İçeriğe geç

Bir Yaz Sonu

Bölüm 3 · 5 dk okuma

Bir Yaz Sonu

Bölüm 3

İlk dans

Ecrin’le karnelerimiz elimizde okulun içecek barında oturmuş kokteyl içtik.Sanırım içinde hafif bir içki aroması vardı galiba… KIRMIZI ŞARAP eğer daha fazla içseydim tahminimce sarhoş olacaktım. İçmem yasaktı çünkü 18 yaşıma yarın girecektim ve 17 yaşında maalesef alkol almam yasaktı zaten çok içmeyi istemiyordum alkol falan çok vasat geliyor bana. Yaşasın sütlü kahve! Hayatımın yani 15 yaşımdan beri hayatımın merkezindeki şey sütlü kahve.

Tam o sırada aklıma gördüğüm yanılsama geldi bir anlık Marcusu Yiğit sanmıştım fakat ikiside aynı olduğu için aynı takımı giymiş olma olasılığını düşündüm. Bir saniye ya! Bundan banane ki? Umurumda olmayı hak eden son kişi bile değildi. Düşüncelerimi çalan şarkı böldü İngilizceydi “senin sadece bir nefes uzağındayım” “bir aşk iki dudak arasında.” sözlerin etkisi çok derindi. Anlam olarak çok derin ve detaylıydı şarkıyla bir çocuk sahneye çıktı yürüyüşünde asalet gözlerinde adalet vardı yemyeşil gözleri ormanlara taş çıkartacak cinstendi. Bu resmen gözlerin adaleti duruşunun asaleti sözünün beden bulmuş harikası gibiydi onu ilk defa görüyorum ama çok güzel gözlere sahipti yandan bakınca. Yürüyüşüne kaydı gözlerin biranda. Tam o esnada gözlerimiz buluştu gözlerimin maviliği onun yeşilleri ile buluştu.

Dalgalı kumral saçları yürüyüşünün asaleti ile dalgalanıyordu. Sanki zaman yavaşlamış ve sadece ikimizin

bakışlarında hız vardı. Zamanın duması gibiydi ama bakışlarımız ayrıldığında zaman düzeldi ben gözlerimi ondan alamıyorum. Bana neler oluyor? Bu… Güçlü bir çekim gibi. Önüme dönüp kokteyl imle ilgileniyormuş gibi yaptım.

Biraz internette zaman geçirmeye karar verdim. Sanırım soğuk bir kahve için doğru zaman diyerek önüme döndüğümde çocuk yanımda belirdi! Çığlık benzeri korktuğumu belli eden bir ses çıkardım. İrkildiğimi anlamış olacakki biraz gri çekildi referans yapar gibi önümde hafifçe eğilerek sağ elini uzattı. Ne yapacağımı bilemez bir şekilde omuzlarımı hareket ettirerek kendimi ifade ettim. Kıkırdadı… Bana bakarak gülümsedi. Çok içten ve samimi bir şekilde Gamzeleri… Gamzeleri vardı. Çok tatlı bir şekilde gülümsedi. Bana gülümsedi. İNANAMIYORUM! BANA GÜLÜMSEDİ Pekala sakin ol Mira bu sadece bir ürperti. Diye düşünerek suratımdaki tebessümü yok ettim. Fark etmiş olacak ki suratındaki tebessüm gülümsemeye dönüştü. “Benimle dans etmek istermisiniz leydim” dedi bir insanın olabileceği en kibar tavırla. Sonuna özellikle vurgu yapmıştı. Şok olmuş bir ifadeyle ona baktım.

Kulağıma doğru eğilip “bunu evet olarak alıyorum leydim” dedi. Tüylerim ürperdi. Bir anda şarkı başka ama tatlı bir İngilice şarkı oldu .

”Jenny tatlım sen benim en yakın arkadaşımsın”

” Herhün rujunu bu kadar sık ödünç almamın bir nedeni var”

“Bilmediğin şeyler var”

”Tişörtünü yastık kılıfı olarak kullanıyorum.”

”Arkadaşlığımızı bozmak istiyorum”

” Bunun yerine sevgililer olmalıyız”

Şarkının sözlerinin komikliğiyle kıkırdadım. Kıkırdadığımı görünce dudağının kenarı yukarı doğru kıvrıldı. “Şarkıya güldüğünüz gibi bir gün banada güler misiniz leydiml”. Ardından elimi eline bıraktım. Sanki tenimizin temasıyla tekrardan zaman durmuştu. Sadece bileşmiş ellerimiz ve asla ayrılmayan gözlerimiz vardı sanki gerisi bulanık. “İsminiz nedir bayım?” dedim yüzümü ona doğru yaklaştırdım. Oda bu ani hararetimi anlamış olaca ki oda kafasını bana doğru yaklaştırdı. Aramızdaki 3 karşılık mesafe artık 1 karışa düşmüştü. “Eğer adımı söylediğimde bana bayım demeyi bırakacaksanız olmaz leydim”

“Bu isminizin ne olduğuna bağlı olur bayım” dedim. “Leydim emin ol ismim gibi biriyim ismimi hak etmediğimi düşünen olmadı bugüne kadar”dedi kendiyle övünürcesine. “ İsminizi öğrenmeyi lütfeder misiniz bayım” dedim sesimdeki tınıyı arttırarak.

