"Artık cidden çıkalım ama hastaneleri hiç sevmem " dediğimde Eren konuşmaya başladı "Hayır efendim çıkamazsın" dediğinde sıkıntıyla nefes verdim ve alev konuşmaya başladı "Artık bu yerden çıkmamız gerek hem Papatya iyi değil hem de hava tükeniyor" dediğinde gene strese girdim çünkü haklıydı eğer bir haftaya çıkmazsak gerçekten havasızlıktan ölebilirdik ve bu en kötüsüydü "O zaman bir şekilde yukarıdaki tabakayı aşmamız gerekli" dediğinde Barış söze girdi "Ama çok dikkatli olmalıyız ya çökerse" dediğinde umudumuz tükenmek üzereydi en sonunda konuşmaya başladım "Hepimiz bir şekilde tavana ulaşıp en köşeye gidersek çökse de bir şey olma ihtimali az".
Dediğimde hepsi ilginç bir şekilde onaylamıştı sonra harekete geçmeye karar verdik ve hepimiz hastaneden çıktık ve tırmanmaya başladık uzun süre boyunca tırmandık ama yolu yarılamamıştık bile ben her an gidebilecek kadar kötüleşmiştim etraf gittikçe kasvetini arttırıyordu ben zar zor nefes alırken etraf sallanmaya başlamıştı ve sallanmaya başlamasıyla Lalin ilk düştüğümüzdeki gibi çığlık attı ve Barış hemen yanına koştu ve ona sarıldı aynı şekilde Alev ve Erende sarılıyorken ben her zaman yaptığım gibi anlık korkularda ellerimle kulaklarımı kapatıyor gözlerimi kapatıp yere çömeliyordum bu hareketim karşısında Ateş de bana sarıldı ama ben hala aynı pozda duruyordum sarsıntı bitince gözlerimi açtım ve ellerimi indirip ayağa kalktım.
"Papatya iyi misin" dedi Ateş "e-evet i-iyiyim" dediğimde sesim öyle çok titriyordu ki zor nefes alıyordum kasvet çok artmıştı ama dayanmam gerekiyordu onları benim yüzümden geride bırakamazdım bu yüzden yolu elimle gösterip devam ettik bir süre sonra yolu yarılamıştık ama ben bayılmamak için çabalıyordum gözlerim gittikçe kısılıyordu ama ayakta olmalıydım ben Sayeyim bu yüzden zorundayım ne kadar bana Papatya deseler de ben onlardan değildim ve hiçbir zaman onlardan olmayacaktım sadece kendilerini suçlu hissediyorlardı hepsi bir vicdan meselesiydi.
"Yalnız bizi arıyorlarsa burayı delmeye çalışacaklar ve burası yıkılacaktır" Lalin dediği doğruydu bakışlarım Ateşe kaydığında rahatsızdı "o kadar çok bina yıkıldı ki burayı yıkacak duruma gelmeleri uzun sürecektir" dediğinde rahatlamasam da kendimi bu şekilde avutmaya karar verdim, baya ilerledikten sonra mola vermeye karar verdik ve çıkıntılara oturduk yanımıza aldığımız sularımızı çıkarıp içtik sonrada hem sohbet ettik hem de dinlendik daha doğrusu onlar sohbet etti ben dinledim, tekrar çıkacağımız sırada ben bayılmak üzereydim, başım dönüyordu içerisi beni ciddi anlamda sıkmaya başlamıştı bunu anlamış olacaklar ki Ateş "iyi misin" dediğinde konuşacak halim bile yoktu ben de evet anlamında başımı salladığım an.
Eren söze girdi "ne iyisi Ateş kız konuşamıyor bile sende mal mal soruyorsun sanki bilmiyorsun kız berbat" dediğinde gülümsedim ve gene o lanet olasıca göz yaşı neden her kötü olduğumda bu bir şekilde anlaşılıyor ki neden bir kerede bu kız iyi denmiyor "Farkındayım sadece konuşturursak bayılmaz diye düşündüm" derken o kadar masumdu ki ilk defa bu kadar masum görüyordum onu "Ateş [derin bir iç çekti] canım kardeşim Papatya uyumuyor bayılıyor bilmem farkında mısın" dediğinde Alev ve Lalin kıkırdadı "Allah s-sohbet-tinizi art-ttır-sın a-a-ma" derken gene bayılacak gibi oldum ve bir çıkıntıya tutunarak ayakta durmaya çalıştım ama ayaklarım bükülüyordu ve bir şekilde düşecek gibi oluyordum.
Ve bu yüzden tökezliyordum tam bu sırada konuşuyorlardı ama ben duyamayacak kadar kötüydüm en sonunda tam bayılacağım sırada biri beni kucağına aldı ama kim aldı neden aldı hiçbir fikrim yoktu tek bildiğim taşınıyor olmamdı onu da belimdeki el ve sarsıntıdan anlamıştım. Gözlerimi açtığımda Ateşin yüzünü gördüm ve kaşlarımı çattım benim uyandığımı gördüğünde gülümsedi ve "Uyuyan prenses uyanmış" dediğinde hepsi oooo diye inledi ve Eren "o uyuyan güzel değil miydi yaa" dedi Ateş bundan rahatsız olup sinirli bir bakış atıp boğazını temizlediğinde hepsi sustu ve "Tamam abi ya bir şey demedik Papatyana" dedi Barış bunu dedikten sonra herkes şaşkınlıkla Barışa baktığında Ateş konuştu "Siz buna sabah yürek mi yedirdiniz" dediğinde Lalin konuşmaya başladı.
"Ateş havasızlık bunun beynine yansıdı" dediğinde Eren yaramazca konuştu "Olmayan" dediğinde Barış Erene doğru koştu Eren de kıvrak bir hareketle kurtuldu ve birbirini kovalamaya başladılar Ateş gözlerini devirerek "çocuk ya bunlar" diye homurdandı ve tekrardan bana bakarak gülümsedi "eee rüyanda ne gördün" dediğinde kaşlarımı çattım "Ateş iyi misin" dediğimde o da kaşlarını çatarak "neden" dediğinde konuşmaya başladım "Hani ben uyumadım bayıldım" dediğimde jeton yeni düşmüştü "nasıl yani bayıldığında rüya görmüyor musun" dedi eğlenerek, gözlerimi devirdim "Sence" dediğimde anlamamış gibi yaparak "hiç bayılmadım ama sen böyle bakmaya devam edersen büyük ihtimalle bayılma profesörü olabilirim".
Dediğinde ona ters bakışlar attığımda yalandan tökezleyerek "bak düşeriz" dediğinde yüzümü komik bir şekilde buruşturup kızgınmış gibi yaptığımda gerçekten de yere düştük ama öyle komik düşmüştük ki ikimizde yan yanaydık onun kolu başımın altındaydı bu halimize herkes gülerken Lalin bağırarak "Best ship alkışlayınnnn" dediğinde hepsi alkışlamaya ve ıslık çalmaya başladı en sonunda Barış ve Eren aynı anda dizilerdeki gibi ve yaramazca "ooo bunlar ne yapıyor" dediler demeleriyle Ateş başıma dikkat ederek hızlıca ayağa kalktı ve bunları kovalamaya başladığında biz kızlarla gülmekten yıkılıyorduk Eren "Yapma abilerin bir tanesiii" diye bağırıyor aynı zamanda Ateşten tekme yiyordu Barış ise "Ateş a-ateş abim göz bebeğim canımın içi b-bak yapma gözünü seveyim" diyordu ve kaçıyordu.
