Doğum günümdü... Sabah annemle babam uyandırmıştı nöbete gideceklerdi abimse piyasada yoktu annemlere sormuştum abim nerede diye ekmek almaya gitti demişlerdi. Üzülmüştüm çünkü ekmek fırını evimize yaklaşık yarım saat uzaktaydı sabahın köründe erkenden çıkmıştı yüksek ihtimalle. Annemgilin odadan çıkmasıyla ben de işlerimi halletmek için banyoya gitmiştim. Uzun açık kahverengi saçlarımı taramıştım sonra diğerlerini yaptım işim bitince çıktım çıktığımda abim de gelmişti. Bana sarılıp saçımı öptükten sonra "doğum günün kutlu olsun, Tarçın." dedi ve sonra ikimiz birlikte annemle babamın yardımlaşarak kurduğu sofraya oturduk. Annemgil nöbete abimle ben de okula gideceğimiz için hediyelerimi şimdi vericeklerdi. Kahvaltı bittikten sonra oturma odasına gittik. Tekli koltuğa ben oturmuştum arkama abim, annem ve babam geçmişti,;kamerayı kurduktan sonra. Hep birlikte "Peynir!" diye bağırarak fotoğraf çekmiştik.
O gün hep birlikte olduğumuz son gündü. Akşamına abimin telefonu çalmıştı acı haberi vermek için annemin bir arkadaşı aramıştı. "Üzgünüm annenizle babanızı bir saldırıda aldıkları darbe üzerine çalıştıkları hastanede ameliyata aldık." abim bana endişelenmiş ve şok olmuş bir şekilde bana baktı ve sonra "Geliyoruz." dedi. Beni de korkutmamak için geçiştirerek anlatmıştı olan biteni hazırlandık kapıyı kilitleyip evden çıkmıştık. Abimle dolmuşa vermek için bir miktar para çıkarttığında onun elini sıkıca kavramış endişe içinde etrafa bakıyordum.
Sonunda hastaneye gelmiştik biz gelene kadar ameliyat da bitmişti. Annemgil yetimhanede büyüdükleri için herhangi bir yakınımız da yoktu. Bizi tek seven insanlar onlardı bir de kedim Tarçın'dı. Onu çok sevdiğim ve sonrasında onu kaybettiğim için anısını yaşatmak için abim bana Tarçın derdi.
Annemin odasına girmeden önce abim kapının önünde beklememi söylemişti ben de öyle yapmıştım abim çıktığında "Tarçın, annem seni bekliyor demişti." ben de koşarak annemin odasına dalmıştım annemi gördüğümde ağlamaklı bir sesle "Anne..." diye fısıldamıştım. Hemen annemin kolları arasına girmiştim. O da bana sıkıca sarılmıştı saçımı öpüp kokumu çekti sonra yanına oturabilmem için yatakta hafifçe kaymıştı ben de hemen oturdum.
Annem bana kararlılıkla bakarak "Kızım sana söylemek istediğim bir şey var ama sakın ağlama tamam mı biz seni güçlü yetiştirdik güçlü ol." kafamı çok hafif bir şekilde salladım ve "Söz annem." dedim o da beni kolları arasına çekip tekrar öptü sonra anlattı...
"Kızım babanla gidebiliriz çok güçlü ol. Biliyorum sizi bırakmayacağımıza dair söz verdik ama hayat her zaman istediğimiz gibi gitmez, adil değildir. Abini sakın üzme o ne derse yap. Kendini koru babanın öğrettiği gibi. Çeneni hep dik tut kimsenin de eğdirmesine izin verme. Sezi seviyorum... İyi ki sizin gibi mükemmel hediyeleri bize vermiş Allah. Sizi çok seviyorum. Şimdi babanın yanına git onu da gör abinin kapının önünde olması lazım onun yanına git ve seni babanın yanına götürmesini iste."dedi.
Sonra beni tekrar öptü ve tekrar sıkıca sarıldı ben de ona aynı şekilde karşılık verdim kapıya gittiğimde açmadan önce" Seni seviyorum anne. İyi ki benim annemsin. "dedim o da" Ben de seni seviyorum kızım iyi ki benimsin. "dedi ve ben odadan çıktım. Abimi gördüğümle birlikte ona annemin ona söylememi istediği şeyi söyledim. Sonra beni babamın odasına görürdü.
