Demir bana bakarken hafifçe gülümsedi.
İlk defa onu bu kadar rahat görüyordum.
"Ne bakıyorsun?" dedim.
"Bir şey yok."
"Yalan."
"Tamam, yalan."
Gülmemek için başımı çevirdim.
Yağmur yavaş yavaş dinmeye başlamıştı.
Bir süre sessizce yürüdük.
Sonra Demir omzunu benimkine hafifçe değdirdi.
"Arkadaş olabilir miyiz?" dedi.
Şaşkınlıkla ona baktım.
"Bunca şeyden sonra mı?"
"Geç kaldım biliyorum."
Bir an düşündüm.
Sonra istemeden gülümsedim.
"Belki."
Demir'in yüzündeki ifade sanki dünyayı kazanmış gibiydi.
Sonra bana bakıp gülümsedi şemsiye olsa bile saçlarım hafiften ıslanmıştı.
"Korkma diye işleri yavaşlatmak istedim ama..."
Soru soran gözlerle ona baktım.
"Ne iş-"
Lafım yarıda kaldı çünkü Demir beni duvara yasladı.
Dudağıma sahiplenici ama kısa bir öpücük kondurdu
Ağzım açık ona bakıyordum. Galiba korktuğumu sandı bana daha fazla yaklaşarak boynumdan nazikçe tuttu uzun uzun öptü.