“Bana ilk şansınızı lütfederseniz neden olmasın leydim” dedi elimizi tekrar birleştirerek. Bu sefer karşı koymadım ve elimi onun elini gözlerimizi birleştirdim. Aniden ayağa kalkmamla gözüm karardı ve tökezledim. Geri doğru kafamı hızla tutup bir kaç adım uzaklaştırdım. GÖREMİYORDUM! Ani bir hızla elbisemin el verdiği kadar yer çöktüm hızlı hızlı nefes aldım. Bir anda onunda önümde diz çöktüğünü anladım. O mu diye dokunmak için elimi uzattığımda kafamı ellerinin arasına alıp beni kendine doğru yaklaştırdı. “İyi misin?” dedi sesinde bir korku vardı. Anlamsız bir endişe sanki o… Benim için endişeleniyordu.

Bu kadar yakınımda olması bani dahasa heyecanlandırdı. “İyi misin?” dedi çok tatlı ve endişeli bir ses tonuyla. “Sanırım…hastayım eve gidip dinlenmeliyim. Özür dilerim.”dedim onunla dans edemeyeceğim için gerçekten üzüldüm.

“Mira. İstersen seni ben götüreyim.” Dedi gülümseyerek. “Adımı nerde-“ dediğim sırada parmağını sesiz olman için dudağımın üstüne kondurdu “Şşşt. Sesiz olun leydim kendinizi yormayın istersen seni evine bırakayım. Bunun için adresinize ihtiyacım var.”

Tamam ankamında başımı salladım. “Bir şey daha soracağım yürümek istemezsen seni taşıya bilirim?” Neden bilmiyorum ama bunu istiyordum. Yani beni taşımasını. Ama bunun yanlış olduğunu söyleyen bir yanım vardı. “Sana yük olmak istemem bayım” diyip aya kalkarken beni durdurdu. “ Siz bana yük olacak son şey bile değilsiniz leydim ama sizin kararınız eğer istemezseniz sadece yürürken destek almanızı sağlarım isterseniz hizmetinizdeyim” dediğinde yüzümde kocaman bir gülümseme oluştu. Oda bu tepkime gülümsedi “T-tamam olur?” Dediğim gibi ayaklarım yerden kesildi. Artık kucağındaydım. Ve sanki gerçekten zaman durmuştu. “ Bende size bir soru sormak istiyorum bayım isminizi bana lütfeder misiniz?” Dedim çünkü onun bana sorduğu sorulardan bir tanesini ona geri ödemeliydim. “Asil. Asil Koç Demirel” ço güzel bir isim. Gerçektende ismi gibiydi. Asil’di. “Çok güzel…” dedim düşüncemi belirterek. “ Beğenmeniz beni sevindirdi leydim. Sizin soy isminiz nedir. Mira devamını bilmek isterim.” Diyerek inadına adımı nereden bildiğini söylemediniz Asil bey. Tanrım. Sabır! Arabaya varmıştık. Tam cevap verecekken arabaya gelince kapıyı açtı ve beni arka koltuğa uzanmam için koydu ve hızlıca arabanın etrafından hızlıca döüp öbür taraftan yanıma oturdu kapıları kapattık. “ Arabayı kim kullanacak bayım?”

“Araba otomatik leydim siz adresinizi söyleyeceksiziz bizi evinize götürecek. Vayy ne hayatlar var. Diye geçirdim içimden. “ Menekşe sokak Çiçekçiler sitesi d papatya apartmanı numara 2012” dedim hızlıca araba algılamış olacakki rota oluşturuldu sinyalini verdi.” “ Birde soy isminiz lazım leydim. Önemli bir bilgi hayat memat meselesi” diye dalga geçti. “ Soy şsimlerimiz neredeyse aynı aslında Demirci”

“ Hımm hoşuma gitti desenize soyisimlerimiz neredeyse aynı leydim bir ortak noktamız çıktı.”

“Unuttum annemi atamalıyım geldiğimi anahtarım evde kapıyı mecbur annem açacak haberi olsun” dediğimde ‘izin senin’ bakışı attı. Ve çalıyor.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.