Muratın"Biz kendi kızımızı istiyoruz" demesiyle nefretle ona bakmaya başladım.
Bana yaşattıklatını hiçe sayıp yüzsüzce biz kendi kozımızı istiyoruz demesi ne kadar da trajikomik değil mi
Ayça hanımın "Biz de kendi kızımızı, çağlamızı istiyoruz" demesiyle düşüncelerimden sıyrıldım ve ona baktım.
"Kızım sen de istersin bizimle gelmeyi demi" dedi levent bey.
Buruk bi tebessümle onlara baktım.
"Zaten reşit değilim sizinle gelmeye mecburum" dedim.
Ayça hanım tebessüm ederek bana baktı"Kızım tabii ki mecbur değilsin ama biz biricik kızımızı evimizde istiyoruz"
Ağır ağır başımı salladım.
Bakışlarımı karşıma çevirdiğimde muratın gülerek kızıyla sarılmasını izledim.
Sırtımda bir el hissetmemle arkamı döndüm ayça hanım bana sarıldı sonra levent bey bana doğru bir adım attığında bende geriye bir adım attım. Muratın yüzünden bana sarılmasına pek hazır değilim.
Bu atmosferden kurtulmak istediğim için lavobaya yöneldim.
Ayça hanım"Kızım nereye gel de evimize gidelim hadi"dedi
"Lavaboya gidip geliyorum ayça hanım" dedim.
Köşeyi dönerken bi kol tarafından duvar yaslandım.
Kim olduğuna baktığımda murat olduğunu gördüm. Dişlerini sıkarak bana bakıyor.
"Bak velet eğer sana yaptıklarımı onlara bi söyle seni olduğun yerde bulurum." dedi.
Omuzundan ittirip"ne saçmalıyon murat hadi işine"dedim ve arkamı dönüp ayça hanımların yanına gittim.
----------------------------------------------
Arabanın içinde ki boğucu sessizlikle daha da gerilmeye başladım. Ayrıca muratın bana yaptığı işkenceleri basitleştirmesi de ayrı bi koyuyo.
Arabanın durmasıyla hemen indim.
Ayça hanım yanıma gelip koluma girdi sonrada"Bak kızım abilerin seni pek iyi karşılamayabilirler onlara aldırış etme"dedi
"Abilerin derken kaç tane var ki" Diye sordum. Tebessüm ederek beni yürütmeye başladı.
"4 abin ve ikizin var" dedi, ardından devam etti"evde 5 erkekle yaşamak gerçekten zor ama sen bana yardımcı olursun"dedi
6 çocuk bu zayıf kadından nasıl çıktı mübarek.
"Kusura bakmayın ayça hanım biraz şaşırdımda" dedim tebessüm ederek.
Kapıyı orta yaşlarda bi abla açtı, adı fatmaymış.
Salona girdiğimizde 4 erkeğinde gözü bana döndü bana benzeyen velet de oflayarak koltuğa oturdu.
Bende ayça hanımın oturmasıula yanına geçip oturdum.
"Anne nasıl bu kızı hemen kabul edip eve alırsınız yaa" dedi, mavi gözlü
"Çocuklar siz her ne kadar kabul etmeseniz de o bizim kızımız ve sizin kardeşiniz" dedi ayça hanım
Bana benzeyen veletse alaycı bir şekilde gülüp"ne olduğu belli olmayan bir kızı evimize almak ne kadar doğru belki hırsız"dedi.
Ayça hanım nefesini sinirle vererek
"Kızım bu senin en büyük abin ateş babanın Holding'in de çalışıyor. Bu da ikinci abin kuzey o da avukat. Bu abinde 3. Abin barış doktor" dedi
Demekki hastanedeki bu kişi benim 'abimmiş'
Ayça hanım devam etti "Bu da en küçük abin demir Holding'te çalışıyor."
Hepsi boş gözlerle bana bakıyordu ben de aynı şekilde karşılık verdim.
"E kızım sen de kendini tanıt bize" dedi ayça hanım
"Adım çağla 17 yaşındayım başak burcuyum merak ettiğiniz bir şey varsa sorabilirsiniz. " dedim.
"Peki ne olmak istiyorsun kızım" dedi levent bey
"Avukat veya psikolog olmak istiyorum" diyerek yanıtladım onu.
"Bence avukat olmalısın hem sen psikolog olup napcaksın" diyen kuzeydi
"Vaz geçtim psikolojik olacağım" dedim.
Herkes dediğime gülerken kuzey göz devirdi.
"Ayça hanım eğer bir sorun olmayacaksa bana odamı gösterir misiniz Lütfen"dedim
"Tabii gel kızım yukarı çıkalım" dedi.
Koridorda 6 oda vardı 5. odanın kapısını açıp"Burası senin odan kızım ben yemek hazır olunca seni çağırırım"dedi.
"Tamam ayça hanım teşekkürler"
Oda çok güzeldi tam sevdiğim gibi sade renkler kiteplığın yanına yaklaştığımda polisiye ve bilim kurgu kitapları olduğunu gördüm gerçekten de tam sevdiğim gibi.
Ben düşüncelere dalmışken kapı tıklatıldı 'Gel' dedim. Ve içeriye yiğit girdi.
"Annem yemeğe çağırmamı söyledi" dedi ve gitti
Bende fazla beklemeden aşağı indim ilerideki odadan çatal bıçak sesleri geliyordu ve ben de oraya gittim doğru tahmin
Ateş ve yiğit'in arasına oturup levent beyin afiyet olsun demesiyle yemeğe başladık. O kadarda şey yemiştim ki dikkat çekici olmuş olmalı ki
"Çağlacım biraz daha yesene daha hiç bi şey yemedin" dedi ayça hanım
"Teşekkürler ellerinize sağlık gerçekten doydum" dedim ve geriye yaslandım.
Murat bana doğru düzgün bir şey yedirtmezdi ki haliyle midem küçüldü hiç bi şey yiyemiyorum.
Bir den bire sessizlik olmasıyla kafamı kaldırdım ve herkesin bana baktıüını gördüm rahatsızca yerimde kıpırdadım.
"Ee şey ne oldu" Dedim
Kuzey kaşlarını çatmış bir şekilde "murat niye sana yedirtmezdi" Dediğinde döndüm kaldım
E ben bunu dışımdan mı söyledim. YUH ARTIK! bee bunadım mı kii
"Yani şey önemli bi şey değil siz devam edin lütfen" dedim ve arkamı dönüp yemek odasından koşarcasına çıktım. Şu almak için mutfağa girdiğimde fatma ablayı gördüm
"Çağla hanım bir isteğiniz mi var" dedi
"Fatma abla bana hanım demene gerek yok ismimle seslenmen yeterli" dediğimde
"Tamam çağla kızım bir isteğin mi vardı? "
"Ha şey şu almak için geldim de"
"Tamam kızım al"
Elindeki suyu alıp odama çıktım.
Dolapta yeni kıyafetler vardı ben de bir pijama alıp giydim ve yatağa yattım.
KUZEY ASİL
Çağlanın ağzından kaçırdıkları beni derin düşüncelere daldırdı bişey söylemeden kalktım ve ofise gittim
Aslında çağlaya kanım kaynamıştı ama sevda dan sonra mesafeli olunuyor işte ister istemez
Umarım çağla önceki hayatında çok zorlamamıştır.
