20. Bölüm: Minik Adımlar, Büyük Umutlar
Aradan geçen aylar, Zeynep (Afra Saraçoğlu) ve Emre (Tolga Sarıtaş) için fırtınalı geçmişin ardından gelen en huzurlu mevsim olmuştu. Şehrin gürültüsünden uzaktaki o sahil evinde, zaman artık sadece onlar için akıyordu. Salonun ortasındaki yumuşak oyun halısının üzerinde, sekiz aylık minik kızları Zehra Güneş Keskin, ellerini ve ayaklarını neşeyle sallayarak etrafa gülücükler saçıyordu.
Zeynep, mutfaktan ellerinde kahve fincanlarıyla gelirken, minik Zehra'nın tatlı mırıltılarını duyunca yüzünde anında devasa bir tebessüm belirdi. Emre ise yere uzanmış, sekiz aylık kızı Zehra Güneş'in minik parmaklarını tutmaya çalışıyordu.
Emre: (Gözlerinin içi parlayarak) "Baksana Zeynep, bugün yine bizi parmağında oynatıyor. Kesin sana çekmiş, bu kadar inatçı ve güzel gülümseme başka türlü olamaz."
Zeynep kahve sehpasına fincanları bırakıp hemen aralarına çömeldi. Sekiz aylık kocaman mavi gözleriyle etrafı inceleyen Zehra Güneş’i kucağına alıp burnuna hafifçe dokundu.
Zeynep: "Asıl babasına benziyor, baksana şimdiden her şeye karar vermeye çalışıyor bakışlarıyla," dedi neşeyle gülerek. "Değil mi prensesim?"
Zehra Güneş, annesinin bu sözü üzerine neşeyil bir çığlık atıp minik ellerini Zeynep'in yanaklarına götürdü.
Emre, karısının ve kızının oluşturduğu bu kusursuz tabloya bakarken derin bir nefes aldı. Hayatlarında artık karanlık sırlar, tehditler ya da kaçışlar yoktu. Sadece bu ev, bu sıcaklık ve tarifi imkansız bir aile saadeti vardı.
Emre: (Zeynep’in omzuna elini atıp ikisini birden kendine çekerken) "İyi ki o gün o kararı almışız Zeynep... 'Biraz daha durmak istemiyorum' derken, meğer asıl hayatımıza koşuyormuşuz."
Zeynep başını Emre’nin omzuna yasladı, kollarındaki sekiz aylık mucizesine ve sevdiklerine sıkıca sarıldı: "Evet sevgilim... En güzel yerindeyiz masalımızın."