Görevden dönüşten sonraki gün, üs alışılmıştan daha sessizdi. Sessizlik bazen dinlenmek demekti. Bazen de fırtınadan önceki durgunluk. Asya sabah erken kalktı. Bu kez aynaya uzun uzun baktı. Yüzünde hâlâ o sakin ifade vardı ama gözlerinin arkasında başka bir şey oluşmaya başlamıştı: kabul. Artık kaçmıyordu. Saklanmıyordu. Olduğu kişiyi inkâr etmiyordu. Kapı çalındı. — İçeri. Aras içeri girdi. Üniforması tertipliydi ama yüzü yorgundu. — Komutan seni çağırıyor, dedi. Asya başını salladı. — Geliyorum. Koridorlar uzundu. Duvarlar soğuktu. Asya bu yolu daha önce defalarca yürümüştü ama ilk kez bu kadar ağır geliyordu. Erkin’in odasına girdiğinde kapı kapandı. Bu kez kimse yoktu. Ne askerler ne rütbeler… Sadece bir baba ve bir kız. Erkin masanın arkasında duruyordu. Önünde bir dosya vardı. Kapağı eskiydi. Yıpranmıştı. — Otur, dedi. Asya oturmadı. — Dinliyorum. Erkin dosyayı açtı. İçinden bir fotoğraf çıkardı. Asya’nın gençliği. Daha sert bakışlar. Daha az yara izi. — Bu dosya yıllardır kapalıydı, dedi. — Sen kapattın. Asya sessiz kaldı. — Ama artık açıldı, diye devam etti Erkin. — Ve bununla birlikte sen de geri döndün. Dosyayı masanın üzerine itti. Kapakta tek bir kelime yazıyordu: KOD ADI: KUZGUN Asya ilk kez gözlerini kaçırdı. — Bunu bıraktığımı sanmıştım. — Bazı şeyler bırakılmaz, dedi Erkin. — Sadece ertelenir. Asya derin bir nefes aldı. — Buradaki askerler bilmiyor. — Bilmek zorunda değiller. Ama bilmek isteyen biri var. Asya başını kaldırdı. — Kim? Erkin duraksadı. — Aras. Bu isim odada yankılandı. — O asker, dedi Asya dikkatle. — O güvenilir, dedi Erkin. — Ve senin yanında olması gereken biri. Asya hiçbir şey söylemedi. Ama içinden geçenleri bastıramadı. O gün Aras’la ilk kez yalnız kaldılar. Atış alanı boştu. Rüzgâr hafifti. Hedefler sabitti ama ikisinin de zihni hareketliydi. — Komutan seninle konuştu mu? diye sordu Aras. — Evet. — Bana da. Asya durdu. — Ne dedi? — Senin hakkında konuşmadı, dedi Aras. — Senin kim olduğun hakkında konuştu. Asya bir an sustu. — Korktun mu? Aras başını iki yana salladı. — Hayır. Ama artık seni farklı görüyorum. — Nasıl? — Daha yalnız. Bu kelime Asya’yı hazırlıksız yakaladı. — Yalnız olmak güç verir, dedi savunur gibi. — Evet, dedi Aras. — Ama bedeli vardır. Asya ona baktı. İlk kez birinin bu bedeli gördüğünü hissetti. Akşam saatlerinde acil bir çağrı geldi. İçeriden biri bilgi sızdırıyordu. Şifreler bozulmuştu. Rotalar tahmin ediliyordu. Bu bir tesadüf değildi. Erkin Asya’ya baktı. — Kuzgun, dedi ilk kez kod adını kullanarak. — Senin sezgilerine ihtiyacım var. Asya cevap vermedi. Sadece silahını aldı. Aras yanına geldi. — Bu görev farklı, dedi. — Evet. — Bu kez düşman dışarıda olmayabilir. Asya başını salladı. — Hiçbir zaman olmamıştı zaten. Araç hareket etti. Gece çökmüştü. Farlar yolu aydınlatıyordu ama önlerinde ne olduğunu kimse bilmiyordu. Asya camdan dışarı baktı. İlk kez şunu düşündü: Belki de en tehlikeli görev, güvenmekti.
Bölüm 3
BÖLÜM 3 – Kod Adı