Kızlarla verdiğimiz karara göre kampa gidiyorduk. Ama Yaz bilmese de erkeklerle aynı çadırlarda kalacaktık. Kamp alanına vardığımız da gözlerime muhteşem beşli takıldı şaşırmış gibi yapıyorlardı.
“Aaaa Sarı sende mi buradasın.”
“Evet lüle. Maalesef.”
“Tamam ben seninle aynı çadırdayım Sarı. Yaz Güney’le Umay Ege’yle Yağmur Emre’yle ve Şu adını bilmediğim pembeli de Ayaz’la kalsın.”
“Bana uyar Lüle.” Yaz dışında herkes onayladığı için çadırlarımıza yerleştik. Birkaç saat sonra kendimi dışarı attım. 8 yaşındaki klosrofobim kendini belli ediyordu. Kızlarla kamp ateşinde marshmellow kızarttık ve onları yiyerek erkeklerin dedikodusunu yaptık ama sonra Arda her şeyin içine sıçtı.
“Ben uyuyacağım Sarı eğer hemen şimdi gelmezsen sana kapıyı açmam.”
“Of Lüle!” O çadıra girmeyi hiç istemiyordum. Ama Arda malı yüzünden girdiğim an terlemeye ve titremeye başladım.
“Sen iyi misin Alara?”
“Evet… yani Hayır… klosrofobim var.” Bunu dememle Arda bana sarıldı.
“Sakinleş Sarı.” Titremem durmuştu Arda bana iyi geliyordu.
“Uyuyacağım.” Şişme yatağa yattım. Ardından Arda’da yattı.
“Sarı?”
“Hm?”
“Ya benim flörtüm var ona hediye alcam da siz kızlar ne seversiniz.”
“Playstasion… öhöm! Pembe ruj falan al ya ben genelde onun alınmasını severim.”
“Ama çok klasik.”
“Dev ayıcık al yani Pandora öhöm pembe ruj kadar iyi değil ama.”
“Tamam Sağol.”