Merkeze geldiğimde beni kapıdaki sekreter Ferda karşıladı.
"İyi Geceler Dolunay Hanım bir şey mı oldu?" diye sordu
"Yo bir hastayla görüşecektim sen rahatsız olma sana da iyi geceler" dedim ve asansöre ilerledim.
Asansöre bindiğimde 2 yazan tuşa bastım.
Asansörün kapısı açılınca karşıma 3 koridor çıktı
Ben dümdüz ilerledim ve soldan 4. kapıyı çalarak içeriye girdim.
İçeriye girdiğimde beni kapkaranlık bir oda ve yatakta yatan 16 yaşındaki kız karşıladı.
Sabah bana 'sen beni anlayamazsın!' diye bağıran o kızdı.
Adı Deryaydı.
Ama kendi dertlerine derman olamamıştı.
Yavaşça yanına ilerledim
"Ben seni anlıyorum" dediğimde kızın gözlerindeki duygu geçişini gördüm.
"A-ama nasıl?" dedi
"Nasıl korktuğunu nasıl ümitsizliğe düştüğünü ve intihar ederken nasıl özgür hissettiğini biliyorum. Ben seni anlıyorum" dediğimde kızın gözleri doldu.
"Sen beni anlıyorsun" onu başımla onayladım
"Ben seni anlıyorum."
Kızın gözünden bir damla yaş düştü.
Sonra bir tane daha ve bir tane daha...
Ona kollarımı açtım.
O ise beni bekletmeden bana sarıldı.
Ama hala kendi kendine mırıldanıyordu.
"O beni anlıyor. O beni anlıyor..." diye devam ediyordu.
Daha sonra o uykuya dalana kadar onun başında bekledim...














