu plağı buldu ve yavaşça çıkardı. Ellerinde ki kanlar yüzünde tuttuğu plakta da kanlı parmak izleri vardı artık. Kana bulanmış plağı koydu ve çalıştırdı. Arkasını dönüp odaya bakış attı daha gözüne içkilerin sırayla dizilmiş olduğu dolabı kestirdi ve oraya doğru yürüdü. Dolabın içinden bir viski çıkarıp kafasına dikti. Bunu yaparken biraz sendeledi az kalsın düşüyordu zaten ayakta zor durduğu çok belliydi ama inatla oturmamaya çalışıyordu.
Odanın ortasında bulunan koltuğa bir bakış attı ve kendini sırt üstü koltuğa doğru attı. Bacakları kendini taşıyacak gücü kaybetmişti. Başını tavanı kaplayan aynaya çevirdi ve kendini izlemeye başladı. Önce gözlerine baktı, kahverengi gözlerine tabi ışıktan dolayı rengi açılmıştı ve sanki irisleri baldan yapılmış gibiydi. Biraz yukarı çıkıp dipleri gelmiş saçlarına baktı. Genelde peruk takardı ama artık sıkılmıştı.
"...You got your finger on the trigger, but your trigger finger's mine..." Yavaşça şarkıya eşlik etti. (Parmağın tetikte, ama tetikte ki parmağın benim*)
Yüzünden boynuna indi gözleri, derin bir nefes alınca boynunun yaptığı hareke baktı sanki ilk defa görüyormuş gibi şaşırmış bir ifade takındı ama olgun karşılamıştı. Üzerinde ki elbiseye baktı. Beyaz göğüs kısmı gevşek dizlerinin üstünde olan bir elbiseydi bu. Satenden yapılmıştı, modelini severdi ama pek rahat olduğu söylenmezdi. Biraz daha içip elinde ki şişeyi yere attı. Şişe parçalara ayrılırken içki camda ki kan ile karışmıştı, bunun ne kadar çok hoş bir görüntü olduğunu düşündü ve yavaşça izlerken hafifçe gülümsedi.
"İyi misiniz?"
"Evet! Sadece şişeyi kırdım, elim kesildi ama iyiyim." Diye bağırıp yerinden kalktı. Büfe'ye gidip çekmeceden bir defter çıkardı. Oldukça eski ve yıpranmış duran defteri açtı. Bir çok sayfayı geçti defterin sonuna gelmişti neredeyse, eline geçen ilk kalemi alıp deftere şunu yazdı;
"Şişeyi kırdım, yanlışlıkla elim kesildi. Ayrıca Buffy'e araba çarptı, o öldü."
01.03.2019 21.21
Defteri yerine koyup kalemi rastgele fırlattıktan sonra gidip koltuğun üzerine çıktı, deri koltugun gıcırtısı duyulmuştu. Aynada ki yansımasına dokundu. Bir kaç saniye elini aynaya bastırdıktan sonra eli sanki aynanın degilde suyun içine girer hissettirerek içeri girdi. Aynanın öbür tarafından gelir gibi olan bir ses, "Geç kaldın." Dedi ama buna aldırmadan içeri girmeye çalıştı ve şöyle dedi, "Bir daha olmaz."
