BÖLÜM 1 – Biricik Ajanım Üs sabaha karşı uyanmıştı. Soğuk, betonun içine işlemişti; askerlerin botları yere her vurduğunda sert bir yankı yükseliyordu. Telsizlerden kısa ve kesik emirler geçiyor, uzakta bir helikopterin pervaneleri ağır ağır dönüyordu. Burada kimse güne yumuşak başlamazdı. Burada gün, hayatta kalmakla başlardı. Asya revirdeydi. Ellerini yıkarken aynaya baktı. Beyaz önlüğü her zamanki gibi düzgündü, tertipliydi. Yüzünde alışılmış bir sakinlik vardı. İnsanların ona güvenmesini sağlayan da buydu zaten: En kötü yaralarda bile gözleri telaşlanmazdı. “Doktor hanım çok soğukkanlı,” derlerdi. Bilmezlerdi. Önlüğünün cebinde küçük, katlanmış bir kâğıt duruyordu. Üzerinde ilaç isimleri değil, koordinatlar vardı. Sedye dolabının arkasında, kimsenin dikkatini çekmeyen siyah bir çanta… İçinde tıbbi malzeme kadar sessizlik de saklıydı. Kapı açıldı. — Doktor Asya, dedi genç bir asker. Sesi normalden daha gergindi. — Komutan geliyor. Asya başını kaldırdı. Bu üsse çok komutan gelmişti. Ama bu seferki… içini açıklayamadığı bir ağırlıkla bastırdı. Dışarı çıktığında havanın değiştiğini hissetti. Askerler daha dik duruyordu. Konuşmalar kesilmişti. Sanki görünmez bir çizgi çekilmişti ortadan. Sonra onu gördü. Adam ağır adımlarla ilerliyordu. Üniforması kusursuzdu, rütbeleri göz yakıyordu. Yüzü sertti. Öyle sert ki, askerler onun gülümsediğini değil, sesini yükselttiğini bile nadiren hatırlardı. Asya onu ilk bakışta tanıdı. Babası. Kalabalığın ortasında durdu. Gözleri çevreyi taradı. Her askeri, her köşeyi… sonra Asya’ya geldi. Bir an durdu. Ve imkânsız olan oldu. Komutan gülümsedi. Bu gülümseme kısa sürdü ama yetti. Üsteki herkesin zihnine kazındı. — Nasılsın, biricik ajanım? dedi. Ses ne yüksekti ne de sertti. Ama etkisi tokattı. Zaman bir anlığına durdu. Askerlerin bakışları Asya’ya çevrildi. Revirdeki doktor arkadaşlarının yüzü bembeyaz kesildi. Fısıltılar yayıldı. — Ajan mı dedi? — Doktor Asya mı? — Komutanın kızı mı? Komutan başını yavaşça çevirdi. — Kızım burada ajan olarak görev yapmıyor mu? diye sordu. Sessizlik. Bu sessizlik disiplinin değil, şokun eseriydi. Bir yüzbaşı öne çıktı, kelimelerini dikkatle seçerek konuştu: — Hayır komutanım. Kendisi üs doktoru olarak görev yapıyor. Komutanın yüzü sertleşti. Bakışları tekrar Asya’ya döndü. — Demek hâlâ saklanıyorsun. Asya çenesini kaldırdı. — Saklanmıyorum. Burada olmam gerekiyor. — Hayır, dedi adam. — Asıl olman gereken yer burası değil. — Burada insanları kurtarıyorum. — Eskiden de kurtarıyordun, dedi babası. — Sadece daha az kişi biliyordu. Bu cümle Asya’nın göğsünde yankılandı. — Eski mesleğine dönmen gerekiyor, dedi komutan. — Vatan seni bekliyor. Asya hiç düşünmeden cevap verdi: — Hayır. Fısıltılar kesildi. — Ne dedin? — Hayır, dedi tekrar. Sesi sakindi ama netti. Komutan kızına uzun uzun baktı. O bakışta rütbe yoktu. Emir yoktu. Sadece yıllar önce aynı yolu yürümüş iki insan vardı. — Bu konuşma bitmedi, dedi sonunda. Ve arkasını dönüp gitti. Asya olduğu yerde kaldı. Kalbi hızlı atıyordu ama yüzü yine sakindi. Artık herkes ona bakıyordu. Doktor değildi artık. Sadece bir asker de değildi. O an Asya şunu anladı: Beyaz önlük, geçmişi gizleyebilirdi… ama kaderi asla.
Bölüm 1
BÖLÜM 1 – Biricik Ajanım
Bölüm sonu
5 yorum
Saçmalama ayten doktor olmuşsun ne güzel işte vatana hizmet değil mi sanki doktorluk
Kız doktor olmuş ne ajanı
Rütbe konusunda sıfırım biri bana yardım etsin
Çok akıcı ve güzel bir bölüm. Devamını birazdan okuyacağım ve çok merak ediyorum. Kalemine sağlık
1YanıtÇok güzel devamını bekliyorum

