Bugün de Felix bizdeydi. Okul için hazırlandık. İkimiz de ölü gibiydik. Otobüste bu sefer yanyana iki kişilik yere oturduk böylece yanımıza oturamadılar. Okula vardığımızda ilk dersin boş olduğunu öğrendik. Felix'in yanındaki kız bugün yoktu. Bu yüzden onun yanına geçtim. Öyle böyle havadan sudan konuşurken zil çaldı. Açıkçası çok sıkıcı bir gündü.
Zaman akımı
Öğle teneffüsü çaldı ve bahçede yürürken birden bir çocuk Felix'e "Pişt güzellik takılalım mı?" dedi. Felix "Ne diyosun sen be?" dedi. Felix böyle diyince çocuk Felix'e iyice yaklaştı. Felix'i sıkı sıkıya tutmuştu her ne kadar Felix'le onu ittirsem de bırakmadı. Aniden birisi çocuğun üzerine atladı. Bu Hyunjin'di. Hyunjin'in çocuğa vurmasıyla Felix'i çekmem bir oldu. Felix çok korkmuştu. Tir tir titriyordu. Hyunjin ise çocuğu ölesiye dövüyordu. Çocuğun yüzü kan içerisinde kalmıştı. Olayı görenlerden birisi bir hocayı çağırmıştı. Hoca ikisini zor bela ayırdıktan sonra "İkinize de tutanak tutacağım. Hyunjin bu son hakkındı sınıfın değişecek. Daha fazla Jeongin'le aynı sınıfta kalamazsın." dedi.
Felix'ten
Hyunjin'in elleri kan içindeydi. Jeongin denilen çocuk da feci durumdaydı. Kendime hakim olamıyordum. Elim ayağım boşalmıştı. Han bunu farkedince beni oradan uzaklaştırdı. Sınıfa çıktık ve oturduk.
Han'dan
Felix çok korkmuştu ve hatırladığım kadarıyla evde ilaçlarını almamıştı. Her an bir şey olabilirdi. O yüzden onu yukarı çıkardım.
"Al şu iç. Hadi bak artık güvendeyiz kimse yok. Sadece ikimiz varız. Herkes uzakta." dedim ve Felix ağlamaya başladı. Onu teselli ettim ve yarım saat sonra ağlaması dindi. Korkunç bir gündü. Okuldan sonra uzun bir süreliğine beraber kalmayı önerdim ve kabul etti. Yarın için çantalarımızı hazırlayıp erkenden günün yorgunluğunu atmak üzere uyuduk.