İçeri girdiğimde babam kollarını açmış yatakta kenara kaymış beni bekliyordu" Canım kahvem. "diye seslendi ben de" Babam. "diyerek açtığı kollarının arasına girdim ve kafamı göğsüne koyup orada kayboldum, küçüldüm. Benim saçlarımı, anlımı ve boynumu öperken bir yandan da kokumu çekiyordu. En sonunda söze" Sizi çok seviyoruz,bunu hiç unutmayın. "diyerek söze başladı." Zaten annen sana söylemek istediklerimizin çoğunu söylemiştir. Ama ben en önemli olanı gene de tekrar hatırlatayım sakın abinin sözünden çıkma tamam mı canım kızım sakın. Seni çok ama çok seviyorum. Her zaman kalbinde olacağız. Ne zaman özlersen yıldızımıza bak olur mu, Uğur Böceğim? "ben de" Olur, Dut Ağacım. " diye söz verdim" Dut ağacım ne ya?" diye sordu ben de" Uğur böceklerinin en sevdiği yaprak dut ağacında bulunurmuş, sen de benim en sevdiğim mavi gözlü insan olduğun için sana bu şekilde hitap ettim, babacım. "dedim en cilveli sesimle" Ya benim kızım büyümüşte bana lakap da takarmış. " der demez yatakta beni göğsüne daha çok bastırıp gıdıkladı. Ben de ona gülüşmelerimin arasından dut ağacı deyip duruyordum. Bir süre sonra beni bırakıp tekrar saçlarımı ve boynumu öptü kokumu çekerek sonra da" Seni çok ama çok seviyoruz Asena'm bunu sakın unutma. Adının hakkını da vermeyi unutma. Seni ben eğittim. Anlaştık mı? "
" Anlaşştık, babacım. "deyip yanağına küçük bir buse kondurmuştum. O da benim elimi alıp buse kondurmuştu. Sonra bana tekrar bakıp" Şimdi benim arkadaşım Teoman abinizle eve gideceksiniz, sabahta annenin arkadaşı sizi kontrol etmek için gelicek adı, Sema. Kim olduğunu sormadan da kapıyı açmayın anlaştık mı? "
" Tamam, baba. Abime söylerim. "deyip yataktan kalktım ve kapıya gittim." Seni ççoookk seviyorum dut ağacım kendine iyi bakk." babam da bana aynı şekilde cevap vermişti " Ben de seni ççoookkk seviyorum Uğur böceğimm, kendine iyi bak. Asla kendini ezdirme." dedi ve ben odadan çıktım. Abimin elini tutup babamın arkadaşıyla eve girdik. Aç olup olmadığımızı sordu biz de onu onayladık ve bize hızlıca bir şeyler hazırlarken biz de oturma odasında abimle en sevdiğimiz çizgi filmi seyrediyoruk. Ben kafamı abimin göğsüne koymuştum o da saçlarımı okşuyordu. Abi yemeğin hazır olduğunu söyleyince ikimiz birlikte mutfağa gelmiştik konuşmadan bir şeyler yedikten bir süre sonra abim yatma zamanının geldiğini söyledi ve ben de bunun üzerine yatmak için hazırlandım sonra odama abim geldi ve beni yatırdı.
Ertesi gün uyandığımızda annemin arkadaşı Sema bakışlarında üzgün ve acıyan bir ifadeyle eve geldi abim beni odama gönderdi ve konuştular ne konuştuklarını bilmiyorum ben de o sırada okul çantama eşyalarımı koyuyordum. Bir süre sonra kapım çaldı gel dedikten sonra içeri abim ve Sema abla girdi. Olan biteni anlattılar anlatmayı bitirdikten sonra gözlerim dolmuştu ama ağlayamıyordum. Sabaha karşı bir komplikasyon gerçekleşmiş ve ikisini de kaybetmişiz abim bana sarılırken ben ne yapıcağımı bilmez bir şekilde etrafıma bakıyordum. Akşama da cenazeleri kalkıcakmış bizim de akrabamız olmadığı için devletin yetimhanesinde kalkıcakmışız.
Kahvaltımızı yaptıktan sonra her şeye rağmen hem kafa dağıtmaya hem de derslerden geri kalmamak için okula gittik çıkışta bize seslenen bir adam olduğunu farkettik abim sıkıca elimi tutarken onun yanına gittik. Yanında annemle babamın en güvendiği iki arkadaşları da vardı. Bunlar Salih amcayla Bilgen teyzeydi. Bize baktılar ve sonra konuşmamız lazım diyerek bizi bir restorana götürdüler. Hem karnımızı doyurmak için sipariş verdiler hem de konuşmak için Bilgen teyzem açtı konuyu "Çoçuklar Çise'yle Çamer'in ölmeden önce yazdıkları bir kağıtta yazan üzerine sizi bu yetimhaneye yerleştiricez. Herhangi bir şeyde bizi arayabilmeniz için telefon da ayarladık. Bu yetimhane müdürü Lami Kunter. Sizin için odaları bile ayarladık en sevdiğiniz şeyler, ders kitaplarınızı,eşyalarınızı ayarladık bir de annenizgilin vasiyeti var. Onu da halledelim de inşallah her şey yoluna girer teyzelerinin güzeli ve yakışıklısı. Şimdi yemeğinizi yiyin çünkü annenizle babanız sizin aç kalmanızı istemezdi. "
Günümüz...
İşte böyle o gün yetimhaneye yerleştik ve abimle orada büyüdük....
